Baya Bi’ Bahadıring Yaptık!

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Popülerliği ile tabiri yerindeyse İnstagram’ı sallayan Emir Bahadır yeni projesi ile ekranlara çıkmaya hazırlanıyor. Özlediğimiz türden, yolu samimiyetten geçen bir program olacağının haberini şimdiden verelim… Peki, kimdir Emir Bahadır, nasıl bir hayat sürüyor İnstagram fotolarının bize anlattığı kareler dışında? 

 

Baştan söyleyelim, bu söyleşi bolca samimiyet, dolu dolu kahkaha ve fazlasıyla içtenlik içeriyor. Hayata geçireceği projeler ve merak edilesi yaşamına dair sorularımızı büyük bir içtenlikle cevaplayan Emir Bahadır kimdir dersiniz? Sevgili Bahadır iş hayatındaki duruşunu başarıyla kanıtlamış biri… Tabii bir de instagramdaki popülerliği… Peki ya gerçekte neleri sever Emir Bahadır, nasıl biridir? Bu keyifli söyleşimizde tüm soruların cevaplarını bulabileceksiniz.  Aynı zamanda neden bu kadar çok beğenildiğinin cevabını da…

 

Röportajlarınızda arkadaş canlısı ve oldukça sosyal bir insan olduğunuzu ifade ediyorsunuz. Bu işinizin gerekliliği mi, yoksa sahip olduğunuz kişilik yapısı mı?

 

Aslında çok enteresan bir konu, ben insanlarla tanıştığımda genel olarak ürkerler benden. Duvarlarım vardır, insanların bana yaklaşmasına çok izin vermem. Kendimi koruma maksatlı böyle davranıyorum sanırım. Tanıştığım insanları seversem çok severim, sevmezsem hiç ilgilenmem. Çok doğrucu bir karaktere sahibim. Yaptığım bir şeyi gerçekten istiyorsam yaparım, samimiyetsiz davranmam. Arkadaşlıklarımda yaş sınırı yoktur, 15 yaşındaki insanla da 55 yaşındaki insanla da arkadaşlık kurabilirim. Sonuç olarak evet sosyal bir insanım. Ama sevdiğim insanlarla…

 

Hümanist diyebilir miyiz sizin için?

 

Hem evet hem hayır. Hümanist gibi birtakım laflar çok abartılı ve genel bence. İnsan hem iyidir hem de kötü. Kişinin kendisini koruyabilmesi için bazen kötü olması gerekir. Allah’tan insandan çok iyi anlarım. Hiçbir zaman kendimi kullandırtmadım. Annem her zaman ‘Senden çok iyi bir baba ve eş olur’ der. Çünkü düşünceliyimdir, insanlar ne düşünür, ne ister, nasıl rahat eder gibi konularda hep özenli davranmaya çalışırım.

 

Böyle olmanızda aldığınız eğitimlerin de katkısını görüyor musunuz?

 

Üniversitede çok ilginç dersler aldım. Hem işletme hem de teknoloji mühendisliği okudum. Yapay zeka bilimi diye bir dersimiz vardı, orda ilginç bir soru sormuşlardı. Soru şöyleydi; kendinizi bir köprünün üzerinde düşünün ve o köprünün üzerinden tren geçiyor. Tren raylarına bağlı 3 kişi var ve sizin yanınızda da 1 kişi var. Eğer yanınızdaki 1 kişiyi köprüden aşağı iterseniz o 3 kişi kurtulacak, eğer yanınızdaki kişiyi atmazsanız o 3 kişi ölecek. Böyle bir soruya cevap veremedim. Çünkü işin içinde iletişim ve yakınlık var. Fakat aynı soruyu kameralarla dolu olaya uzaktan bakan bir kontrol odasında sorduklarında ve bu itme işlemi kırmızı bir düğmeye basarak gerçekleşecek denildiğinde 1 kişinin atılmasına, diğer 3 kişinin kurtulmasına karar verdim. Çünkü o zaman insanlarla iletişim ya da yakınlık yoktu. Bu sadece uzaktan verilen bir karardı benim için. Beynimin hiç bu kadar zorlandığını hatırlamıyorum, dersten çıktığımda resmen kafam ısınmıştı. Sonuç olarak insan çok karmaşık bir yapıya sahip…

 

Aileniz farklı bir sektörde olsaydı ve siz de farklı bir eğitim almış olsaydınız hangi mesleği tercih ederdiniz? İlla ki bu konu üzerine bir şeyler düşünmüşsünüzdür diye düşünüyorum.

