Jessie J İstanbul’a geliyor! 

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Son hiti “Bang Bang” ile müzik listelerini altüst eden günümüzün en çarpıcı pop idolü Jessie J, 3 Temmuz Cuma akşamı Pozitif Live organizasyonuyla KüçükÇiftlikpark’ta hayranlarıyla buluşacak!

 

“Domino”, “Price Tag”, “Nobody’s Perfect”, “Bang Bang”gibi hit parçalarıyla tüm dünyayı kasıp kavuran ve Türkiye’de de büyük bir hayran kitlesi edinen İngiliz pop yıldızı Jessie J, renkli sahne şovu ve ezbere söylenen şarkılarıyla hayranlarına eğlence dolu bir konser yaşatmak için İstanbul’a geliyor.

 

Milyonlarca albüm satışı ve kazandığı ödüllerle müzik dünyasının en çok takip edilen starları arasına giren Jessie J, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle 2015 yazının en renkli şovu için 3 Temmuz’da KüçükÇiftlikpark’ta!

 

Guguk Kuşu, Sabancı Gösteri Merkezi’nde…

 

“Guguk Kuşu” tutuklu olduğu cezaevinde çalışmaktan kurtulmak için deli taklidi yaparak güvenlik önlemleri daha az olan bir akıl hastanesine sevk edilen Mc Murphy adlı mahkûmun burada geçirdiği zamanı konu alıyor.

 

Mc Murphy özelinde “deli kimdir?” “delileri sistem mi yaratır?”, “kim deli ya da kim akıllı” sorularına yanıt arıyor.

 

Yazan: Ken Kesey

Yöneten: Şakir Gürzumar

Oynayanlar:  Oktay Kaynarca, Galip Erdal, Deniz Uğur, Tuba Ünsal…

 

Mamma Mia (2)

 

“Mamma Mia!” ile eğlenmeye hazır mısınız?

 

20 yıldır 54 milyon kişi tarafından izlenen ve şarkıları her gün binlerce kez farklı yerlerde yayınlanan dünyanın en ünlü müzikali Mamma Mia! BKM organizasyonuyla bir kez daha İstanbul’da!

ABBA grubunun ölümsüz şarkılarıyla, Sophie’nin düğününden önce babasını bulmaya çalıştığı eğlenceli macerası bir kez daha geliyor!

Komik hikayesi ve herkesin bildiği, her seferinde dansa davet eden şarkıları ile dünyanın en ünlü müzikallerinden, Mamma Mia 29 Eylül’de Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde…

 

 

 

Bambaşka bir bakış açısı:

Acı Tatlı – Ayrılık

 

Aret Vartanyan ve Levent Özdilek’in bir araya geldiği gösteri “Acı Tatlı – Ayrılık”, 11 Nisan – 21 Nisan tarihlerinde Bo Sahne’de…

 

Ayrılık… Bazen senin gidişin, bazen senin geride bırakılışın… Bazen istenmeyen, bazen beklenmeyen son… Bazen tükeniş, bazen ölüm, bazen yok yere… Sebebi ne olursa olsun sonrasında yaşananlarıyla, geride bıraktıklarıyla son nefese taşınan…   Ayrılık korkusu, ayrılık acısı, ayrılık sonrası yaşamın devam edişi sahnede buluşuyor.

 

İki erkeğin gerçek yaşam kesitleriyle bezenmiş, ‘ayrılık’ olgusuna bambaşka bakış açıları getiren unutulmayacak bir gösteri.

 

Yazar ve danışman Aret Vartanyan ile usta oyuncu Levent Özdilek’in bir araya geldiği gösteride, izleyicilerle birlikte ‘ayrılık’ belki de her biriniz için bambaşka bir anlama dönüşecek.

 

50 yıl sonra yeniden…

 

Ülkemizde oynanan ilk tek kişilik oyun olan Bir Delinin Hatıra Defteri’ni Genco Erkal 50 yıl sonra yeniden yorumluyor.

