Herkesten dj olur mu? 

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Tecrübeye adanmış hayatlara, müziğe verilmiş gönüllere ve müziği gerçekten severek, bu işe yıllarını vermiş arkadaşlarımızın emeklerine saygı duyulması gerekiyor!”

 

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte artık her şeyin çok kolay ulaşabilir hale gelmesi, internet sayesinde ise istenilen şeylere erişimin kolaylaşması özellikle son 5 yıllık dönemde dünyada ve ülkemizde dj’liğin farklı bir hal almasına neden oldu.

 

Ben dj’lige yarı hobi, yarı profesyonel olarak lise cağlarımda başladım diyebilirim. İlk müzik çalışım 1994 senesindeydi. O zaman plak ve cd’den müzik çalıyorduk tabi

 

İstanbul’da benim için, bizim jenerasyonumuz ve daha eski jenerasyon için, elektronik dans müziği adına efsane sayılabilecek underground gece clublerinden biri The Club 20,  diğeri de tartışmasız şu an Maslak Arena’nın olduğu yerde bulunan Club 2019’ du.

 

O zamanlar teknoloji ve internet bu kadar gelişmiş olmadığı için her şeye erişim çok zor oluyordu. Bundan dolayı da her şey daha kıymetli ve değerliydi.

 

Bu mekânlar gerçekten müzik dinlemek ve yeni müzik takip etmek için çok güzel yerlerdi. İnsanlar müzik için gelirdi; dj’leri o kadar iyi takip edip dinlerlerdi ki yeni bir plak çalındığında herkes bunu fark ederdi.

 

Büyük bir merakla çalınan o parçanın adını araştırırlardı. Hatta mekânda bulunan diğer dj’ler de o parçaya ulaşabilmek için çaba sarf eder, dj kabinine gidip parçanın adını görmek isterlerdi. Fakat dj’ler kendi çaldıkları müzik farklı olsun, herkes de olmasın diye plağın üzerine düz beyaz çıkartma yapıştırırlardı. (Bunu o dönemlerde hepimiz yapardık; görmesin, bulamasınlar diye )

 

O dönemlerde İstanbul’da iki adet plak satın alabileceğimiz dükkân vardı. Ve ikisi de Nişantaşı’ndaydı (Prosound ve Simge Müzik) Yeni bir plak geleceğinin haberini aldığımızda bu plakları herkesten önce almak için saatlerce beklediğimizi hatırlıyorum. Hatta hit plaklardan kaç adet geliyorsa sadece alan kişide olsun diye kaç tane geldiyse hepsini alırdık. Plak almak için yurtdışına Amsterda’a gittiğimiz bile olurdu. Sonradan internetten plak satışı yapılmaya başlayınca o zaman erişilebilirlik biraz daha arttı. Günümüzde ise artık müziğe erişmek o kadar kolay ki; Shazam, Youtube gibi dijital müzik satışı yapan birçok siteden müziği satın alabiliyor veya ücretsiz olarak indirebiliyorsunuz. Üstelik bunun gibi birçok site mevcut. Ve dolayısıyla müzik adına, eskisi kadar hiçbir şeyin çok fazla değeri ve kıymeti kalmıyor.

 

Birde müzik çalmak için üretilen müzik kaynakları teknolojisi ve laptop controller’lar sayesinde dj’lik yapmak teknik ekipman kullanımı acısından o kadar kolaylaştı ve basit bir hal aldı ki neredeyse hiçbir şey yapmanıza gerek yok.

 

Su an siz bile internetten beğendiniz müziklere ulaşıp, bilgisayarınıza indirip, gerekli teknik ekipmanları alarak,  bir arkadaş ortamında ya da herhangi bir mekânda dj’lik adı altında müzik çalabilirsiniz. Keza son yıllarda durum maalesef böyle olmaya başladı…

 

Artık maalesef aile çevresini, maddi gücünü ya da arkadaş çevresindeki popülerliğini kullanan ancak dj’lik ile ilgili bilgi, yetenek ve tecrübesi olmayan kişiler mesleğini ‘dj’ olarak ifade ediyor. Mekân sahipleri ya da işletmeciler, dolduramadıkları mekânları müzikle alakası olmayan ünlü kişiler ile doldurmaya çalışıyor ve bu kişilere dj’lik yaptırılıyor.

 

Bu durum dj’lik mesleğine ve müziğe yıllarını vermiş insanlara yapılan büyük bir saygısızlıktır. Ben bu işin öyle sanıldığı gibi bir iki yılda, hatta birkaç haftada “ben dj oldum” denilebilecek bir meslek olmadığını 18 senemi vererek anladım.

 

Dj’lik mesleğinin farkındalığını yaşayamayan ve bu mesleği basite alanlar, müzik için değil de kendi reklamları için para harcıyorlar. ‘Dj’lik yapmaya başladım’ diye sosyal medyada paylaşımda bulunan arkadaşların İnstagram, Facebook hesaplarına bir bakıyorsunuz, yalnızca bir kaç ayda on binlere ulaşmış. Peki neden? Sanki her hafta dünyayı gezip on binlerin katıldığı festivallerde müzik mi yapıyorlar? Tabii bu durum üzerine her şeyi çabuk tüketen veya müzik bilgisi yetersiz olan yeni jenerasyonun da etkisi yadsınamaz…

 

Türkiye’nin en iyi dj’i kim?

 

Bu kavramı ben hiç anlayamadım; ancak gözlemlediğim kadarıyla insanların bu konuda çok fazla bilgisi yok ve sosyal medyada gündemde olan, öne çıkan isimleri ‘en iyi’ sıfatıyla nitelendiriyorlar. Peki kime göre? Neye göre?

 

Müzik adamlığına göre mi? Türkiye’yi dünyada çok iyi tanıttığı için mi? Yoksa müziği ile yaptığı başarılardan dolayımı?

 

Demek istediğim şey; tecrübeye adanmış hayatlara, müziğe verilmiş gönüllere ve müziği gerçekten severek, bu işe yıllarını vermiş arkadaşlarımızın emeklerine saygı duyulması gerektiğidir…

Yorumlar kapalı.