Sürprizlere hazır olmak lazım…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Elektronik müzik, her ruh halinin aradığı rengi bulabileceği büyük bir bahçedir diyebilirim.” Sözlerinin sahibi Dj Ümit Türker ile müziği konuştuk…

 

Röportajımıza seni tanıyarak başlayabilir miyiz? Müziğe olan tutkun nasıl başladı?

 

-Merhabalar herkese, 1976 İstanbul doğdum. Müziğe olan aşkım, henüz çok küçükken, müzik kulağımın olduğu söylenip, okul korosunda yer almamla başladı. Ve dans ile de birleşti…

 

Ülkemizde o yıllarda düzenlenen çeşitli dans yarışmalarında dereceler aldım ve birkaç yıl dans eğitmenliği yaptıktan sonra 1989 yılında ilk olarak arkadaşlarımın çaldığı mekanlarda olmak üzere, tabiri caizse “kabinin tozunu yutarak“ büyük bir merak ve heyecanla pikap`a dokunmaya başladım…  O yıllardan bu yana da müzik ile olan serüvenim hiç aralıksız devam etti…

 

Müziğe olan tutkum da Michael Jackson`un etkisi büyüktür diyebilirim. Notaları bilmesem de, vuruşlarla, dokunuşlarla, sound`un nerelerden nerelere geçebildiğini ve bunu nasıl birleştirildiğini merak ederek çoğalan tutkum, amatörce bir amfinin left/right bağlantılarını kullanarak, iki ayrı deck`i birleştirmeye, kendimce mixlemeye kadar varmıştı.

 

Türkiye’nin birçok şehrindeki clublerde, yazlık mekânlarda guest ya da resedent DJ olarak devam eden yıllarda, Power FM`in düzenlediği DJ şampiyonalarından 1995 yılındakinde ilk 3’e girip, yolculuğuma devam ederken, Coca cola ve Fanta ile 5-6 yıl devam eden Türkiye turneleriyle, hem tüm ülkede sahne alma sansı bulup, hem de 60- 70.000 kişiye müzik çalma zevkine ulaşmıştım…

 

Alaylı olarak öğrendiğim DJ`lik hayatımı ve müzik bilgimi, Galatasaray ITM’deki müzik dersleri ve aranjör/ producer arkadaşlarımla destekledim diyebilirim.

 

-Uzun yıllar Power grubun eventlerinde DJ`lik yapıp, Power XL Extra Lounge`un yayın direktörlüğünü yaptın ve şu an Luxury Lounge FM 102.de bu kariyerine devam etmektesin.  Peki radyo maceran nasıl başladı?

 

İste bu anlatması en uzun soluklu ve profesyonellik bir yana, büyüdüğüm donem diyebileceğim bir yolculuk ve ne güzel ki hala devam ediyor…

 

Radyo maceram, bir arkadaşım vasıtası ile başladı. 2002 yılında Akmerkez Vakkorama`da müzik yapacak DJ aranılması üzerine arkadaşım beni tavsiye etmiş. Evet, yıllar önce aynı grubun DJ yarışmasındaki derecem, diğer tavsiye edilen DJ`lerin elenmelerine sebep oldu.

 

Aynı süre içinde yine Vakkorama`nın düzenlediği ve Armin Van Burren, Paul Van Dyk ve Tiesto`nun konuk olduğu, Su Ada’ da ki büyük eventlerde dünya starlarına warm up yaparak bir adım daha attığımı sanıyorum. Sonrasında ise ver elini Power Group…

 

Her gun biraz daha kendimi kendime kanıtlamaya çalışırken, bunu da hissettirmiş olmalıyım ki, şimdilerde adı Fenomen olan radyonun 1 aylık ilk demo süresince, Lounge, House ve türevleriyle bir yayın hazırlamam istenmişti. İşte radyoculuğa ilk adım attığım nokta burasıdır.