 

28 Mart – 17 Nisan tarihleri arasında sahnelenecek oyun, Nikolay Gogol’un en sevilen öykülerinden biridir ve 1965 yılında sahneye uyarlanmıştır. Ülkemizde ilk tek kişilik oyun olarak Genco Erkal tarafından Ankara Sanat Tiyatrosu’nda oynanan Bir Delinin Hatıra Defteri’ni sanatçı yıllar boyunca üç kez, üç değişik yorumla sahneledi. Şimdiki yapım oyunun 50. yıl kutlaması olarak gündeme geliyor. Gogol’un toplumsal kara mizah başyapıtı bir kez daha güldürürken içimizi acıtacak.

 

8. Uluslararası Antalya Kum Heykel Festivali başlıyor!

 

8.Uluslararası Antalya Kum Heykel Festivali kapsamında, dünyanın en ünlü kum heykeltıraşları Antalya’da buluşacak. Devasa boyutlarda yüzlerce kum heykelin sergileneceği festival, 1 Mayıs 2015 tarihinde Sandland Lara’da ziyaret edilebilecek.

 

8. Uluslararası Antalya Kum Heykel Festivali (SandLand), devasa boyutlarda yüzlerce kum heykelin sergilendiği, alan genişliği, katılan sanatçı sayısı ve kullanılan kum miktarı gibi özellikleriyle dünyanın en büyük kum heykel etkinlikleri arasında yer almaktadır. TC Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi, Antalya Tanıtım Vakfı ve Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin de aralarında bulunduğu pek çok kurum ve kuruluş tarafından desteklenen etkinlik, Global Design Art Works tarafından düzenlenmektedir.

 

Kum heykel sanatı son yıllarda dünyada yeni yeni yaygınlaşan özel bir “ephemeral” (geçici) sanat türüdür. Alternatif sanatlar kapsamında yer alan kum heykel etkinliklerinde sadece su ve kum kullanılmaktadır. Kum heykeltıraşlar yapılan heykelin boyutları da göz önünde tutularak çalışmalarını solo ya da 2-3 kişiden oluşan ekipler halinde yürütürler. Sonuçta ise ortaya yüzlerce ton ağırlığında, metrelerce uzunluk ve yüksekliğe sahip sadece suyun ve kumun kullanıldığı muhteşem eserler ortaya çıkar. Kum Heykel Sanatı hiçbir şeyin kalıcı olmadığı ve her şeyin bir gün yok olacağı felsefesini taşır. Bu yüzden izleyenleri hayrete düşüren bu eşsiz eserler kısa bir dönem sergilendikten sonra yıkılarak tamamen ortadan kaldırılır.

 

Antalya’nın dünyaca ünlü Lara Sahil Bandı’nda 7 bin metrekare alanda, yaklaşık 10 bin ton nehir kumu kullanılarak, dünyanın birçok ülkesinden katılan profesyonel kum heykel sanatçılarının yaklaşık 3 hafta süren performansları neticesinde yaratılan muhteşem eserler her gün 10.00-23.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

 

SEWRGİ ÇİZGİ

 

Sergi:

Çizgi

 

Uygarlık tarihinin en önemli buluşlarından biridir çizgi. Yazılı iletişimin ve sanatsal ifadenin temel yapıtaşıdır. Çizildiği yüzeyin karakteriyle bir ritim kazanır, farklı söylemlerde bulunur, farklı algılar yaratır. Bir düzlem üzerindeki hareket eylemi olarak görebileceğimiz çizgi, çizen kişinin yüzeyle kurduğu ilişkiyle şekillenir, sınırları belirlenir ve bir forma evrilir. Bu bağlamda, çizginin gücü tarihsel süreç içerisinde hem kültürel ortama hem de çizen kişiye bağlı olarak görsel bir hafızaya dönüşür. Mixer’in sadece desen çalışmalarına yer verdiği bu sergide yer alan sanatçılardan Melike Kılıç’ın kağıt yüzeylere yaptığı mekan ve insan figürleri, izleyiciye şiirsel öyküler anlatıyor. Eylül Ceren Ersöz’ün ahşap yüzeylere çizdiği portreler siyasal anlamda kırılmaların yaşandığı tarihsel dönemlere tanıklık ediyor. Kaan Bağcı’nın geometrik çizgilerle birleştirdiği hayvan figürleri yüzeyde değişim göstererek farklı birer metafora dönüşüyor. Güneş Bulut Yılmaz ise portre algımıza yeni bir bakış açısı katıyor. Teknik ve içerik bakımından birbirinden son derece farklı olan ve desen işleriyle bir araya gelen bu dört sanatçı, Mixer’in sergi alanında çizginin dilini ve yüzeylerdeki değişimin birlikteliğini ortaya koyuyor.

