Zekeriya Turfanda: Kentsel dönüşüm, ruhsal dönüşümdür!

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Kentsel dönüşüm, ruhsal dönüşümdür. Biz, RAM Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım olarak bu işin insan mühendisliği tarafındayız. Her yıl 500 bin konut ihtiyacı olan ülkemizde kentsel dönüşüm önemli bir fırsattır. Tabi bu fırsat “kenti betonlaştırmak” olarak algılanmamalı…”

 

“Ülkemizde kentsel dönüşüm çok önemli bir fırsattır, bu hayati mesele maalesef halkımıza tam manasıyla anlatılamadı. Kamuoyunda rantsal dönüşüm gibi farklı bir bakış açısı oluşturuldu ve bu algı hala da değiştirilemedi” diyerek dergimize özel açıklamalar yapan RAM GMY A.Ş Kurucusu Zekeriya Turfanda “Halbuki 17 Ağustos 1999 Marmara depreminden sonra İnşaat ve Gayrimenkul sektörü her alanda çok büyük bir atılım gerçekleştirdi ve şu anda ülkemizin ekonomisinin lokomotifi haline geldi. Halen yaklaşık %2,5 büyüme oranımızı, iki katına çıkarabilecek kadar da potansiyeli olan etkin bir sektör. Fakat bu dev sektörde devletin ve bizlerin üzerine düşen çok büyük sorumluluklar var. 2012 yılında çıkarılan 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Yasası’nda hala bazı eksikler mevcut. Riskli alanlar ile riskli binaları mutlaka birbirinden ayırmak lazım. Riskli alanlara gecekonduları temizlemek ve rant sağlamak adına verilen yüksek imar artışları var (Fikirtepe gibi). Bunun yerine uluslararası değer yaratan projeler üretilmesi, altyapısı çözülmüş daha yeşil kente saygılı yeşil binalar yapılması gerekir” sözleriyle de inşaat sektörü ve kentsel dönüşüme dair değerlendirmelerde bulundu.

 

-RAM Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım, ‘’ İnsanların kendilerini mutlu ve enerjik hissedecekleri sağlam, güvenli ve renkli yaşam alanları yaratmak’’ iddiasıyla kurulmuş ve birçok başarılı projeye imza atmıştır. Bu noktada faaliyet alanlarınız ve gerçekleştirmiş olduğunuz projeleri sizden dinleyebilir miyiz?

 

RAM Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım, Etiler, Ulus ve Bağdat Caddesi bölgelerinde, MaaNaa markası ile A + kalitede konut ve ofis projeleri üretiyoruz. Ana felsefemiz; mimari tasarımı fark yaratan konseptlerle, insanların kendilerini mutlu, güvenli, sağlıklı, enerjik hissedecekleri; enerji tasarruflu, çevreye uyumlu, insani güzelliklere sahip projeler üretmek ve bu projelerimizle çalıştığımız her mahalleye sanatsal örnek eserler katmaktır.

 

Logomuza baktığınızda uzaktan binaları görürsünüz yakından ise kapıları… “Nedir bu kapılar?” diye soracak olursanız bu kapılar MaaNaa kapılarıdır. Bir tanesi tasarımdır, İstanbul’a saygıyı anlatır. Diğer bir tanesi insanı sembolize eder, evinize kapıdan girersiniz, insana da gönül kapısından… Bir diğeri yaşamı anlatır. Yani o MaaNaa kapılarından birini açtığınızda en renkli yaşam alanına girmiş olduğunuzu sembolize eder… Bu sembollerle MaaNaa’yı birlikte güzelleştirip, bu kalıcı eserleri yarın hayır dualarıyla anılmak üzere RAM Gayrimenkul Yatırım adı altında İstanbul’umuza hizmet veriyoruz.

