Operadaki Hayalet Zorlu Center’ da!

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

CATS gibi ünlü müzikallerin bestecisi Andrew Lloyd Webber’in ölümsüz eseri ilk kez İstanbul’da!

 

25 yılı aşan geçmişiyle Broadway’in en uzun soluklu ve en büyük prodüksiyona sahip müzikali Operadaki Hayalet, dünya çapında 40 ülke, 110 şehirde, 65,000 performansla 80 milyonluk bir izleyici kitlesine sahip bir müzikal.

 

Paris Operası’nda hayalet olarak tanınan yüzü ileri derecede deforme olmuş bir müzik dahisinin, yetenekli ve güzel Soprano Christine’e olan saplantılı aşkını konu alan Operadaki Hayalet, kıskançlık, çılgınlık ve ihtirasın kesiştiği büyülü bir hikaye…

 

Gerek ‘The Music of the Night’ gibi ölümsüz eserleri, gerekse hafızalardan uzun süre çıkmayacak sahneleriyle Zorlu’da sezonun en çarpıcı etkinliği olarak dikkat çeken Operadaki Hayalet,  8- 26 Nisan tarihleri boyunca izleyicilerine ömür boyu unutamayacakları anlar yaşatacak.

 

Karsu geliyor!

 

Caz, blues, soul, funk ve Türk müziğini harmanlayarak, kendi deyimiyle “Karsu Müziği” yapan başarılı sanatçı Karsu, 7 Mart’ta Zorlu’da…

 

Çok küçük yaşlarda piyano çalmaya başlayan, Amsterdam doğumlu sanatçı Karsu, çok başarılı bir piyanist, güçlü bir vokal, besteci, söz yazarı ve aranjör… Dünyanın en önemli sahnelerinden New York, Carnegie Hall’da üç kez, North Sea Jazz Festivali’nde ise iki kez konser verdi ve ayakta alkışlandı. Karsu, caz, blues, soul, funk ve Türk müziğini harmanlayarak, kendi deyimiyle ‘Karsu Müziği’ yapıyor.

 

Avrupa’da ve dünyada sık sık konserler veren sanatçı, Türkiye’de de Ankara, İzmir ve İstanbul’da verdiği konserlerinin yanı sıra; İstanbul Caz, Alanya Caz, Ankara Caz, Ramazanda Caz, Akbank Caz festivallerinde de yer aldı ve Türkiye’de konserleri büyük ilgi gören isimlerden biri haline geldi. 2012’de Hollanda’da çıkan ve eleştirmenlerce oldukça beğenilen ilk stüdyo albümü ‘Confession’, geçtiğimiz yıl Türkiye’de de satışa sunuldu. Eylül 2015’de yayınlanacak yeni albümü ise dünya ile aynı anda Türkiye’de satışa sunulacak.

 

2013 yılında ikinci kez katıldığı North Sea Jazz Festivali’ndeki sahnesi, müzik yorumcuları tarafından ‘O konseri ben de izlemiştim’ dedirtecek kadar özel bir performans olarak değerlendirildi. Karsu, aynı zamanda barış elçisi de olduğu Master Peace için ‘Raise Our Hands’ adlı bir barış şarkısı besteledi. Besteyi, 21 Eylül Dünya Barış Günü’nde Hollanda’nın ünlü orkestrası Metropol Orkestrası eşliğinde seslendirdi. Katıldığı festivallerde ayakta alkışlanan, dünya sahnelerinin yeni yıldız ismi Karsu, geçen yıl Zorlu’da verdiği iki kapalı gişe konserden sonra yeni albümünden şarkılara da yer vereceği çok özel konseri ile İstanbullu sanatseverlerle Zorlu’da buluşacak.

 

 

Balenin Yıldızları’ndan sürpriz gala…

 

Balenin Yıldızları, Tchaikovski’nin Fındıkkıran Balesi’nden bir perde ve sürpriz “Gala” gösterisiyle 14 Nisan 2015’te İKÜ Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezi’nde sahne alıyor.

 

Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezi, geleneksel yılsonu temsili gene bu yıl da MSGSÜ Bale Anasanat Dalı ile kapanıyor. Koreografları Prof. Dilek Evgin ve Rus bale hocaları Natalya Kimelova ile Tchaikovski’nin Fındıkkıran Balesi’nden bir perde ve sürpriz “Gala” gösterileriyle seyirciyi selamlıyorlar.