“Çizgi” 27 Mart 2015 – 26 Nisan 2015 tarihleri arasında Pazartesi hariç her gün Mixer’de görülebilir.

 

Dansa doyamayacaksınız!

 

Yaratıcı koreografileri ile tasarımcı ve sanatçılarla gerçekleştirmiş olduğu başarılı sahne işbirlikleri için Dance Magazine tarafından “bir görsel kompozisyon ustası” yorumunu alan Jessica Lang, dans topluluğu Jessica Lang Dance Company ile 09- 10 Nisan 2015 tarihlerinde iki gece üst üste İş Sanat’a konuk oluyor.

 

Henüz 2011 yılında kurulmasına rağmen dans otoritelerinin dikkatini çekmekte gecikmeyen bu sıra dışı topluluk, kısa sürede tüm dünyadaki izleyicilerini ritmin ve müziğin büyüsüne çekmeyi başardı. Çarpıcı tasarım unsurlarını kusursuzca bir araya getirerek klasik bale dilini ustaca ele almış ve duygusal yönden çekici çağdaş eserlere dönüştüren Jessica Lang, duyguları muhteşem bir yalınlıkla aksettirme yeteneği ile eleştirmenlerden tam not alıyor. Bu dans dehasının imzasını attığı eserlerin yaratımı ve sahnelenmesi görevini üstlenen Jessica Lang Dance Company, yetenekli ve doğal dansçılarının nefes kesen performansları ve dünyanın başlıca salonlarındaki kapalı gişe etkinlikleriyle uzun bir süre daha dans dünyasını sallayacağa benziyor.

 

Kitap:

D’li Cümleler

 

Uzun yıllardır internet gazetelerinde yazdığı yazıları, dostlarının teşviki ile kitap haline dönüştürmeye karar veren Deray Yurdakul, kelimelerin anlamları ile ustaca oynayan, gülümsetirken düşündüren cümleler kuruyor.

 

“Bazen bir müzik, bazen bir bakış, bazen bir gülümseyiş, bazen de bir cümle bile yeter sevinçle uçurmaya insanı. Kaptanınız konuşuyor. ‘Kemerlerinizi takın, yüreğinizi açın, tam yol mutluluğa gidiyoruz” böyle başlıyor ‘D’li Cümleler’. Çünkü yıllar boyunca yaşamın çemberinden geçerken aklına gelen satırları bir kağıda yazıvermiş ve satırlarının sonuna da isminin baş harfinin Deray’ın D’sini koymuş yazar.  Öz yazmış, kelime oyunlarıyla duygusal inişler ve çıkışlar yapmış. Birçoğu birkaç satırda kendini ifade denemelerinde aşktan ve hüzünden ve en çok da sevgi ve umuttan bahsetmiş.

 

Kitabın ilk baskısı fuar ve imza gününde bitip ikinci baskısı yapılmış, çeşitli dergi, gazete, radyo ve televizyonlarda sıkça yer verilmiştir. Online satışta da en çok satanlar arasına giren yazar daha çok okuyucunun yüreğine dokunabilmeyi hedefliyor.

 

“Hayatımızda kalıcı olsun dediklerimizin çoğu kal acı ol diye anlıyorlardı çoğu defa….”

“Zihnimin arka duvarlarına astığım afişler gibi anlar, zamanın da kapalı gişe oynayan….”

Yorumlar kapalı.