 

Ülkemizin en önemli marka yöneticisi, satış ve pazarlamada dünya devi şirketlerde profesyonel olarak tepe yöneticilik yapmış olan Candan Karabağlı, yaşamı boyunca Ikea’nın ülkemize getirilmesi gibi çok önemli gayrimenkul geliştirme projelerine imza atmış olan Murat Müftüler ve naçizane kurumsal kaynak yönetimi ile uygulama alanında çeyrek asırdan beri 2 milyon m2 den fazla nitelikli proje üreten ben, logomuzdaki 4. kapı olan bilim, sanat ve felsefe kapısını sembolize ediyoruz.

 

RAM Gayrimenkul’ün başarısının altında altyapıları çok güçlü iyi yetişmiş çok uyumlu bir ekip var. Ülkeye MaaNaa’lı projeler kazandırmak, Türkiye’nin ve dünyanın beğendiği bir marka olmak yolunda aklıselimle ilerliyoruz.

 

MUTLULUĞUN EN ÖNEMLİ ALT YAPISI

DOĞRU PROJEDİR…

 

-Gereksiz detaylardan arınmış, rafine bir şıklık yaratmak için oluşturulmuş bir marka, MaaNaa… MaaNaa projelerini farklı kılan nedir?

 

MaaNaa’yı farklı kılan hız, kalite ve kente, insanımıza saygı diyebiliriz. MaaNaa,18 ay gibi kısa bir sürede özellikle Kalamış, Levent, Ulus ve Etiler bölgelerinde en beğenilen, en güvenilen, en aranılan 6 projeyi hayata geçirdi.

 

Ana felsefemiz müşteri memnuniyeti ve mutluluğu. En önemli alt yapımız da doğru lokasyonda doğru proje… MaaNaa, insanlara kendilerini mutlu ve enerjik hissedecekleri projeler üretmek için yapılandırıldı; insan mühendisliği ile oradaki her bir insana içtenlikle ayrı bir değer vererek yani işin ruhsal dönüşümüne de dikkat ederek, insanları hiçbir baskı altında bırakmadan sevgi ve saygı çerçevesinde riskli binalarını dönüştürmeyi amaçlıyoruz.

 

Kat maliklerini de projenin çözüm ortağı olarak görüyoruz. Daha önce onlar burada oturdukları için her aşamada onları da bu projenin bir parçası olarak kendi ekibimiz gibi görüyoruz. Dairelerin yapım aşamasından itibaren sürekli bir iletişim içinde müşterilerimize kendi evlerini beraber yapma fırsatı farklı alternatif konseptler sunuyoruz… Çünkü eskimiş bir bina hatıralar ve yaşanmışlıklar demektir. Bu ortamdan onları ayırmamak için hep beraber kapı kolundan mutfağın dolap kapak tasarımına, seramiğinden parkesinin rengine kadar kendi tarzlarına göre evlerini tasarlıyoruz.

 

Projenin her aşamasında %100 müşteri memnuniyeti kavramı bizim için çok önemli. Her müşterimize bu doğrultuda formatlanmış bir çözüm odaklı mimar atayarak, isteklerini bire bir uygulamaya gayret ediyoruz. Yani tamamen butik bir üretim yapıyoruz. Bu durum kentsel dönüşümde standart bir şey değil ve çok meşakkatli. Fakat amacımız müşteri memnuniyeti olunca bu zorluklar bize çayımıza şeker katmak gibi bir haz veriyor, işimizi taçlandırıyor, renklendiriyor… Projenin bitişinde onların gözünün içindeki ışığı, mutluluğu görmek ise yaptığımız işte doğru yolda olduğumuzun en güzel ifadesi ve ödülümüz oluyor.

 

-MaaNaa ile yeni bir marka yaratıldı. Bu aşamada marka yaratım süreci ve başarı hakkında görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

 

Marka yaratmanın arkasında yatan en büyük güç bana göre kurumsal bir yönetim anlayışı, tecrübe ve insan mühendisliğimizdir. Çünkü bir markanın başarıya ulaşmasındaki en önemli şart, iyi bir ekiptir. İyi bir ekibiniz varsa tüm hedeflerinize ulaşırsınız. Candan Karabağlı, Murat Müftüler ve benim, meslek hayatımızdaki beşi birliklerimizi bu tecrübe ve bilgeleri RAM Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım’ın çatısı altında topladık.

