Dünya tarihinin en fantastik eserleri!

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Keşif sayfalarımızda bu ay sizler için tarihi bir yolculuğa çıktık ve alışılagelmiş yapıtlardan farklı yapısıyla beğeni toplayan muhteşem eserleri inceledik… İşte, insanoğlunun tarih boyunca süregelen yaratıcılığı ve fikirlerinin eşsiz birleşimi…

 

Masalsı kale;

NeuschwansteIn Castle

 

Almaya’nın en çok ziyaret edilen kalelerden biri olan Neuschwanstein Castle,

“Masal Kralı” olarak bilinen II. Ludwig’in isteğiyle saray ressamı Christian Jank tarafından tasarlanmış.

 

Füssen şehri yakınlarındaki Bavyera bölgesinde bulunan sarp bir tepeye inşa edilen kale, 19. yüzyıl Neo-romantisizm mimari stilinin özelliklerini taşır. Bu masalsı kale o kadar büyüleyici bir güzelliğe sahip ki Disneyland’da bulunan Sleeping Beauty Castle (Uyuyan Güzel Kalesi) Neuschwanstein kalesinden esinlenerek inşa edilmiş.

 

Her yıl 1,4 milyon insanın ziyaret ettiği bu mimari şaheseri ziyaret etmek istiyorsanız bilmeniz gereken birkaç şey var; kaleyi yaklaşık yarım saat süren turlar aracılığıyla gezebiliyorsunuz. 6 katlı kaleye tırmanmak için 181 merdiven çıkmanız gerekiyor ve kale içerisinde fotoğraf çekmeniz yasak…

Kalenin ikinci katında bulunan “Cafe & Bistro” ise tur sonrası dinlenmeniz ve bir şeyler atıştırmanız için oldukça farklı bir atmosfer…

 

Dramatik bir Ortaçağ kalesi;

Dunnottar Castle

 

Eşsiz ve bir o kadar da dramatik bir Ortaçağ kalesi olan Dunnottar Castle, İskoçya’nın kuzeydoğusundaki Stoneheaven şehrine 3 km. uzaklıkta bulunan sarp kayalıklar üzerinde yer alıyor. 160 ft. yükseklikteki kayaların üzerine inşa edilen tarihi yapı 11 binadan oluşuyor. Dunnottar Castle’ın kara ile dar bir bağlantısı var. Ve kaleye başka şekilde ulaşım sağlamak mümkün değil. Savunulması kolay ve güvenli olması sebebiyle Dunnottar Castle 900’lü yıllarda, Kral II. Donald ile Vikingler arasındaki savaş esnasında yerleşim yeri olarak kullanılmış. Aynı zamanda II. King Charles ve İskoç kraliçesi Mary’nin de kullandığı bu muhteşem kale, 1925 yılında bir onarım sürecine girdikten sonra ziyarete açılmış.

 

İskoçya’nın renkli geçmişinde birçok önemli olaya sahne olmuş bu zaptedilemez kaleyi keşfederken, yerleşim yerlerinin yanı sıra; depoları, ahırları ve kışlayı görebilir, çarpıcı bir ortamda dramatik bir deneyim kazanabilirsiniz…

 

Mont Saint- Michel

 

Tarihin aynası;

Mont SaInt-MIchel

 

Mont St.Michel, Kuzey Fransa’nın Cote d’Albatre sahillerinde bulunan etkileyici bir ada. Çevre uzunluğu 900 m’yi bulan, daire biçimli, granit oluşumlu ve anakaraya sudaki bir yürüyüş yolu ile bağlı olan bu adayı ilginç yapan şey ise tarihi mimarisi ve adanın tepesinde bulunan manastır.

 

Şiddetli gelgit ve rüzgârların vurduğu, 700’lü yıllardan kalan Le Mont St. Michel Manastırı, bin yıldan fazla süredir hristiyanlar için kutsal hac yeri sayılıyor. Mont St.Michel, 8.yy.da küçük bir kiliseyken 12-13.yüzyıllarda ise çok etkili bir Benedictine manastırına ve ünlü bir eğitim merkezine dönüşmüş. Fransız devriminden sonra ise bir dönem politik hapishane olarak kullanılmış.

 

Sislerle örtülü ve göğe yükselen silueti ile Fransa’nın Paris şehrinden sonra en çok ziyaret edilen ikinci turistik yeri olan ada, denizin nemi ile yosunlaşmış ortaçağın kasvetinin ve her bir zerresine işlemiş yaşanmışlıkların adeta bir aynası…

 

Bu ilgi çekici adayı keşfetmek isteyenler; manastıra çıkarken, adayı korumuş bazı şövalyelerin evlerini gezebilir, Ortaçağ hayatını mumyalarla anlatan görselliğin hâkim olduğu küçük müzeleri ziyaret edebilirler.

 

Adanın en tepesinde bulunan manastıra çıkmak ve bu dingin atmosferde manastırın terasından körfezin uçsuz gibi görünen doyumsuz manzarasını izlemek ise benzersiz bir deneyim…

 

Eltz Castle

 

Esrarengiz şato;

Eltz Castle

 

Almanya’da Moselle Nehri kıyısında yer alan Eltz Castle, 1472 yılında Rübenach Gotik tarzında inşa edilen, Ortaçağ’a özgü bir kaledir. Moselle Nehri’nin yukarısındaki tepede kurulmuş olan bu masalsı şato, tarih boyunca birçok lordun yanı sıra, şövalyelere de evsahipliği yapmıştır.

 

Şatoyu ziyaret etmek isteyenler, yaklaşık yarım saat süren bir orman yürüyüşüyle bu görkemli yapıya ulaşabiliyor. Orman yürüyüşü esnasında ise size Moselle Nehri’nin su sesleri, hafif rüzgârla sallanan ağaç dalları ve yere dökülmüş yaprakların çıkardığı ses eşlik ediyor. Bu huzur dolu yolculuğun ardından tüm heybetiyle Eltz Şatosu sizi karşılıyor.

 

Ana şato, ailelerin yaşaması için düzenlenmiş; 30-40 metre yüksekliğe sahip olan 8 kuleden oluşuyor. Şatonun içinde ailenin 100 ferdine ait olarak düzenlenmiş 100 ayrı oda bulunuyor. Odaları geziniz esnasında eski dönemlerde kullanılan eşyaları da gözlemlemeniz mümkün. Devasa yapı ev olmasına rağmen bazı bölümleri de savunma amaçlı olarak inşa edilmiş. Şatoda bin yıldan uzun bir sürede toplanmış olan çeşitli silahların bulunduğu bir oda mevcut.

 

Ayrıca, kalenin içinde dua etmek için kullanılan pek çok chapel bulunuyor. O dönemde bir chapel ile aynı çatı altında uyumak yasak olduğu için, chapeller odanın içinde olsa bile, onlar için ayrı bir çatı yapılmış. Bu sebeple Eltz Castle’a dışarıdan baktığınız zaman, birçok çatısının olduğunu gözlemleyebilirsiniz.

 

Etrafı kalın, güçlü dış duvarlarla güçlendirilmiş olan şato, hala 12 yüzyıl ve 33 nesil önceki sahipleri olan Rübenach ve Rodendorf Ailelerine aittir.

Yorumlar kapalı.