DJ Erdinç Erdoğdu: Üreten herkesin bir şeylerden beslenmeye ihtiyacı var!

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“İstanbul’da gece hayatı bence dünyanın en iyileri arasında. Eskiden yemek başka yerde, eğlence başka yerde olurdu; şimdi ise güzel bir yemeği clube bağlayan mekanlar revaçta” sözleriyle İstanbul gece hayatına dair bir değerlendirme yapan başarılı DJ Erdinç Erdoğduile müzik üzerine oldukça eğlenceli bir sohbet gerçekleştirdik.

 

-Öncelikle Erdinç Erdoğdu’yu biraz tanıyalım. Müziğe nasıl başlamıştır? Bir müzisyen olarak kendini nasıl tanımlar?

 

Müzik çocukluğumdan beri hayatımdaydı. Yabancı müziğe merakım ağabeyimin aldığı Ace of Base, Prodigy kasetleriyle başladı. Daha sonra bu müzikleri başkalarına dinletmeyi keşfettim… Evde yapılan doğum günü partilerinde müzik setinin başına hep ben geçerdim. O gün karar vermiştim DJ olmak istediğime. O günlerden beri de sürekli yeniyi araştıran ve yeni şeyleri kendi ülke sounduma empoze eden bir müzisyen olmaya çalışıyorum.

 

-Bugüne kadar nerelerde çaldın?

 

İlk olarak Profesyonel anlamda Life Roof’ ta Rock, Oldscool çalarak başladım, benim için yeri çok ayrıdır. TwentyCC, Kalamış Chocolate, Fame, Versai, Vento, Hillside Beach Club, Nopa, Good Mood ve Pera Publico gibi yerlerin resident DJ’liğini yaptım. Daha sonra kurumsal işlerde, davetler ve düğünlerde de performans göstermeye başladım.

 

-Şarkılarını yaparken ne tür ekipmanlar kullanıyorsun? Çaldığın herhangi bir enstrüman var mı?

 

Ben müzik yapmaya ProTools ile başladım ve halen ProTools la devam ediyorum. Kullanımı benim için çok rahat ve kayıt mix teknolojisinde de diğer programlardan çok iyi. Gitar ve iyi bir synthsiezer kullanıcısıyım.

 

-Yaptığın prodüksiyonların yurtdışında büyük ilgi gördüğünü biliyoruz. Bize biraz yaptığın prodüksiyonlardan bahseder misin?

 

Yaptığım prodüksiyonlar yurt dışında birçok DJ’ in ve Beatport gibi dijital müzik satış sitelerinin listesine girdi. Depeche Mode’ un ”Enjoy The Silence” şarkısını coverladık ve bunların içinde en önemlisi oldu. Ibiza’ nın en büyük kulüplerinden biri olan Pacha Ibiza’ nın 15 senedir çıkardığı toplama albümü Las Tardes en Ibıza 2014 de dahil olmak üzere toplamda 12 adet compilationa girdi. Bunların dışında Outrageous Lies, Kiss ve Occuppy The World singlelarımda Beatport ve DJTunes sitelerinde en iyi ilk 100e girdi. Çıkardığım her şarkıyı listelere sokmayı başarıyoruz.

 

-Peki remix ini yapacağın şarkılarda ne gibi özellikler arıyorsun?

 

Şarkıyı sevmek çok önemli, yoksa çalışırken ızdırap oluyor ve güzel bir iş çıkmıyor ortaya.

 

-Bugünlerde neler yapıyorsun? Yeni projelerin var mı?

 

Evet, yeni ve bitmiş projemiz var. Occupy The World singleimda da bana eşlik eden DJ Funky C’ nin vokallerini yaptığı Nu Disco tarzında ”GO OFF” isimli yeni bir şarkı yaptık. Şubat ortası Beatporttan satışa çıkacak. Umarım bu şarkımız da listelerdeki yerini alacak. Hepsi grubundan tanıdığımız Gülçin Ergül’ ün yeni albümüne Chill Step tarzında bir remix yaptım. Sanırım ülkemizin ilk Türkçe sözlü chillstep şarkısı olacak…Türk prodüktörler Mr.Nu&Deepjack, jennifer page’ den bildiğimiz ”Crush” a yeni bir cover yaptılar ve ben de Ali Arsan ile birlikte bu şarkıya bir remix yaptım. Şubat sonu o da iTunes’de satışa çıkacak…

 

-Solo performanslarının yanında grup kurduğunu duyduk. Bize bu projenden bahsetmek ister misin?