 

Kısa bir süre içinde de markamıza ve bu markanın yaratacağı eserlere inanan iyi bir ekip kurduk. Şu anda kocaman bir aileyiz. 2012’den beri, yaklaşık 18 ay gibi kısa bir sürede, çok değerli lokasyonlarda bulunan ve afet riski taşıyan altı tane binayı kentsel dönüşüm yasası kapsamında dönüştürerek hem bölgeye hem de ülkemize kazandırdık. İnşallah bundan sonraki süreçte de aynı ahenk ile çalışmalarımıza devam edeceğiz.

 

IMG_4871

 

KENTSEL DÖNÜŞÜM, YANLIŞ ANLAŞILDI…

 

– Türkiye’de inşaat sektörünün gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kentsel dönüşüme dair bir değerlendirme yapar mısınız?

 

Ülkemizde kentsel dönüşüm çok önemli bir fırsattır, bu hayati mesele maalesef halkımıza tam manasıyla anlatılamadı. Kamuoyunda rantsal dönüşüm gibi farklı bir bakış açısı oluşturuldu ve bu algı hala da değiştirilemedi…

 

17 Ağustos 1999 Marmara depreminden sonra İnşaat ve Gayrimenkul sektörü her alanda çok büyük bir atılım gerçekleştirdi ve şu anda ülkemizin ekonomisinin lokomotifi haline geldi. Halen yaklaşık %2,5 büyüme oranımızı, iki katına çıkarabilecek kadar da potansiyeli olan etkin bir sektör… Fakat bu dev sektörde Devletin ve bizlerin üzerine düşen çok büyük sorumluluklar var. 2012 yılında çıkarılan 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Yasası’nda hala bazı eksikler mevcut. Riskli alanlar ile riskli binaları mutlaka birbirinden ayırmak lazım. Riskli alanlara gecekonduları temizlemek ve rant sağlamak adına verilen yüksek imar artışları var, Fikirtepe gibi. Bunun yerine uluslararası değer yaratan projeler üretilmesi, altyapısı çözülmüş daha yeşil kente saygılı yeşil binalar yapılması gerekir. Diğer taraftan sağlam zemin üzerine yapılan afet riski taşıyan binaları hızla dönüştürmek için de parsellerin birleşmesini teşvik edici yasaların acil çıkarılması gerekir. Mesela %10 gibi küçük bir emsal artışı verilse yan yana parsellerin birleşmesi sağlanır. Hatta ada bazlı yapılabilecek projelerin Bakanlık ve Belediyelerce daha yeşil alanlar daha iyi mimari tasarımlar daha çağdaş medeni projeler yapabilmek için önünün açılması lazım riskli alan olarak tabir ettiğimiz yerlerde bir imar artışı yaratmak gibi işlerle ilgilenmiyoruz ve buralardaki imar artışlarını ve insanları mecbur bırakma çalışmalarını da tasvip etmiyoruz. Ülkemizde kötü sayılabilecek bir yapı stoğu var. Bu kötü yapıların kat malikleriyle kısa sürede uzlaşmak çok zor bu yadsınamaz bir gerçek.

 

Bugün Bağdat Caddesi en modern, en çağdaş, en üst düzey insanların yaşadığı bir bölge; fakat buradaki binaların çoğu da 40-50 yaşında… Yapım teknolojisi olarak 1975 deprem yönetmeliğine göre yapılmış. O günün deprem yönetmeliği ile bu günün deprem yönetmeliği arasında beton demir ve mukavemet anlamında inanılmaz farklar var. Bir an önce burada yaşayan insanların bilinçlendirilerek, eski ve sağlıksız binalarından kurtarılması lazım. Bu yapıların daha çağdaş, şık, modern tasarımlarla sosyal anlamda daha birçok imkânı olan, sağlıklı yapılara dönüştürülmesi gerekiyor. Çünkü ülkemiz deprem kuşağında ve kentsel dönüşüm, artık bir ruhsal dönüşüm… Biz, RAM Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım olarak işin bu insan mühendisliği tarafındayız. Her yıl 500 bin konut ihtiyacı olan ülkemiz için kentsel dönüşüm bir fırsattır. Tabi bu fırsat“betonlaştırmak” olarak algılanmamalı… Bu konuda uzman firmalar, mimarlar, mühendisler, yetkili kişiler bir araya gelip, doğru projelerin son derece iyi bir şehir planlaması ile yapılandırılması gerekiyor. Böyle bir planlama yapılırsa hem kent mimarisinin güzelleştirilmesi açısından, hem de istihdam, milli gelir ve büyüme hızı açısından dünyanın örnek alacağı bir projeye de imza atmış oluruz.

