Başarılı bir iş kadını, özverili bir anne… Pervin Ersoy

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sosyal sorumluluk projelerine verdiği destekle takdir toplayan ve özenli bakış açısını hayatının her noktasına başarıyla entegre eden güçlü bir kadın; Pervin Ersoy…

 

Cemiyet hayatının sevilen isimlerinden Pervin Ersoy, oldukça keyifli bir röportaj ile konuğumuz oldu. Dergimize samimi açıklamalarda bulunan Ersoy, iş ve aile hayatı arasında kurduğu dengeyi “İş hayatı da tabi ki bir kadın için çok önemli ama ev ve çocuklarla olan denge bozulmamalı asla…” sözleriyle özetledi.

 

-Pervin Hanım, sizi televizyondan tanıyoruz diyebiliriz aslında. TV sektöründe uzun yıllar oldukça başarılı işlere imza attınız. Bunun yanı sıra radyo programlarına da sesinizle hayat verdiniz. Peki, şu sıralar neler yapıyorsunuz?

 

Ben İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Ayrıca Basın Halkla İlişkiler Master’ı yaptım. Üniversite yıllarında Neşe Erberk ajansında çalışmaya başladım. İlk TV deneyimimi de o zamanlar Efe Özal’ın kanalı olan Kanal Market’te kazandım. Kanal Market TV üzerinden satış ve pazarlama kanalıydı. Orada yaklaşık 2,5 sene çalıştım. Gerçekten geriye dönüp baktığımda TV sektöründe en keyifli günlerimi Kanal Market’te geçirdiğimi söyleyebilirim…

 

Daha sonra sırasıyla 5,5 sene Show TV ve 2 seneye yakın Kanal 6’da çalıştım. Show TV’de sabah kuşağında “Günaydın Türkiye” isimli programın sunuculuğunu yaptım. Ayrıca her gün canlı yayında sunduğum bir çocuk yarışma programım ve Cine 5’te sunduğum sinema günlüğü programım da vardı… Bunların yanı sıra Show Radyo’da da her gün 2 saat canlı yayındaydım.

 

Ardından Kanal 6 Ana Haber’de Ardan Zentürk ve Rana Elikle beraber haber sundum. Arka Pencere kültür sanat magazin aktüalite ağırlıklı bir haber kuşağıydı…

 

Kanal 6’dan ayrıldıktan sonra 2000 yılında TV deki profesyonel çalışma hayatıma ara vererek Etstur’un Basın Halkla İlişkiler Müdürlüğü görevini üstlendim. 5 yıl boyunca eşimin firmasında aktif olarak çalıştım. Sonrasında evlilik ve çocuklar ön plana geçti. Part- time olarak iş hayatıma hep devam ettim. Bu yıl da 2015 Nisan ayında sevgili Burcu Hattat ile birlikte bir iş geliştirme ajansı olan PİGA A.Ş’yi kurduk. İlk işimizi de Lion Diamond firmasının lansmanını üstlenerek yaptık… Çok keyifli ve çok güzel bir iş oldu bizde yaptığımız bu lansmandan çok olumlu dönüşler aldık.

 

-Piga Project’in çalışmaları hakkında bilgi alabilir miyiz? Lion Diamond markasına destek verdiğinizi biliyoruz. Bu işbirliği nasıl gerçekleşti?

 

Piga’yı kurarken aslında şirkete kafamızda olan 1-2 iş kolunu da dahil ettik. Mesela Burcu ile çok sevdiğimiz, ürünlerini giyerken keyif aldığımız bir yabancı firma var. Şimdi bu firmanın da ürünlerini getirtiyoruz, onlarında satışını yapacağız. Yurtdışından gelmesi biraz zaman alıyor özellikle plajlarda ve yaz için ideal kıyafetler tasarlayan bir markanın peşindeyiz. Umarım çok beğenilir.

 

Piga olarak butik iş yapmayı hedefliyoruz. Özellikle ürününü beğendiğimiz, güvendiğimiz ve tanıdığımız insanlarla çalışmak bana daha keyifli geliyor. O zaman iki tarafta birbirini daha iyi anlıyor ve hayal kırıklığı veya başarısızlık ortadan kalkıyor…

 

Lion Diamond ile çalışırken hem işin mutfağını gördük hem de Burcu birebir tasarım ekibiyle mücevher tasarladı. O zaman her şeye dahil olduğumuz için Öznur hanımla lansman ile ilgili anlaşmamız ve ortak noktada buluşmamız çok daha kolay oldu. Les Ottomans’da 19 parçalık fancy pırlanta tanıtımını görücüye çıkardık ve herkes tarafından çok beğenildi…

 

Tanıtım ve reklam marka bilinirliği açısından çok önemli. Bugün artık bütün büyük şirketler doğru reklamın çok etkin olduğunun bilincinde. Bundan dolayı başarılı bir reklam kampanyasında, başarılı bir tanıtımda marka hemen kendini göstermeye ve ön plana çıkmaya başlıyor. Lion Diamond için daha yolun başındayız firmayla ortak yapacağımız büyük projelerimiz var. Bu yaz Bodrum’da da planladığımız çok farklı sürpriz bir etkinliğimiz olacak. Belki bizim otellerden birinde de marka için değişik bir lansman gündeme gelebilir…

 

IMG_3285

 

-Pervin Ersoy nasıl bir annedir?

 

Ben her zaman elimden geldiğince çocuklarıma iyi bir anne, eşime anlayışlı bir eş olmaya çalışıyorum. Zamanımı da ona göre yönetiyorum. Ofisim evime yakın olduğu için iş hayatında trafikle ilgili bir sıkıntım yok olabildiğince evime ve aileme vakit ayırabilmek için kendimi trafikten uzak tutuyorum.