 

 

itzhak perlman

 

Itzhak Perlman yeniden büyüleyecek…

 

20. ve 21. yüzyılın en önemli keman virtüözü kabul edilen Itzhak Perlman, 28 Mayıs 2015 tarihinde Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde…

 

Türkiye’de daha önce verdiği 2 konserinde olduğu gibi her gittiği ülkede müzikseverlerin yoğun ilgisiyle karşılaşarak konser biletleri aylar önceden tükenen, “Schindler’in Listesi” filminden de tanınan Itzhak Perlman, geçmişte Yehudi Menuhin’e ait Stradivari’nin altın çağında yapılmış en iyi kemanı olduğu düşünülen 1714 yapımı antik Soil Stradivarius ile katılacak. Perlman’ın kullandığı enstrümanın değerinin ortalama 20 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor.

 

“En İyi Oda Müziği” ve “En İyi Enstrümantal Solocu Performansı” gibi toplamda 5 ayrı dalda Grammy Ödülü’ne sahip olan Perlman’ın; Harvard, Yale, Brandeis, Roosevelt, Yeshiva ve Hebrew üniversitelerinde fahri ve onursal doktoraları bulunuyor.

 

Yüzyılın sergisi UNIQMÜZE’de başladı!

 

“Muhteşem Yüzyıl” dünya çapında bir sergi prodüksiyonu ile Maslak’ta yeni açılan Uniq İstanbul Kültür ve Sanat Merkezi içinde yer alan UNIQMÜZE’de ziyaretçilere kapılarını açtı.

 

TİMS Productions ve Istanbul Exhibitions tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen “Muhteşem Yüzyıl: Teşhir-i İhtişam” sergisi, Muhteşem Yüzyıl’ın ruhuna dokunma ve dünyasını yakından hissetme şansı veriyor.

 

Muhteşem Yüzyıl’ın büyüleyici atmosferi; dekorları, kostüm ve aksesuarları, mücevher ve taçlarıyla sergiye aktarıldı.

 

Ziyaretçiler, 4 sezon boyunca hafızalardan silinmeyen büyüleyici atmosferin zenginliğini ve içinde bulunma deneyimini yaşayacak ve daha önce hiç görülmemiş, sadece bu sergi için üretilen çok özel sürprizler ile karşılaşacaklar.

 

“Muhteşem Yüzyıl: Teşhir-i İhtişam” sergisinde ziyaretçileri zengin bir içerik, şaşırtıcı multimedya uygulamaları ve çok daha fazlası bekliyor.

 

Ayın kiitabı Swastika-Geceleri

 

Ayın Kitabı:

Swastika Geceleri

 

Modern toplumlarımızın günden güne totaliter rejimlere doğru kaydığı, filozof  Slavoj Zizek’in dediği gibi kapitalizmle demokrasi arasındaki sonsuz evliliğin bittiği bir dönemde hepimizin kafasını kurcalayan şey nasıl bir geleceğin bizi beklediği. Eğer insanlık bu gelecekten işaretleri okuyamayıp bu geleceği değiştiremediği takdirde Katharine Burdekin’in 80 yıl önce kurguladığı faşist bir dünya olabilir mi bizi bekleyen?

 

Şiddet ve hainliğin erkeklere statü kazandırdığı, kadınların damızlık hayvan vasfına indirgendiği bu dünyada herkesin ortaklaşa taptığı tek bir şey vardır: LİDER

 

1937’de Hitler henüz yaşarken yazılan bu roman, uzun süre unutulmuş ancak 1980’lerde tekrar gündeme gelmişti. “1984” ve “Cesur Yeni Dünya” gibi büyük distopik romanların arasında yer alan Swastika Geceleri en önemli feminist eserlerden biri olarak görülmektedir. Önsözden alıntılarsak:

 

“Burdekin Swastika Geceleri’inde yedi yüz yıllık Nazi hegemonyasının ardından bir Avrupa hayal ederken, faşizmin tehlikeleri hakkında uyarıda bulunmaktan daha fazlasını yapıyordu. Burdekin’in kitabı, faşizm analizlerini, Hitler ve onun döneminin özelliklerinin ötesine geçerek ifade etmesi açısından önem taşımaktadır. Faşizmin erkek hegemonyasının olağan gerçekliğinden, cinsiyet rolleri açısından erkek ve kadınları kutuplaştıran bir gerçeklikten nitelik olarak değil, nicelik olarak farklı olduğunu iddia eden Burdekin, davranışın “eril” ve “dişil” şekillerini hicvetmektedir. Bu açıdan Nazi ideolojisi, “erkeklik kültünün” en uç noktaya ulaşmış halidir. Erkeklik kültüne karşı öne sürülen güçlü argumanların yanı sıra bu bağlantı, Burdekin’in kitabını 1930 ve 1940’larda yazılmış diğer pek çok anti faşist karşı ütopya kitabından ayırır.”

Yorumlar kapalı.