 

Her küçük çocuk gibi ben de doktor mu olsam, mühendis mi olsam diye düşünürdüm. Ama anneannem bana hep ‘Avukat ol. Allah sana ciddi bir çene vermiş, sen istediğini almadan bırakmazsın adamı’ derdi. Gerçekten de doğru söylemiş. Çünkü konuşurum ve herkesi de ikna edebilirim, öyle bir karakterim var açıkçası.

 

Emir Bahadir by Ruben Tomas_02

 

İkna gücünüzü hangi zamanlarda kullandığınız? Hatırladığınız bir anınız var mı bizimle paylaşacağınız?

 

Size çok komik bir anımı anlatayım hatta daha önce hiçbir yerle paylaşmamıştım bu anımı; üniversitedeyim ve accounting dersi alıyorum ve bu dersten de nefret ediyorum. Sınavdayım yanımda da Asyalı bir arkadaşım oturuyor, Hong Konglu, çok da zeki bir çocuk. Bu arada benim derslerim de bu kadar gezmeme rağmen hep iyidir ama bu dersi bir türlü yapamıyorum. Neyse çocukla biz sınavda kopya çektik. Gerçekten de her şeyi onun kağıdına bakarak yaptım. Sonra İstanbul a geldim bu arada notlarımı bekliyorum. Hocadan bir e-mail geldi, beni 3 hafta sonra yanına bekliyor. Eyvah dedim yakalandım. Sonuçta 3 haftam vardı ve dedim ki oturayım çalışayım ben bu dersi ve oturup İstanbul’da eşek gibi accounting dersi çalıştım. O kadar iyi öğrendim ki, hocanın yanına gittim ve bana sınavı yeniden yaptırdı. Bütün soruları doğru cevapladım ama adam bana dedi ki şu an biliyorsun ama sınav zamanı bilmiyordun, sınav kâğıdın yanındaki arkadaşınla aynı, kopya çekmişsin belli ki. Ben de bu yaptığınız ırkçılık dedim, neden ben kopya çekmiş olayım ki, bak hepsini bildim, arkadaşım Asyalı diye mi benim bilemediğimi düşündünüz dedim. Ayrıca benim ailem hiçbir zaman bana başarılı olmam yönünde eğitim konusunda baskı yapmadı, beni asla hırslı bir insan olarak yetiştirmedi. Böyle bir pozisyonda neden kopya çekeyim ki dedim. Bu arada Amerika’da en büyük suç ayrımcılıktır. Notumu aldım ve çıktım hocanın odasından. Kısacası kendimi iyi savunurum.

 

Biraz da gayrimenkul sektöründen bahsedelim. Kiraladığınız ya da satış yaptığınız profili kimler oluşturuyor?

 

Benim şirketim de benim gibi enternasyonal, çok yabancı ve değişik çevrelerle iş yapan bir şirket. Gerek üniversite öğrencisine, gerekse Katar Prensi’ne ev sağlayabilen bir şirkete sahibiz. Büyük şirketlerle hatta devletlerle çalışıyoruz. Şöyle bir şey de söylemek isterim, eskiden bu kadar büyük bütçeli yerleri alabilen insanların yaşları bayağı yüksekti ama artık teknolojinin de gelişmesiyle durum bayağı değişti. Teknoloji sayesinde genç insanlar çok para kazanmaya başladı. Şu anda müşteri profilimizde o kadar çok genç yatırımcı, genç milyarder var ki… Bu durum beni çok mutlu ediyor. Bizim şirketimizin özelliği ‘one on one’ yani birebir iletişime dayalı olması. Çok iyi teknoloji platformlarını kullanabiliyoruz, her türlü müşterimize her konuda yardımcı olabiliyoruz. Aslında bizim yaptığımız iş bir nevi danışmanlık.

 

Gayrimenkul sektörünün önde gelen isimlerinden biri olarak bize Amerikan mimarisinden ve Amerikan halkının beklentilerinden bahsedebilir misiniz?

