D&R’ın düzenlediği Gece Yarısı Kütüphanesi etkinliğinde okurlarıyla buluşan Prof. Dr. Sinan Canan, yapay zeka çağına uygun olarak genişlettiği yeni kitabını anlatırken; modern dünyanın hız, ritim ve kategori manipülasyonlarına karşı insanlığın elindeki en büyük gücün “durabilmek” ve “kendi fabrika ayarlarına dönmek” olduğunu vurguladı.
Kültür, sanat, hobi ve eğlence dünyasını tek çatı altında buluşturan D&R, Gece Yarısı Kütüphanesi serisiyle geceye özel buluşmalar sunmaya devam ediyor. Kendine has akıcı anlatımı ve insan doğasına dair ufuk açıcı yaklaşımlarıyla geniş bir okuyucu kitlesine ulaşan Türk biyolog, sinirbilim uzmanı ve yazar Prof. Dr. Sinan Canan serinin bu özel etabına konuk oldu. Etkinlikte, Sinan Canan’ın kaleme aldığı ve yapay zeka çağında insan kalabilmenin ipuçlarını barındıran “Yeni Dünyanın Cesur İnsanı – V. 2.0” kitabı kapsamlı bir şekilde masaya yatırıldı.
“Motor kazası sonrası evden bir çıktım, yapay zeka evlere girmiş!”
Gelişen teknolojinin kitabı nasıl bir zorunlu revizyona sürüklediğini esprili bir dille anlatan Canan, “Bir motor kazası geçirmiştim ve 3-4 ay evde yattım. Dışarı bir çıktım, yapay zekanın geldiğini ve evlere girdiğini söylediler. Bir baktım gerçekten son kullanıcının eline devrimsel nitelikte bir teknoloji gelmiş. Eski kitaplarımda ‘orta vadeli gelecek’ diye bahsettiğim her şeyin 3 sene içerisinde kucağımıza düştüğünü gördüm. Metnimiz o haliyle yapay zeka çağının bu kadar hızlı hayatımıza girişine hazır değildi. Sevgili editörüm metni baştan aşağı ele alıp bana bile ‘wow’ dedirtecek, son derece yerinde bir revizyon yaptı. Kitabın özü değişmedi ama metodik yapılanması açısından yaklaşık yüzde 30-40 genişletilmiş bir metin ortaya çıktı.” dedi.
“Hız, ritim ve kategori üçgeninde kapana kısılmış vaziyetteyiz”
“Bu dünyayı uzaylılar gelip başımıza çorap örmedi, biz yaptık. Kapitalizmin hakim olduğu bu düzende devamlı koşturmamız gereken derin bir şeyin içine düştük. Düzen üzerimizde hız, ritim ve kategori olarak üçlü bir manipülasyon çarkı döndürüyor. Devamlı hızlı olmamız istendiği için düşünemiyor, bilincimizi kullanamıyor ve sıklıkla yanlış yapıyoruz. Herkes bir şey yaparken bizim de ona uymamız, yani ritmik olmamız isteniyor. Üçüncüsü de sosyal medya yapılarıyla bizi kendi mahallemize hapsediyorlar, bizim gibi olanlarla takılmamızı tercih ediyorlar. Yani hız, ritim ve kategori üçgeninin içerisinde kapana kısılmış vaziyetteyiz.”
“Bu üç taktiğe karşı üç tane silahımız var: Durmak, kendi ajandan ve ötekiyle hemhal olmak”
“Ben bu üç taktiğe karşı üç tane silahımızı hatırlatmaya çalışıyorum. Birincisi hıza karşı, bu devrin en devrimsel hareketi olan ‘durmak’ eylemidir. Hiçbir sebep yokken kendi kendinize 3-5 dakika durabiliyorsanız, bu dünyanın hız taktiği size işlemiyor demektir. İkincisi ritme karşı kendi gündemimiz ve kendi ajandamız olmalı. Kendi gündemi olan bir insanın gündemini başka hiçbir şey çelemez. Üçüncüsü ise kategori kısmına karşı, bizden farklı olan insanlara daha çok dikkat vermek, onlarla zaman geçirmektir. Bizim kendi aramıza çekilmeye çalışan bu sektöre rağmen bir olmayı, birlikte olmayı becerebilirsek bu oyunu da bozacağız.”
“Yapay zekayı insanı destekleyecek bir ‘Ortak Zeka’ olarak kullanmalıyız”
Canan, yapay zekanın doğru kullanım yöntemine değindi: “Batı’da yavaş yavaş yükselen bir kavram var, ben bunu Türkçeye ‘ortak zeka’ diye çevirmeyi tercih ediyorum. İnsanlara yapay zeka eğitimi veriliyor ama kurumlardaki verimlilik artışı sıfır; çünkü insanlar angaryayı yapay zekaya yıkıp yatıyorlar. Yapay zeka böyle bir şey değil, inanılmaz bir nimet. Tıpkı Iron Man’in asistanı Jarvis gibi. Ama Jarvis’in sahibi Tony Stark dünyanın en iyi mühendisi olduğu için yapay zeka asistanı mühendislikte harikalar yaratıyor. Eğer biz ne yapacağımızı bilmezsek, hedefimizi bulamazsak, kendimizi tanıyamazsak yapay zekayı bir oyuncak, bir vekil ya da kandırma aracı olarak kullanırız. Ortak zeka, yapay zekanın insanın yolunu destekleyecek şekilde kullanıldığı yeni bir alandır.”
“İnsanın tek sorunu felsefidir”
“Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, değişmeyecek olan insanın özü ve ihtiyaçlarıdır. Bunlar 10 bin sene önce de aynıydı, bugün de aynı. İnsanın derdi hiçbir zaman ekonomik, fizyolojik veya toplumsal olmadı; insanın tek sorunu felsefi sorunudur. İnsan ne olduğunu bilmeyen bir varlıktır. Eskiden biraz idare ediyorduk ama artık bu devirde ne olduğumuzu bilmeden şuradan şuraya gidemeyiz. Bir an önce fabrika ayarlarımızı öğrenip, onlarla kavga etmeden bir yaşam kurmalıyız.”



