Herkese Her Yerde Kitap

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Herkese Her Yerde Kitap Vakfı gönüllüleri Burcu Hanif ve Yosun Güreli dergimizin bu sayısına konuk oldu. Burcu Hanif çalışmalarını “Daha yapacak iş çok, bizlerde de bunları yapmak için heyecan var” diyerek özetlerken, Yosun Güreli ise “Okuyan bir Türkiye için, okuyan insanlara iş düşüyor” sözleriyle bireysel çabaya dikkat çekti…

 

-Burcu Hanım, okuyucularımıza kısaca kendinizden, eğitim durumunuzdan ve profesyonel özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?

 

Burcu Hanif: İzmir doğumluyum. Özel Türk Koleji Almanca Bölümü mezunuyum. Eğitimimi Boğaziçi Üniversitesi, Fen ve Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde tamamladım. İş hayatına ise üniversitede eğitim görürken  Alarko Holding Hillside Club’ın Halkla İlişkiler departmanında part-time çalışarak başladım. Cenajans Grey’e bağlı GCI ve ardından Bpr’da uzun yıllar müşteri ilişkilerinden sorumlu Grup Direktörü olarak görev yaptım. Son 5 yıldır da Toplum Gönüllüleri Vakfı’na,  sosyal komitenin iletişim stratejilerinin planlanması ve yönetilmesi konusunda gönüllü destek veriyorum. Ayrıca Herkese Her Yerde Kitap Vakfı’nın kurucu üyelerindenim ve vakıfta başkan yardımcısı olarak görev yapıyorum.

 

-Herkese Her Yerde Kitap Vakfı’nın kurulum süreci hakkında bilgi alabilir miyiz? Siz vakfın çalışmalarına nasıl dâhil oldunuz?

 

Burcu Hanif:Herkese Her yerde Kitap Vakfı Bülent Şenver öncülüğünde, alanında birçok değerli ismin desteğiyle kuruldu. Vakfın oluşumu aşamasında sevgili dostumuz Asuman Güreli proje ve vakfın amaçları konusunda beni bilgilendirdi ve davet etti. Ben de vakfın kurucularından biri olarak projede yerimi aldım. Şu an başkan yardımcısı olarak destek veriyorum.

 

Yosun Güreli: Sayın Bülent Şenver vakfı kurduktan sonra benimle irtibata geçip, böyle bir oluşumun içinde olmak isteyip, istemeyeceğimi sordu. Ben de istediğimi söyledim.

 

-Herkese Her Yerde Kitap Vakfı kısa süre içinde birçok güzel proje ile karşımıza çıktı. Bu projelerden bahseder misiniz?

 

Burcu Hanif:Herkese Kitap Vakfı olarak son 2 senedir “Kitap Bağışla Bize, Okusun Tüm Türkiye” sloganı ile Migros mağazalarında kitap toplama kampanyası gerçekleştiriyoruz. İlk seneki kampanyamızdan 29 bin, bu seneki kampanyamızdan ise 20 bin kitap topladık.

 

Bu kitapların hepsi www.kitapvakfi.org adresinden bize başvurup, form dolduran ihtiyaç sahibi kurumlara gönderiliyor. Bunların arasında ağırlıklı okullar olmak üzere, cezaevleri, alay komutanlıkları da var. Bugüne kadar 82 okula kitap gönderdik. Gönderdiğimiz kitap adedi ise 38 bin’e yaklaştı.

 

Yine D&R işbirliği ile sürdürdüğümüz “Kitapcan Kitap Hediye Kartı” projemiz kapsamında, her ay bu karta belli bir miktar yatıran bağışçılarımız ile ihtiyaç sahibi öğrencileri buluşturarak, kendi seçtikleri kitabı bu kart ile satın almalarını hedefliyoruz. Bu projemizle, bağışçı kurumların sayesinde birçok Darüşşafaka öğrencimizi kart sahibi yapıp, seçtikleri kitapları almaları için D&R’da ağırladık. Yine Türkiye’nin dört bir yanından ihtiyaç sahibi öğrenciler web sitemizden ilgili formu doldurarak bu kart için başvurabiliyor. Bu yolla onlarca öğrenciyi kendilerine bağış yapan kitap velileri ile buluşturarak  kütüphanelerine katkıda bulunduk. Daha yapacak iş çok, bizlerde de bunları yapmak için heyecan var…

 

-Kitap okumanın hayatınızdaki yeri ve önemi nedir? Kütüphanenizde en çok ne tarz kitaplar var?

 

Burcu Hanif:Olmazsa olmazım diyebilirim… Uzun tatillerde bavulumda mutlaka iki-üç kitabım olur… Kitap okumadan uyuduğum gün sayısı çok azdır. Kitabın bana yarattığı dünya ile baş başa kalmak benim için müthiş bir dinlenme ve ihtiyaçtır.

 

Ben biyografi, tarih ve kişisel gelişim kitapları okumaktan ayrı bir keyif alıyorum. Hatta bazı biyografi kitaplarını bir defadan fazla okuduğumu söyleyebilirim. Her birinin hayatından alınacak farklı tecrübeler var diye düşünüyorum.