 

Biraz sert olacak ama Amerika çok yüzeysel yaşayan bir ülke. Mesela şuraya bir şey döküldü üstünü örter geçer. Aynı şekilde bu durum gayrimenkule de yansıyor. Çok ciddi fiyatlara satılan bir yer oluyor, içine bir giriyorsunuz süpürgelikler çapraz, yerlerdeki parkeler lekeli. Bunlar olmaması gereken şeyler, özellikle o rakamlar verildikten sonra. Fakat Amerikalılar için bunlar çok normal.

 

Amerika ve insanlarını biraz özensiz diye tanımlayabilir miyiz?

 

Bana biraz özensiz geliyorlar. Çünkü onlar büyürken bizim aldığımız kültür ve eğitimi almıyorlar. Örneğin Türkiye’de dünya kültürünü öğreniyoruz, Türk okullarında tarih ve coğrafya gibi derslerde her zaman bir Fransa, İngiltere, Rus komünizmi ya da Alman kültürüne dair pek çok şey öğreniyoruz. Ama Amerikalılar öyle değil, onlar sadece Amerika’yı öğreniyorlar. Amerika çok güzel, çok güçlü… Amerikalılar çok iyi… American Dream kısacası… Lalaland de yaşayan bir topluluk sonuçta. Tabii ki onların da ciddi entelektüelleri, sanatçıları yazarları var ama genel olarak yüzeysel bir halk diyebilirim.

 

Ülkemizdeki inşaat sektöründe yaşanan patlama hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Açıkçası çok yanlış buluyorum. Türkiye’de işi gücü olmayan 2 kuruş parası olan herkes inşaatçıyım diye geçiniyor. Bu söylediğimi pek çok insan yanlış anlayacak ve karşı çıkacak. Çünkü pek çok insan son 5-10 senede inşaatçı oldu. Bence inşaat ve gayrimenkul gibi işler aileden gelmeli, insanlar bu gelenekle büyümeli ve ciddi anlamda eğitim almalı donanım sahibi olmalı. Bu durum ne ABD’de ne İngiltere’de ne de dünyanın herhangi bölgesinde böyle değil. Sadece Türkiye’de herkes inşaatçı olabileceğini düşünüyor.

 

Türkiye Doğru Lanse Edilmiyor

Amerikan halkının Türklere bakışı nasıl, Türkiye’yle ilgili nasıl bir izlenimleri var?

 

Sadece Amerika değil, eğitim hayatımdan dolayı Avrupa’da da sıklıkla bulunduğum için bu konu hakkında oldukça fazla gözlemlerim oldu ve açıkçası bu konu beni çok üzüyor. Türkiye hiçbir zaman bizim yaşadığımız ülke gibi lanse edilmiyor. İnsanlar bizi Ortadoğu ülkesi gibi görmeye pek meraklılar. Ben Türküm dediğimde yatılı okuldayken hemen pasaportumu görmek istemişlerdi. Kimse benim Türk olduğuma inanmamıştı. Türkiye’ye baktığımızda bulunduğu coğrafyanın en iyi koşullara sahip, en modern ülkesi ama hiçbir zaman doğru anlatılamamış. Türkiye’ye hiç gelmemiş bir Amerikalı, buraya gelince fikri anında değişip oldukça olumlu düşüncelerle ülkelerine dönüyorlar. Türkiye’ye hiç gelmemiş ve gelmiş olan iki Amerikalının bir masada konuşmasını dinlerken çok eğlenebilirsiniz.

 

Amerika’da başarılı olabilmek için hangi özelliklere sahip olmak gerekiyor?

 

İş hayatında başarılı olabilmeniz için sahip olmanız gerekenler her yerde aynı. Amerika, Türkiye ya da İngiltere hiç fark etmiyor. Başarı insanın kendi içindeki girişimci ruha, vizyona, başka insanlara olan saygısına ve en çok da özgüvenine bağlı. Ben her konuda çok detaycıyımdır. Araştırmacı ve sorgulayıcı bir yapım var. Başarı için vizyon ve kapasite çok önemli.

 

1 Olmazsa Sıfırların Hiçbir Değeri Yok!

Motivasyon kaynağınız nedir?

