Nilay Özenbay; Eserlerim benim duygularım…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Değerli Black or White okurları; bu ay sizler için heykel sanatçısı Nilay Özenbay’la Emirgan’daki “atölye-showroom”unda, müthiş Boğaz manzarası eşliğinde keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Sizin de aynı keyifle okumanızı diliyorum. Bol sanatlı günler…

 

– Sevgili Nilay Hanım, okuyucularımızın sizi tanıması açısından öncelikle kendinizden ve eğitiminizden kısaca bahseder misiniz?

 

İstanbul doğumluyum. Evliyim, bir kızım ve bir oğlum var. FMV Özel Işık Lisesi mezunuyum.1997 senesinde heykel sanatına gönül verip değişik sanatçılarla birlikte atölye çalışmalarım oldu. Newyork’da Ny School of Visual Arts’ın Heykel Bölümünde de eğitim aldım. Bu atölye çalışmaları süreci içerisinde bir takım deneyim, bilgi ve birikimler beni eğitim almaya yöneltti ve 2011 senesinde üniversite sınavına girdim. Şu an Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümünde okuyorum.

 

– Heykele ilginiz nereden geliyor? Heykellerinizi üretirken nelerden ilham alıyorsunuz ve neler hissediyorsunuz?

 

Beni heykel sanatı ile ilgili en çok etkileyen yurtdışı seyahatlerimde karşılaştığım eserlerdi. Eşimle birlikte, çocuklarımız 5 yaşından liseyi bitirene kadarki süreçte her yaz mevsiminde bir ay yurtdışında bulunurduk. Heykele ilgim ise Roma’nın sokak ve meydanlardaki o muhteşem natüralist devasa heykellerden etkilenmemle başladı. Müze ve sanat galerilerini gezerken de ilgimi resim sanatından daha ziyade heykel çekmiştir; yani her zaman üç boyutun ruhuma daha yakın olduğunu hissetmişimdir.

 

1997 yılında Heykeltraş İrfan Korkmazlar’ın atölyesinde ders almaya başladım. Ve bu sevda beni bugünlere getirdi. Benim heykellerim, duygularımı, duygularımızı hislerle ifade ettiğim figüratif çalışmalardır. Doğa, insan, anatomi ve tüm bunlarım form olarak estetik yönünden çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Ayrıca çalışmalarımda içsel hakikatleri ifade ederken, dışsal formada önem veriyorum.

 

– Şu anda Işık Üniversitesi Heykel Bölümü’nde eğitiminiz devam ediyor. Sizce bu işin eğitimini almak neden önemli?

 

Tarihte kalabilmenin, uygar bir toplumda yaşayabilmenin koşulu sanat ve kültür olduğuna göre; sanat eğitiminin ne kadar önemli olduğunu da kabul etmek gerekir. Ben de yaptığım işi eksik bırakmak istemedim ve Işık Üniversitesi’nin akademik ve sanatsal çalışmalarıyla saygınlık kazanmış seçkin öğretim kadrosu ile eğitim hayatımı taçlandırdım.

 

– Heykellerinizde işlenmesi zor ve maliyeti yüksek olan bronzu tercih ediyorsunuz. Bu malzemeyi tercih etmenizin sebepleri neler?

 

Yapı olarak da zor bir insanım. Bronzu tercih etmemin sebebi duygularımı bu malzemede daha iyi ifade edebiliyor olmam. Çünkü benim için önemli şey; duygularımı en iyi şekilde ifade edebilmek…

 

– Yüksek bir estetik algınız var. Bu durum eserlerinizin yanı sıra hayatınızın diğer alanlarına da yansıyor mu?

 

Çok teşekkür ederim, bunu sizden duymak güzel. Eserlerim benim duygularım, onlar benim hayatı tanımlama ve yaşama biçimim, dolaysıyla hayatımın her alanında estetik var.

 

– Türk sanat tarihine baktığımız zaman diğer plastik sanatlara oranla heykelin daha az gelişmiş bir alan olduğunu görüyoruz. Bu durumda özellikle Müslüman bir ülke olmamızın etkisi büyük. Size göre Türkiye’de heykel algısı son yıllarda değişti mi? Heykel sanatının hak ettiği yeri bulduğuna inanıyor musunuz?