 

– RAM GMY A.Ş’nin önümüzdeki yıllara dair hedefleri ve uzun vadede planlarından bahseder misiniz?

 

Bizim kısa vadeli hedefimiz bu 18 ay içinde yapmış olduğumuz kente kentliye değer katan projeleri, yine aynı felsefemizle Etiler, Ulus, Levent bölgesi ve Bağdat Caddesi’nin özellikle deniz tarafında manzarası olan seçkin bölgelerinde her yıl 4-5 eser projeye imza atacak şekilde devam ettirmek. Bir taraftan da akıllı ofis projeleri gerçekleştirmek. Bostancı E5 üzerinde bir iş merkezi projemiz başlayacak. 2016 yılı içinde başlayacağımız bu projemiz, akıllı bina, enerji tasarrufu ve yeşilin ön planda olduğu, LEED Gold sertifikasına aday bir proje. Bu kapsamda buradaki 4 adet eski bina yıkarak 19 katlı ve 5 katlı, 2 bloktan oluşan yaklaşık 25-30 bin metrekarelik A+ kalitedeki “MaaNaa E5 Ofis Park” adlı bu projemizi 24 ay içinde de tamamlayarak hizmete açmayı planlıyoruz.

 

Uzun vadede ise Turizm ve Enerji (Güneş enerjisi) alanında yatırımlar yapmak istiyoruz. Beyoğlu ve tarihi yarımadada tarihi eser eski binaları alıp, sağlamlaştırıp restore edip onları turizm sektörüne kazandırmak istiyoruz. Bu hedef doğrultusunda Beyoğlu’nda tarihi bir binayı satın aldık. Restitüsyonu aldık. Ruhsatlandırma çalışmalarına başlattık. Yaptığımız her projenin “sustainablebuilding” dediğimiz enerji tasarruflu, sürdürülebilir binalar olmasına özen gösteriyoruz.

 

Bunların dışında, henüz yasaları yeni yeni oluşturulan bir gayrimenkul yatırım fonu kurarak, RAM Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırımda edindiğimiz tecrübemizi daha geniş bir yatırımcı yelpazeye açıp uluslararası projelerde de yer almayı planlıyoruz. Türkiye’deki kentsel dönüşüm deneyimimizi yurt dışındaki eski binaların yenilenmesi gibi alanlarda da büyüterek bu şirketlerimizi ilerleyen yıllarda halka arz etmeyi istiyoruz…

 

E5 OfisPark

 

-Peki, iş dünyası dışında Zekeriya Turfanda neler yapıyor? Sosyal sorumluluk adına gerçekleştirmiş olduğunuz projelerden bahseder misiniz?

 

Teşekkür ederim. İş dünyamızın dışında birde manevi bir dünyamız var. Burada da hiç bitmeyecek bir sosyal sorumluluk görevimiz var. Ülkemizin en önemli sorunu eğitimdir.

 

Biz geçtiğimiz yıl 15 arkadaş ile birlikte Bizim Neslin Uşakları (BNU) Derneği’ni kurduk. Şu anda bu dernekte 50 tane ihtiyaç sahibi Lisans, Master ve Doktora öğrencisine burs veriyoruz. Onlara Türkiye’nin en deneyimli mütevazı ve saygıdeğer yöneticilerini mentor olarak atadık. Böylece okul sonrası hayata da şimdiden bir girişimci ruhla atılmalarına vesile olduk. Artık bu çocuklar gelecekle ilgili büyük bir kaygı taşımıyorlar; özgür, çağdaş ve hür düşünen bireyler olarak topluma faydalı olabilme yolunda ilerliyorlar.