 

Beni hayatta en çok motive eden şey sağlık. Dedem bana küçükken hep şöyle bir örnek verirdi: “Bir kağıt al ve hayatta ulaşmak istediğin, hayalini kurduğun her şey için bir 0 yaz. Sonra da o 0’ların önüne 1 rakamını yaz. İşte oradaki 1 sağlık demek. Eğer 1 olmazsa geri kalan 0’ların hiçbir değeri kalmaz.” Bu hikaye benim için çok şey anlatır. Yaşadığım hayat dolayısıyla çok fazla olay gördüm. Bir anda zengin olan ya da bir anda tüm zenginliğini kaybeden insanlar gördüm. Mesela 2 ay önce muslukçumuza 7 milyon dolar piyango çıktı.(Gülüşüyoruz)Hayat hiç belli olmuyor, o nedenle yeter ki sağlık olsun.

 

Peki, Emir Bey, ‘Bahadıring’ hashtagi nedir?

 

Bahadıring ben eğlenirken ortaya çıkan bir hashtag aslında. Bir gün bir yerde otururken arkadaşlar geldi ve yer problemi çıktı. Ben olaya müdahil olunca en iyi masayı hazırladılar ve o gün bir arkadaşım ‘İşte bunun adı Bahadıring’ dedi ve öyle çıktı. Ben hep küçükken ailemle gezerken de öncelik tanınan bir insandım.

 

Halk Olarak Kötülemeyi Seviyoruz

Işığınız yüksek sanırım?

 

Sanırım evet, ışık da diyebiliriz aura da. Bahadıring zamanla oldu. Emir çok şık, Emir çok geziyor, Emir çok biliyor söylentileri çıkınca insanlar sürekli bana sormaya başladılar. Emir nereye gideyim, Emir Meksika ‘ya gideceğim nerede kalmalıyım, Emir balayı için nereyi önerirsin gibi sorular gelmeye başladı. Konu dallanıp budaklanınca, o gittiğimiz ve beni görünce özel masa ayarlanan restoranda arkadaşım ‘Bahadıring’ kavramını ortaya attı ve öyle de kaldı. New York’ta hayatım boyunca bahşiş ödemedim kapıdaki adamlara. Hatta New York’a taşındıktan 3 ay sonra ziyaretime annem geldi. Bir gün beraber yürüyoruz; tüm bar ve restoranların kapısında duran görevliler sürekli Emir Bey nasılsınız, Emir Bey selam deyince annem çok şaşırdı. ‘Emir sen ne yapıyorsun burada?’ diye sordu. Ben de bilmiyorum anne dedim, arkadaşlar geceleri 200-300 dolar tip veriyorlar ve ertesi gün adamlar onları hatırlamıyor ama beni hatırlıyorlar ve seviyorlar. Sonuç olarak ‘Bahadıring’ işte bu, arkadaşlar arasında yayılan bir şey. İnstagramımı ilk kendim kullanıyordum. Kendim için foto albüm olarak kullanmaya başladım, sonra birtakım tepkiler almaya, ilgi görmeye başladı. Baktığın zaman benim hayatımın eğlenceli tarafını yansıtan bir sistem bir foto albüm. İnstagram sayfamın kesinlikle görgüsüzlükle sonradan görmelikle ilgisi yok ki herhalde Türkiye’de sonradan görme olamayacak az insandan biriyim. Türk halkı olarak olumsuz eleştiri yapmayı, kötülemeyi çok seviyoruz. Başarısızlar her zaman salaktır, güzel kızların ne olduğu bellidir, başarılı ise mutlaka kötü bir şey yapmıştır ya da onu da bulamazlarsa mutlaka sonradan görme derler. Çünkü hiçbir zaman kendi yaşadığı hayatı sizinkiyle bağdaştıramazlar. Çok fazla Türk arkadaşım var ve hepsini de çok seviyorum fakat şu bir gerçek ki halk olarak kötülemeyi çok seviyoruz.

 

Sitemkar yanıtınızdan anladığım kadarıyla Bahadıring sevildiği kadar eleştirilen de bir durum. Peki, Bahadıring’in olanaklarla da ilintisi var mı?