 

Yosun Güreli:Benim kütüphanemde her tür kitap var; çoğunluk ise gerçekle örtüşen kitaplar…

 

Yosun Güreli-Burcu Hanif

 

Sizce insanları kitap okumaya teşvik etmek için ne gibi çalışmalar yapılmalı?

 

Burcu Hanif:Türkiye’de maalesef okuma oranı çok düşük. Birleşmiş Milletler raporuna göre Türkiye okuma sıralamasında 86. sırada. Bu noktada olmamızın birçok sebepleri olduğunu düşünüyorum… Ülkenin okuma yazma oranı,eğitimde sağlanan fırsat eşitliği,  kitap okuma alışkanlığının yaratılması ve sürdürülmesi adına yürütülen devlet politikaları, ekonomik anlamda kitlelerin istediği kitaplara ulaşabilmeleri için gelir imkanlarının durumu ve daha birçok etken kitap okuma alışkanlığında etkili.

 

Devlet desteği ve STK’ların işbirliği ile okullarda kitap okuma alışkanlığının cazip hale getirilmesi gerekiyor. Bebeklikten  itibaren en sık birlikte olduğumuz, öncelikli örnek aldığımız kişilerin çekirdek aile bireyleri olduğundan yola çıkarak, kitap okumaya özendirmek ve doğru rol model olabilmek adına en çok anne- babalara iş düşüyor. Unutmayalım ki çocuk duyduğunu değil, gördüğünü uyguluyor.

 

Yosun Güreli: Kitap okumak bir secimdir en basta… Kimse kitap okumayı severek doğmaz; ilgisi, merakı, gelişme isteği, bilme isteği, hayal dünyası ve anne-babadan gördüğü alışkanlıklar doğrultusunda yaptığı bir seçimle baslar… Bu yüzden kitap okumayan birinin ister çocuk olsun ister yetişkinbir gün kitap okuma isteğiyle uyanmasını beklemek anlamsızdır…

 

Önce onlara bir sebep verilmeli… Eğer kişinin kendi istek, ilgi, merak alanı kişiyi kitap okumaya yöneltmediyse, görsel olarak belli sıklıkta görülen bir alışkanlığa maruz kalmak o kişiyi, özellikle de çocukları etkiler…

 

Bazı şeyler”moda” olunca, pek çok kişi tarafından yapılınca prim yapıyor. Bu sebeple okuyan bir Türkiye için, okuyan insanlara iş düşüyor. Okuma eylemini sokağa, toplu ulaşım araçlarına taşımak, olabildiğince diğer insanlara bir nevi “kitap okuyorum arkadaş” dedirtmek, bir yerden sonra bunun salgın gibi yayılmasını sağlayacaktır. Bu konuda biz de elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz tabii ki; ama bu sırf vakıflarla, derneklerle olmaz. Toplum içinde yasayan birey, isterse ne kadar etkili olabildiğini katılımcı olduğunda anlayabilir…

 

-Burcu Hanım kendinize zaman ayırdığınızda neler yapmaktan hoşlanırsınız?

 

Eşimle seyahat etmeyi çok seviyoruz. Her sene görmediğimiz farklı destinasyonlara gitme kararımızı son 4 senedir başarıyla uyguluyoruz. Onun dışında, kitap okumak, güncel dergileri takip etmek, sevdiğim sanatçıların konserlerini ve sergilerini takip etmek, sinemaya gitmek ruhen beni çok besliyor ve dinlendiriyor. Arkadaşlarımla vakit geçirmek de çok kıymetlidir benim için.

 

Tüm bunların dışında önceliğim  her zaman yeğenim Berk’le vakit geçirmek. Karşılıklı tarifsiz bir aşk yaşanıyor aramızda…

 

Modaya bakış açınız nedir, stilinizi nasıl tanımlarsınız?

 

Burcu Hanif: Ben de “Moda geçici stil kalıcı” diyenlerdenim. Oldukça sade, net bir tarzım var. Bence insanın stilini; saç, makyaj, kıyafet ve tavır bir araya gelerek oluşturuyor. Ben her şeyin sade, abartıdan uzak halini beğeniyor, hayatıma uyguluyorum.

 

Yosun Güreli:Moda bana görebazı merciler tarafından “bu sene bu” diye dikte edilen, genelin de bu sözünpeşindengittiğişeydir… Benlik bir durum değildoğrusöylemek gerekirse. Üniformamantığı bir nevi. Okullar bitti ancak hala birileri bize ne giyeceğimizi soyluyor. Sokakta aynımüesseseye veya okula gidiyormuş gibi insanlar görüyoruz. Ben bireysel güceinanıyorum. Kendi yaratım sürecini insandan alıp ‘Dur! Ben sana söyleyeyim ne giyeceğini’ demeyi doğru bulmuyorum.. Bunlar robotlaşmayı sevdirme durumları.Aslında bir durup bakacak olursakseve seve hür değiliz. İnsan olmak çokilginçbir deneyim…

Yorumlar kapalı.