 

İnşaat sektörünün vasıflı ara eleman sıkıntısı var. Birkaç üst düzey inşaat firması sahibi arkadaşımla önümüzdeki dönemlerde ortak bir çalışma ile kalite bilincini aşılayacak teknik bir okul kurarak bu alandaki açığı kapatmayı ve mesleki eğitime katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Ümraniye-Trabzon Park’ta da bir bilim ve sanat evi inşa edip, isimsiz sanatçıların çalışmalarına katkı sağlamayı planlıyoruz. Aynı zamanda Trabzon’da TİAB ile birlikte Marka Şehir Trabzon Çalıştayı ile 6T1S adında şehirlere örnek olacak bir sosyal sorumluluk projesi geliştiriyoruz.

 

MaaNaa olarak bu yıl Satış Müdürümüz Hande Alagöz önderliğinde sosyal işler için bir proje takımı kurduk. “Steptember” sosyal sorumluluk projesi, işitme engelliler spastik çocukların gelişimi, sokak hayvanlarının barınması gibi projelere destek oluyoruz, bağış topluyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu tür sosyal sorumluluk projelerine daha fazla zaman ayırıp yer vereceğiz.

 

Dilerim ülkemizdeki en büyük sorun olan eğitim ve engelsiz yaşam konusu, gönüllü hayırsever ve girişimci insanların artması ile çözülür ve batılı medeniyetler ile yarışır duruma geliriz.

 

Zekeriya Turfanda…

 

1968 yılında Trabzon’da doğdu. İlk, orta ve üniversite öğrenimini Trabzon’da tamamladı. 1950 yıllarında babası tarafından kurulan aile inşaat şirketinde sekiz yaşında iş hayatına başladı; hem okudu hem de çalıştı… 1989 yılında İnşaat mühendisi olarak, İzmit Yahyakaptan, Emlak Bankası konut projesinde profesyonel meslek hayatına ilk adımını attı… Aile şirketlerinde edinmiş olduğu tecrübelerden dolayı 2-3 yıl içerisinde grubun en büyük önemli projelerinden birinin başına şantiye şefi olarak geçti. Çok genç yaşta oldukça önemli sorumluluklar ve görevler aldı. Takım oyuncusu olmanın bilinciyle, mazeret üretmeden, sadece işini sevip insana odaklanması başarısındaki en önemli etken oldu.

 

2011 yılına kadar 22 yıl çalıştığı İnşaat grubunun genel müdürlüğünü ve yönetim kurulu başkan vekilliğini yürüttü. 2011 yılında ülkenin en başarılı holdinglerinden biri olan Altınbaş Holding’in gayrimenkul ve yatırım başkanlığı görevini üstlendi. Burada şirketin gayrimenkul yatırım stratejilerini oluşturdu ve yönetti.

 

2012 yılında ise uzun yıllar hizmet ettiği profesyonel iş hayatına noktayı koydu. Yaptığı nice projelerde uluslararası birçok ülke ve insan ile ilişki ve iletişim yöneticisi olarak çalıştı. Bu ilişki ve yurt dışı gözlemlerine dayanarak ülkenin en önemli açığının marka olamamak ve aile şirketlerinin kurumsallaşamaması olduğunu tespit etti… Kurumsal şirketlerin marka yaratmasının ülke ekonomisi için ne denli önemli olduğunu gördü. Çeyrek asrın vermiş olduğu güven, tecrübe ve güçlü referanslar ile önce Bonzet İnşaat’ı ardından da Sayın Murat Müftüler ve Sayın Candan Karabağlı ile RAM Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım şirketlerini kurdu. Turfanda1994’te Mimar Vildan Ozan ile evlendi, Ozan ve Selen adında 2 çocuk babasıdır.

Yorumlar kapalı.