 

Sonrasında demo süresi dolup, radyo şu anki haline, yani fenomen olunca, 1 anda değişen sounda gelen tepkiler ve Lounge adı altında hazırladığım yayının, müzik kalitesinden olsa gerek, Cem Bey Power XL`i, Classic`lerin çaldığı halinden çıkarıp, House ve Lounge müziklerin çaldığı, hafta sonlarında yerli yabancı DJ`lerin podcast`lerinin olduğu bir formata dönüştürüp, beni de yayın sorumlusu yaptı. Böylece radyo hayatım tam anlamıyla başladı diyebilirim.

 

Power XL karasal yayından alınıp dijitale geçmesiyle, biraz hevesimin kırılması, gruptaki 7-24 kavramını önemsemeden çalışma düzenimi değiştirmiş olmalı ki, bunu da özellikle Cem Bey hissetmiş (gülüyor). Sonraki süreçte o gruptan çok geçmeden ayrılıp, 1 seneye yakın yurt dışında yaşadım.  Yurtdışı heyecanından sonra Luxury Lounge FM`den gelen teklifle birlikte de radyo hayatım başka bir renk aldı.

 

-Genel yayın yönetmenliğin yaptığın Luxury Lounge FM ile ilgili ileriye yönelik projelerin var mı?

 

Değişen müzik tarzıyla kısa zamanda dinlenme oranlarımızı çok yükseklere çıkarttığımız Luxury’i, event ve mekanlardan canlı yayın ve media sponsorluklarıyla da zenginleştirmeye başladık ve tam gaz devam ediyoruz. Örnegin şu an Türkiye de tek çatı altında 30`u geçkin Dj kadrosu ile her gün biraz daha ivme kazanıyoruz. Sürprizlere hazır olmak lazım…

 

Radyo olarak rakibimizin olmadığını düşünüyorum. Benzer radyoların yaptıklarını hedef ya da örnek almadan, farklı bir formatta planlamalar yapıyoruz. Bu nedenle biraz yavaş ilerliyor olsak da çok yakında patlamaları duyacaksınız diyebilirim.

 

– Elektronik dans müziği hakkında ne düşünüyorsun? Hangi tür müzik sana daha yakın?

 

Birçok yan ve alt kategorisi olan bu tür için söylenecek çok şey olsa da, ben en sade haliyle, elektronik müzik, her ruh halinin aradığı rengi bulabileceği büyük bir bahçedir diyebilirim. Ben bu bahçede uzun zamandır geziyorum. Çok sık olmasa da değişik türlerin sanki benim için yaratılmış olduğunu düşünüyorum.  Şu sıralar ise en bilinen adıyla Deep House son noktamdır…

 

-Türkiye’de ve dünyada örnek aldığın isimler var mı?

 

Örnek almasaydım bu noktada olamazdım gibi geliyor. Elektronik müzikteki değişikliğimle eş zamanda, değişen sound`umla örnek aldığım isimlerde farklılaştı zaman içinde. Fakat hakkını yiyemeyeceğim Carl Cox, Sasha, J. Digweed ilk 3`dedir diye düşünüyorum.

 

-Son olarak neler söylemek istersin?

 

Bana genelde sorulan bir soruyla bitirmek isterim. Nedir bu soru?

-“DJ’liği ne kadar zamanda öğrenebilirim?” cevabım ise

-“25 yılı geçen meslek hayatımda ben hala öğrenmekteyim…”

Değişim, farkındalık ve öğretilerinizle beraber, ne ile uğraşıyorsanız uğraşın, işin içinde aşk varsa devam edin derim…

 

Rally kadar heyecanlı!

 

Ben dj olmak istiyorum! Olabilir miyim ?“diyen kişilere ilk örneğim Rally yarışlarıdır. Şöyle ki; aşağı yukarı herkese araba kullanmayı öğretebilirsiniz ama rally yarışlarına katılmak, tecrübe ve daha bir sürü başka marifet ister…

Club Dj`ligi benim için rally kadar heyecanlı ve ustalık gerektiren bir şeydir. Bunu radyo ile ayrıştırma ya da farkını anlatmaya gelince ise örnekle devam etmek zor…

Yorumlar kapalı.