Seval Karakaş, Fotoğraf bir tutkudur…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Gözümün gördüğü her güzelliği ölümsüz kılmak, taze tutmak, yıllar sonra o karelere bakıp o anın duygularını hala aynı yoğunlukla hatırlayabilmek, hissedebilmek çok büyük bir keyif. Bu keyif zamanla tutkuya dönüşüyor…”

 

Fotoğrafları ile alışılagelmişin çok dışında bir deneyim yaşatan Seval Karataş, sanata dair oldukça keyifli bir röportaj ile konuğumuz oldu…

 

 

-Seval Hanım, öncelikle bize vakit ayırıp sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederiz. Röportajımıza kısaca sizi tanıyarak başlayabilir miyiz?

 

Öncelikle ben teşekkür ederim. Gerek 30 Ocak 2015 tarihinde ilk kişisel fotoğraf sergimde yalnız bırakmadığınız için gerekse bu röportaj için. 1967 yılında Veteriner bir baba ile aslında el sanatları eğitmeni olan ancak çalışmayan bir annenin ilk çocuğu olarak, babamın ilk görev yeri olan Adıyaman’da dünyaya gelmişim. İlk ve orta eğitimimi Çorum, lise eğitimimi İzmir’de tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi’nde Hukuk eğitimi aldım. Mezun olduktan sonra hakim olarak yurdun çeşitli bölgelerinde görev yapıp, arada 3 yıl kadar kısa bir dönem de avukatlık yaptım. Halen hakim olarak görevime devam etmekteyim.

 

– Sizi hukukçu kimliğinizle tanıyoruz. Ancak sanat alanında da yadsınamaz bir başarınız söz konusu. Bu noktada sanata yönelişinizin nasıl olduğu ile ilgili okuyucularımızı bilgilendirir misiniz? Fotoğraf çekmeye nasıl başladınız?

 

Sanat ile ilgili tarafım annemden geçen bir özellik. Annem el sanatları eğitmeniydi. Hatırlıyorum, çocukluğumda annem yapma çiçekler ve tablolar yapardı fakat o denli gerçekçi yapardı ki anneme sık sık “Bu çiçekler gerçek mi?” sorusu sorulurdu…

 

Lise yıllarımda fotoğrafçılığa ilgi duyduğumu fark ettim ve fotoğraf çekmeye başladım. Gözümün gördüğü her güzelliği ölümsüz kılmak, taze tutmak, yıllar sonra o karelere bakıp o anın duygularını hala aynı yoğunlukla hatırlayabilmek, hissedebilmek çok büyük bir keyif.

 

Bu keyif zamanla tutkuya dönüşüyor… Nereden nasıl bir kare alabilirim duygusu hep içinizde oluyor. Fotoğraf sanatına gönül verenler iyi bilir; baktığınız, gördüğünüz her güzel ve ilginç şeyi dondurmak, fotoğraflamak istiyorsunuz. Bu nedenle makineniz hep yanınızda oluyor.

 

Geçen gün sahil şeridinde trafikteyken denizde iki yunus balığı gördüm. O kadar güzel zıplayarak yüzüyorlardı ki neredeyse arabayı bırakıp fotoğraflarını çekmek için inecektim. Bu görsel şöleni, bu doğal ve muhteşem güzelliği kaçırdığım aklıma geldikçe hala üzülürüm.

 

IMG_3757

 

-Geçtiğimiz ay; iş, sanat, cemiyet ve moda dünyasının önemli isimlerini bir araya geldiği ”Groundbreaking by Seval Karataş” isimli fotoğraf serginizin İstanbul galasını yaptınız. Bu sergi çalışmanızın hikayesini sizden dinlemek isteriz.

 

Yaklaşık 25 yıldan beri fotoğraf çekiyorum. Çektiğim bütün fotoğraflardan oluşan bir arşivim var zaten. Yoğun iş temposu nedeniyle sadece boş vakitlerimde amatörce uğraşabildiğim fotoğraf sanatı, avukatlık yaptığım 3 yıllık kısa dönemimde daha yoğun bir şekilde hayatımda yer etti. Bir gün kendi kişisel sergimi açma hayali hep vardı aklımda ama nasıl, nerede ve ne zaman olacağı konusunda hiçbir fikrim yoktu. Çok spontane gelişti her şey. Müvekkilim ve dostum olan sanat danışmanı Emre Coşkun bir gün bana“ilk serginizi ben açacağım” dedi önce şaka yapıyor sandım. Zaman içinde gerçek olduğunun farkına varıp, müthiş bir heyecan duydum. Hele gala gecesi hayatımın en gurur duyduğum, en mutlu olduğum anlarından biri oldu. Böyle güzel bir anı yaşamama vesile olan Emre Coşkun’a ve bu anı benimle paylaşan sizin gibi bütün dostlarıma sonsuz teşekkürler ediyorum.

 

-Bize gelecek planlarınızdan bahseder misiniz? Önümüzdeki yıllarda, sanata ve hayata dair ne gibi hedefleriniz var?

 

İleriki yıllarda yine sergi açmaya devam etmek istiyorum. Ancak bundan sonraki sergilerimi belli bir konu üzerinde açma düşüncem var. Ayrıca değişik sunumlar düşünüyorum. Benim bir de Edebiyat’a merakım var iyi bir okuyucuyum Kültür Bakanlığı’nda kayıtlı şairim. İlk kitabım 7 yıl önce “Bir duygu tramvayı” adıyla çıkmıştı. Şimdi ikincisini hazırlıyorum. Ayrıca kendi şiirlerimi kendi seslendireceğim bir de CD hazırlayacağız. Bu tarafımı da babamdan almışım. Kendisi muhteşem şiirler yazardı.

 

 -Sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyor musunuz?

 

Sürekli değil maalesef. İş yoğunluğu ve çalışma şartları buna çok elverişli değil ancak bir sergimi tamamen böyle bir projede açmayı çok isterim.

 

-Bu keyifli söyleşinin sonuna gelmişken, eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

 

Böyle keyifli bir söyleşi için çok teşekkür ederim. İnsanın hobilerinin olması çok güzel, zorlu hayat şartları altında adeta soluklanma sebebi. Herkesin önce kendine her ne şekilde olursa olsun zaman ayırması ve de zevk aldığı bir uğraş edinmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu yapabilirsek hem iş verimi hem de yaşam kalitesi yükselir. Bu da toplumsal kalkınmanın en büyük etkenlerinden olacaktır.

Yorumlar kapalı.