 

Şubat ayı sonunda lansmanını yapacağımız ve sır gibi sakladığım bir projeyle geliyoruz. Bu projenin Türkiye’ de ilk defa yapılacak olması da beni ayrıca heyecanlandırıyor. Bu projenin dışında Melis Dağ ile yaptığım bir Deep House, Disco projemiz var. Alt yapılarını benim hazırladığım ve tamamıyla canlı olan sahnemizde Melis Dağ bana vokalde eşlik ediyor. Önümüzdeki aylarda da bizi yeni Türkçe bir coverla birlikte görebileceksiniz.

 

-Müzik dışında farklı sanat dalları da üretim sürecine katkı sağlıyor mu?

 

Tabii ki. Üreten herkesin bir şeylerden beslenmeye ihtiyacı var. İyi bir film beni olumlu yönde güzel besliyor ve tabi ki en büyük sanat eseri doğa. Gerçi yaşadığımız şehirde pek beslenecek bir şey kalmadı ama olsun, gökyüzü hala mavi…

 

-Sürekli değişim gösteren müzik ve eğlence sektörüne ayak uydurmak zor oluyor mu? İstanbul gece hayatı ile ilgili gözlemlerin nelerdir?

 

İstanbul’da gece hayatı bence dünyanın en iyileri arasında. Elbette müzik ve eğlence anlayışı değişti; ama değişime ayak uydurmak biz DJlerin doğasında var ve her zaman da olmalı. Eskiden yemek başka yerde, eğlence başka yerde olurdu; şimdi ise güzel bir yemeği clube bağlayan mekanlar revaçta. Ben de bunlardan bir tanesi olan Nopa’ nın resident djliğini yapıyordum. Daha geniş ve eğlenceli bir set çıkıyor. Böylelikle kendi ortamınızı oluşturabiliyor, insanların dikkatini müziğe çekebiliyorsunuz.

 

-Beğenerek takip ettiğin DJ ya da prodüktörler kimler?

 

Gençken MTV’ de DJ Tom Craft ve Moby izlerdim. 17-18 yaşımdayken Moby’nin bir konserini izledim ve o gün ben DJ olmalıyım demiştim. Depeche Mode, The Cure, Kaskade, Chocolate Puma, Trentemoller ilham aldığım kişilerdir. Ama en büyük idolüm, DJ Bob Sinlar… Sıkı bir hayranıyımdır ayrıca…

 

-Prodüksiyon yapan meslektaşlarına tavsiyelerin nelerdir?

 

Bence dinlemek çalmanın, çalmak da müziği üretmenin yarısıdır. Her DJ prodüksiyon yapacak diye bir kural yok; ama dünya da tabii ki olay bu şekilde geliştiği için herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor… Güzel de projeler çıkıyor. Sosyal medya çok büyük bir havuz ve her gün yüzbinlerce şarkı dinleyicilerle buluşuyor ama bunların büyük bir çoğunluğu da kimsenin kulağına dahi ulaşmadan yok olup gidiyor. Aralarından sıyrılıp kendi işlerinizi dinletmek istiyorsanız biraz tanıdık melodilerden kullanıp, şarkılardan samplelar almalılar. Sample almak DJ’liğin şanındandır. Şu anda hit olan şarkıların çoğu içinde sample bulunduruyor. Ama Türkçe şarkıların samplelarını almak maalesef çok zor. Maalesef ki henüz oturmamış bir telif sistemimiz var… Yabancı şarkıların samplelarına yönelmek bence daha doğru bir adım.

 

-2015 ve sonrası için hedeflerin nelerdir? İleride kendini nerelerde görmek istiyorsun?

 

Daha çok çalışıp daha çok şeyler üretmeyi planlıyorum. Bugüne kadar çıkardığım her şarkı top 100′ e girdi, ancak 22’den yukarı çıkaramadık. Daha çok çalışıp bu sıralamada daha yukarılara çıkmalıyım. Özellikle nickname kullanmayıp kendi ismimle bir şeyler yapmaya çalışıyorum, ”Türk’ ün dışarıda şansı yok” klişesini kırmak için. Gerçi Rusya ve İspanya’nın radyo programlarında adımı söyleyemiyorlar ama olsun, alıştım artık

 

– We Are Young (WAY) Records isimli bir plak şirketin var. Sana demolarını nasıl ulaştırabilirler?

 

Facebook ve Twitter üzerinden bizimle iletişime geçebilirler. Ayrıca beni soundcloud.com/erdincerdogdu youtube.com/djerdincerdogdu

ve Facebook’tan takip edebilir, şarkılarımı dinleyebilirsiniz.

Yorumlar kapalı.