 

Ülkemizde 19. yüzyıl sonlarına kadar; heykel sanatı dinin de etkisiyle mimariye bağlı taş süslemeciliği şeklinde gelişme göstermiştir. Bununla birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nda resim sanatında Batılılaşma hareketinin etkisi sonucu yaşanan gelişmeler heykel sanatında maalesef ki olmamış… Cumhuriyet döneminde ise heykel sanatımızın gelişmesinde ve yaygınlaşmasında önemli yeri olan heykeltraşlarımız var. Bu anlamda Çağdaş Türk Heykel Sanatı’nın, başladığı noktadan itibaren gelişme göstermiş olduğu açık. Günümüze gelirsek, heykelin resim sanatının önünde olmadığı bir gerçek; fakat sanat alanındaki globalleşmeyle birlikte heykelin, insanların ilgisini giderek daha fazla çektiğini görüyoruz.

 

Sonuç olarak yaşamın devinimini düşünerek, günceli sorgulayarak, tarihsel bir noktaya takılı kalmadan; gelenekçi bakış açısından kurtulmalıyız. Ben şu anki durumun bir süreç olduğuna ve heykelin bizim ülkemizde de hak ettiği değere kavuşacağına inanıyorum…

 

nilay-ozenbay-1– Sanat dünyası her geçen gün hızla büyüyor ve gelişiyor. Yeni malzemeler, yeni ifade şekilleri ortaya çıkıyor. Siz kendinizi nasıl güncel tutuyorsunuz? Sanat alanındaki yenilikleri takip ediyor musunuz, yoksa daha geleneksel bir yaklaşımınız mı var?

 

Hayatı her alanda takip ediyorum. Günlük hayattan kopuk yaşamıyorum. Bunun sonucu olarak yeni olan her şeyi takip ediyorum. Duygularımın al dediğini alıyorum. Yenilikçi/gelenekçi gibi ayırımlar yapmıyorum.

 

– Sanatçı kişiliğinizin yanı sıra 30 yıllık bir evliliğiniz ve bu evlilikten bir kızınız, bir de oğlunuz var. Aile yaşantınızla sanat yaşantınızı nasıl bir dengeye oturttunuz? Aileniz sanat kariyeriniz konusunda size destek oluyor mu?

 

Önceleri bunu hobi olarak görüyolardı. Fakat daha sonra bunun bir hobi değil, yaşam biçimim olduğunu ve yaşamımı ona göre düzenlediğimi algıladılar. En büyük destekçi ve eleştirmenlerim çocuklarım diyebilirim. Oğlum Emre’nin estetik algısı çok yüksektir. Yapım aşamasında güzel fikirler verir bana. Kızım Merve ise ona ait duygularıda heykele dökmemi ister. Kendisi de heykel eğitimi almıştır. Okul ödevlerimde de yardımcı oluyolar bana… Ben onlara derslerinde yardım etmiştim, şimdi sıra onlarda…

 

– Biraz da eserlerinize değinmek istiyorum. Biz heykellerin hep bitmiş hallerini görüyoruz. Eserlerinizin yaratım sürecini ve atölye ortamınızı anlatır mısınız? Ne gibi zorlukları var ve tüm bu süreçte en keyif aldığınız aşama hangisi?

 

En keyif aldığım süreç tasarıma karar verdikten sonra, ona çamurla boğuşarak istediğim ruhu yansıtabilmek … Sonra ikinci süreç döküm aşaması başlıyor, işte o sancılı ve zor…

 

– Bundan önce Art Bosphorus Çağdaş Sanat Fuarı’na ve Tüyap-Artist Sanat Fuarı’na katıldınız. Bunların yanı sıra üç adet solo serginiz oldu. Peki bundan sonraki süreçte kariyer hedefleriniz neler? Kendinizi uzun vadede nerede görmek istiyorsunuz?

 

Her sergim ve her çalışmam benim için yeni bir deneyim ve kazanım oluşturmaktadır. Sanatın içine girmiş ve sanatla yaşayan birisi olarak çok çalışıyor ve üretiyorum. Sanatla iç içe yaşama olgum ise beni kendi cennetimi yaratma aşamasına getirdi.

Hedefim; sağlığım el verdiği müddetçe üretmek ve eğitim hayatıma devam etmek…

Yorumlar kapalı.