 

Nasıl bir anne olduğuma gelince, yerine göre anlayışlı yerine göre de otoriter bir anneyim. Bunun ayarlamasını elimden geldiğince dengede tutmaya çalışıyorum. Çocuklarımla vakit geçirmeyi onların her şeyiyle A’dan Z’ye ilgilenmeyi çok seviyorum. Çünkü bu anlar, gerçekten de eşsiz bir keyif veriyor. Büyüdüklerinde zaten hiçbir şeylerine karıştırmayacakları için ben şimdi bu durumun tadını çıkarıyorum (gülüyor).

 

Benim en büyük hayat görüşüm çocukların en değerli varlığının anneleri olduğudur. Bundan dolayıdır ki hangi yaşta olursa olsun bir çocuğun anneye her alanda ihtiyacı vardır. Çocuklarımızdan ilgi alaka ve sevgimizi hiç esirgememeliyiz. İnsan hayatının her döneminde her yaşında annenin rolü büyüktür. Ben bunu bilerek, hissederek büyüdüm. Çocuklarımın da beni her koşulda en vazgeçilmez kapı olarak görmelerini istiyorum… İş hayatı da tabi ki bir kadın için çok önemli ama ev ve çocuklarla olan denge bozulmamalı asla…

 

-Sevgili eşinizin çok yoğun bir tempoda çalıştığını biliyoruz. Eşinizin bu yoğun temposu aile hayatınızı nasıl etkiliyor?

 

Eşime karşı ise şöyle özetleyebilirim; bizde sistem fazla müdahaleci olmamak üzerine kurulu. İncik-cincik bir ilişkimiz yok. Herkesin kendi doğruları ve yaşam alanı var bizim evliliğimizde. Birbirimize büyük saygı duyuyoruz. Eşim çok başarılı bir insan, bunda da en önemli etken çok çalışması. Çalışma azmi ve hırsı beraberinde başarıyı getiriyor. Tüm bunların yanında yoğun bir iş temposu var ve o tempoya ayak uydurmak da kolay değil. Çünkü çok seyahat eden ve programı çok yoğun olan bir eş, zamanla sizin ortak yapacağınız tüm planları da suya düşürebiliyor (gülüyor). Ben artık bu duruma alıştım. Birlikte katılmamız gereken organizasyonlarda birkaç gün önceden eşimin ajandasına not aldırıyorum. Son dakika bir toplantı çıkmazsa katılıyoruz… Aslında biz tatilciyiz, herkese Etstur olarak tatil satıyoruz ama babamızın yoğunluğundan dolayı biz çok da fazla tatil yapamıyoruz. Bu duruma açıkçası çok takılıyorum. Neyse ki çocuklar büyüyor, babamız katılamadığında onlarla gideceğiz artık (gülüyor).

 

Modaya bakış açınız nedir, stilinizi nasıl tanımlarsınız?

 

Elimden geldiğince sezon trendlerini takip etmeye çalışıyorum. Genelde vitrin bakmayı ve alışveriş yapmayı çok seven bir insanım. Ancak sırf moda diye beğenmediğim bir kıyafeti veya rengi asla giymem. Bazı şeyleri moda olsun veya olmasın, yıllarca üstümden çıkarmadığımda olmuştur. Tarzıma uygun olan şeyleri giymekten keyif alırım spor&şık giyinmeyi seviyorum. Her sezon olmazsa olmaz mutlaka 1-2 parça aldığım takıntılı markalarım da vardır. Etro, Mıchael Kors, Balenciaga, Alexander Wang, Missoni ve Versace kıyafette her sezon mutlaka alışveriş yaptığım markalar arasında yer alır. Çantada ilk tercihim ise rahatlığı ve tarzıma uygunluğu sebebiyle Balenciaga. Ayakkabıda ise en favori ayakkabılarım kalıbının tam bana uygun olması ve ne kadar topuklu olursa olsun rahatlığı nedeniyle; Sergio Rossi ve Gianvito Rossi sonraki sırada ise YSL var. Kıyafet alışverişlerinde öncelikli tercihim ve göz önünde bulundurduğum ilk koşul, o kıyafeti taşırken kendimi ne kadar rahat hissettiğimdir. İstediği kadar şık ve gösterişli bir kıyafet olsun içinde rahat değilsem asla almam. Saatlerce kıyafet deneyen bir tip asla değilimdir. Özellikle yurt dışında bu özelliğim çok işe yarıyor, arttırdığım vakitlerle kahve keyfi yapabiliyorum.

 

-Sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyor musunuz?

 

Tabiî ki bu tarz projelerde yer alıyorum. 5 yıl boyunca da her zaman çok başarılı bulduğum ÇABA derneğinde bilfiil çalıştım. Şimdilerde ise gönüllü olarak destek veriyorum. Bugün birçok dernek, hayırlı işlere imza atmak güzel şeyler başarmak adına yoğun faaliyet gösteriyor… Çaba, Mikader, Epos ve daha birçoğuna elimden geldiğince yaptıkları organizasyonlara katılarak destek vermeye çalışıyorum. Bizlerde gönüllü çalışan insanlarız birilerine bir yerlere faydamız oluyorsa ne mutlu… Bizimde sevgili arkadaşlarım; Bilge Eren, Burcu Hattat ve Ebru Seyyar ile birlikte tamamen destek ve gönülden çalışma şartıyla Eylül ayında tüp bebek ile ilgili bir projemiz var. Memorial Hastanesi ile Bilge Hanım görüşmeleri yaptı. Gerçekten ihtiyacı olan ve uzun zamandır çocuk sahibi olamamış aileler için bir yemek düzenleyeceğiz.

Yorumlar kapalı.