 

Hayır değil aslında, bence hayattan keyif alma ve istediğiniz şeyleri özgürce yapabilme hali. İnstagram’da size yansıması olanakları akla getiriyor olabilir ama öyle değil, bir grafiti duvarının altında oturup uzun süre arkadaşlarla sohbet ederiz ve sonra ‘Ooo baya bir Bahadıring yaptık’ deriz. Bu tarz bir durum işte… Özünde bir hashtag sadece.

 

Çok Zengin Ama Boş İnsanlar Gördüm

Daha eğlenceli konulara geçelim artık isterseniz, birlikte olacağınız insanı hangi özelliklerine göre tercih edersiniz, kıstaslarınız var mı?

 

Birlikte olduğum insan da benim gibi çok yönlü olmalı. Ben çok sıkılgan bir insanım, sıkıcı konulardan, boş konuşmalardan ve yüzeysel insanlardan çok sıkılırım. Çok zengin ama çok boş, fakir ama çok derin insanlar gördüm. Beraber olduğum insanın da benim gibi görmüş geçirmiş ve hazmetmiş bir insan olmasını tercih ederim. İyi bir aile sahibi olması çok önemli, iyi yetiştirilmiş olmalı. Eğer öyle değilse eksiklikler maksimum 2 yıl içerisinde ortaya çıkacaktır. Benim için ilişkideki en önemli şey aslında iletişim. Konuşabilmek, anlaşabilmek… Davul bile dengi denginedir fakat buradaki denklikten kastım kesinlikle maddi denklik değil fakat para amaç olmasa da araç bir tarafıyla. Çünkü iyi bir eğitim sofistike bir kişilik için şart. Bu da bir tarafıyla parayla ilintili. Beraber müzikale gidebilmeli, müzelere gidebilmeliyim ve sanat hakkında konuşabilmeliyim. Opera dinleyebilmeliyim. Bunlar da belli bir gelir düzeyine sahip ailelerin çocuklarına verebileceği türden özellikler.

 

Nasıl bir aileye sahip olmak istersiniz?

 

Eşimle ve çocuklarımla arkadaş olabildiğim bir aileye sahip olmak isterim. Ben çok iyi bir ailede büyüdüm, o nedenle kendi ailem gibi bir aileye sahip olmak isterim.

 

Sanatın en çok hangi dalına ilgi duyuyorsunuz?

 

Contemporary yani modern sanat. Çok enteresan, anneannem ve teyzem antikaya düşkünken benim annem babam her zaman modern sanatla ilgiliydi. Müzelerle, galerilerle her zaman bağlantılı oldukları için ben de ister istemez içindeydim. Bu şekilde büyütüldüğünüzde bunlar sizin bir parçanız oluyor.

 

En sevdiğiniz ressam kim diye sorsam?

 

Picasso derim.

 

Peki, sizin herhangi bir sanat dalına karşı yeteneğiniz var mı?

 

Var. Ben eskiden çok güzel resim çizerdim. Hatta sergi bile açmıştım. Anneannem resim yapmayı sakın bırakma derdi. Ama derslerimin yoğunlaşması yüzme ve kayak gibi spor dallarına yönelmemle resim yapmaktan uzaklaştım.

 

İngiltere’de bir TV kanalında program yapacağınıza dair duyum aldık. Programınızın formatından bizlere bahsedebilir misiniz?

 

Keeping Up Kim Kardashians gibi aslında, reality show. Gerçek hayatınızla ilgili bir belgesel formatında düşünün. Gerçek insan reaksiyonları, dramaları, eğlenceleriyle insanı anlatan bir şov programı.

 

Peki, orada da RTÜK gibi denetleme mekanizmaları var mı?

 

Hayır yok, istediğiniz kişi hakkında, istediğiniz konu hakkında ya da olay hakkında özgürce bakış açınızı ortaya koyabiliyorsunuz.

 

Yalnızken kendine yetebilen insan mutludur

 

Son olarak hayatı mutlu ve başarılı bir şekilde yaşayabilmek için deneyimlerinizden yola çıkarak bize ne önerirsiniz?

 

Mutluluk bence insanın kendine olan bir şeydir. Ben kendi kendine yetebilen biriyim. Boş zamanlarımda kitap okurum, operaya, müzeye ya da müzikale giderim. Yalnızken kendine yetebilen insan mutlu olabilen insandır. Mutluluk yanında başarıyı getirir zaten.

Yorumlar kapalı.