Heyecanım hiç eksilmedi…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

DJ kabininden gözlemlediğim; hayat, insanlar, tepkiler ve en önemlisi değişen jenerasyonlar…

 

Hayallerim vardı, onların peşinden koştum, hiç bırakmadım ve de şimdi hayalimdeki gibi kabine çıktığımda kitlelere kendimi ve müziğimi anlatabiliyor, onlarla bu yol ile iletişim kurabiliyorum. DJ olmak böyle bir şey olsa gerek. Kabine çıktığımda bunu hissetmek güzel. 18 sene boyunca birçok farklı mekânda ve farklı organizasyonlarda çaldım. Kimi nereden nasıl yakalayacağımı az çok kabine çıkıp baktığımda görebiliyorum. Tabii bir de jenerasyonlar değiştikçe kitleler de değişiyor, müzik değişiyor. Kabinden baktığınızda insanların önünüzde durmaması için bunları çok iyi takip etmeniz gerekiyor yani güncelliği. Tabii bu söylediklerim biraz da tecrübe ile eşdeğer…

 

İnsan tipleri ve İstanbul’da dj’lik…

 

İki türlü insan tipi var: Biri müzik dinlemeye, dans etmeye çıkan insanlar; diğeri ise müziğe hiç aldırmayıp etrafı kesenler ki onlara yapabilecek hiçbir şey olmuyor. Ancak ne olursa olsun, siz asla duruşunuzu bozmamalısınız, çünkü insanların sizden bir beklentisi var. Sizi dinlemeye ya da mekâna, partiye veya eğlenmeye geldikleri için onları eğlendirip aynı frekansta olmanız ve bununla beraber bu işten keyif almanız gerekiyor. Onlara o pozitif enerjiyi verip yakalamanız lâzım.

 

İstanbul’da DJ olmak aslında zor. Çok farklı kültürlerden farklı insanların sürekli sirkülasyon içerisinde olduğu bir şehir burası. Eskiden İstanbul’da gidilen yerler ve insanlar belliydi. Şu an o kadar çok mekân, parti ve etkinlik yapılıyor ki takip edemiyorsunuz. Bir yandan da görünürde çok fazla DJ var ama aslında yok! Yani demek istediğim İstanbul’da müzik adına dinlemeye gidebileceğiniz DJ sayısı çok az.

 

Artık DJ’liğin gerçek bir meslek olduğu ve önemi anlaşılmaya başlandı Türkiye’de. Dünyada eskiden DJ’lere farklı gözle bakılırdı. Gece sürekli dışarıda olup içki içen, bütün gece çalışıp sonrasında gün boyu uyuyan insanlar diye bilinirdi. Aslında tam tersi!

 

Dj’lik yorucudur ve dikkat ister!

 

Ben yıllardır bu işin içindeyim, kendime ve sağlığıma iyi bakmak zorundayım. Dinç olmalıyım ki işimi yapabileyim. DJ’lik yaparken alkol almaya gelince… Bir iki kadeh dışında alkol, insanın ilgisini ve algısını bozuyor. Algın açık bir haldeyken müzik çalıp insanları yakalamak hem daha kolay hem de daha doğru. Aksi takdirde kendinize çalmaya başlıyorsunuz ve etrafı göremiyorsunuz. Çok yorucu bir iş yapıyoruz. Çünkü sürekli göz önündesiniz ve insanlar sizi sürekli takip etmek istiyorlar. Her şeyinize dikkat etmeniz lazım. Görünüşünüz, kıyafetleriniz, duruşunuz, konuşmanız… Bunlar çok önemli şeyler. Aslına bakacak olursanız, kabinden indikten sonra ve gün içerisinde yapılacak çok işiniz oluyor.

 

DJ’lik sadece gece kulüplerinde performans sergilemek değildir. Gece kulüpleri dışında ben birçok moda organizasyonunun defilesinde, açılışlarda ve çok farklı etkinliklerde de müzik çaldım. Dünyada da bu şekilde olmaya başladı, uzun bir zamandır da böyle. İşimin en sevdiğim kısmı ise farklı yerler, şehirler, ülkeler görmek, seyahat etmek ve tabii bir de gecenin sonunda eğlenmiş, mutlu yüzlerle mekândan ayrılan insanları görmek. Herhangi birinden şunu duymak da benim bütün yorgunluğumu alıyor ve gece yatağıma uzandığımda huzurlu ve mutlu bir şekilde uyuyabiliyorum: “Teşekkürler, ellerine sağlık gerçekten çok güzel çaldın.” Bu bana ruhen huzur ve mutluluk veriyor.

 

Türkiye’de ve dünyada bir ilk…

 

Bu işe başladığım ilk günden beri nerede ya da nasıl bir organizasyonda olursam olayım, o kabine geçtiğimde her zaman ilk DJ’liğe başladığım günkü enerji ve heyecanla dolu oluyorum. Biraz projelerimden bahsedeyim size. Şu anda yürütmekte olduğum önemli bir remix çalışmam var. Bunun dışında performanslarım yaz sezonu nedeniyle daha da yoğunlaşmaya başladı. Bir de Red Bull Türkiye On Premise departmanının “Red Bull Fligth Club” ve “Red Bull Red Monday Partileri” gibi event’lerinin yedi senedir DJ’liğini yapıyorum. En önemli projem ise Türkiye Beyaz Ay Derneği Ankara Şube Başkanı Abdullah Tuncay ile hazırlamakta olduğumuz sosyal sorumluluk projesi. 20 Down sendromlu çocuğumuza altı ay boyunca DJ’lik eğitimi vereceğiz! Bu proje Türkiye’de ve dünyada ilk olacak. Bu da benim için çok gurur verici bir şey…

Yorumlar kapalı.