Zamanın Durduğu Şehir; Pompei

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Arkeoloji ve tarih tutkunlarının hayran kalacağı, geçmişi ve şu an ki durumu itibariyle    tüylerinizi diken diken edecek ama bir o kadar da kendine hayran bırakacak antik bir şehir, Pompei…

 

Bu ay ki gezi sayfalarımızda Romalı yönetici-aristokrat ve zenginlerin yaşadığı; bağlar, bahçeler ve villalarla çevrili, Vezüv yanardağının eteklerindeki Pompei şehrinin bir anda yok oluşuna şahit olacaksınız…

 

Pompei, Napoli şehri yakınlarında bulunan, Vezüv Yanardağı’nın iki gün süren faaliyeti sonucunda volkanik küllerin altına gömülerek olduğu gibi taşlaşan bir şehir.

 

Geçmişte Roma İmparatorluğu’nun en önemli şehirlerinden olan Pompei, deniz kıyısında olması sebebiyle ticaretin başkentiymiş. Yaklaşık 20bin kişilik nüfusa sahip olan şehrin nüfusunun yüzde 60’ı asil halktan, yüzde 40’ı ise kölelerden oluşuyormuş.

 

UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesinde olan ve İtalya’nın en turistik bölgelerinden biri olan Pompei, yanardağ felaketi sonucu yaklaşık 1700 yıl boyunca gömülerek kaybolmuş olan bir kent…

 

Bir şehrin yok oluşu…

 

Pompei, M.S.79 yılında Vezüv Yanardağı’nın patlaması ile çıkan küllerin şehri bir anda sarması sonucu yok olan bir şehir. Zenginliği, sınır tanımaz eğlence anlayışı ve yaşam tarzıyla her türlü ihtişamın doruğunda olan Pompei, denize bakan yamaca kurulmuş, mimarisi ile göz dolduran çok renkli hayata sahip bir yer. Bu yüzden kentin bir şekilde lanetlendiği de rivayetler arasında…

 

Şehri yok eden felaketin ilk habercisi depremler olmuş; ancak bu depremleri kimse önemsememiş… Ve sonunda bir gece aniden Vezüv yanardağı simsiyah dumanlar ve zehirli gazlar saçarak patlamış. Bu zehirli gaz ve kül bulutu tüm şehrin kısa bir süre içinde ölüm sessizliğine bürünmesine neden olmuş… Şehre ulaşan lavlar ise her şeyin üstünü örtmüş tüm canlılar en son ne yapıyorlarsa o hallerinde ölmüşler… Dönemin en güzel evlerini, sanat eserlerini ve eşyalarını barındıran kent bir anda küle dönüşmüş…

 

Yaklaşık 2000 yıl o görkemli evler, heykeller, duvar resimleri, mozaikler, tapınaklar, hamamlar, tiyatrolar, pazarlar dokunulmadan gömülü olarak kalmış. Arkeologlar kenti keşfettiklerinde ise son gün pişmiş ekmeği bile fırında bulmuşlar. Pompeili’ler ise taş kalıplar halinde çıkarılmış ve ölüm anında ne yapıyorlarsa o halde bulunmuş…

 

1748 yılında tesadüfen keşfedilen ve adeta arkeolojik bir miras olan bu kentte keşfedildiği günden bu yana yapılan kazılar, bu şehre ait pek çok bilgiyi gün yüzüne çıkartarak Roma İmparatorluğu’nun kentsel yaşamına adeta ışık tutmuş…

 

Gezimiz başlıyor…

 

Pompei gezinizin ilk aşamasında şehrin giriş kapısı olarak nitelendirilen Porta Marina’dan  (Porta kapısı) bilet almanız gerekiyor. Buradan Pompei gezinizin daha verimli geçmesi için bir harita ve tanıtıcı kitapçık da edinebilirsiniz.

 

Şehre girişinizde sizi ilk olarak Apollo Tapınağı karşılıyor. Tapınağın içinde birçok galeri mevcut. Demir parmaklıklarla kapalı bir yerde Pompei’de bulunan testiler, toprak kaplar sergileniyor. Kapalı alanda aynı zamanda taşlaşmış insan ve köpek cesetleri de var.

 

Pompei felaketten önce yaklaşık 20 bin kişilik bir nüfusa sahipmiş felaket esnasında taşlaşan bedenler Napoli Müzesi’ne kaldırıldığı için etrafta bir kaç örnek harici taşlaşmış insan bedeni görmüyorsunuz.

 

f66782e319eb6bb2e2020c3de13843d1

 

Zamanının en ihtişamlı şehirlerinden…

 

Terme del Foro

 

Pompei’nin hamamı olan Terme del Foro, tavanı kubbe şeklinde yükselen, duvarları tuğladan ve mermerden yapılmış, içeriğinde terleme odası, havuzu bulunan soğuk ve sıcak odalar şeklinde bölümlere ayrılmış bir hamam. Hamamın duvarlarındaki ince işlemeler ve ilginç kabartmalar, sanki yükselen kubbeyi elleri ile tutuyormuş gibi yapılmış olan küçük heykeller ise dönemin ihtişamını ve lükse olan düşkünlüğünü en iyi şekilde ifade ediyor.

 

House of the Faun

 

Faunlar evi denilen yer, adını bahçesindeki Yunan doğa tanrısı Faun olan bronz heykelden alıyor. Büyük avlusunun içinde yükselen sütunlar ve duvarlarındaki işlemeler burasının zengin birine ait olduğunun göstergesi olarak kabul ediliyor.

 

Faun evi güzel ve bu korunaklı kalan nadir yapılardan biri. Evin içinde palmiye ağaçları ve çam ağaçları var. Yerleri mozaik işlemelerle, duvarları ise mermer işlemelerle süslü olan evin her yerinde heykeller olması ise yine Pompeili’lerin lükse verdiği önemin en bariz göstergelerinden…

 

sam_0593

 

Yüzyıllardan sonra gün yüzüne çıkan Pompei…

 

Pompei geziniz esnasında yüzyıllardan sonra tekrar gün yüzüne çıkmış birçok arkeolojik mirası görme şansınız var. Bunların başlıcaları; tiyatrolar, amfi tiyatrolar, bazilikalar, caddeler, atölyeler, kenar mahalleler, hamamlar, meyhaneler, çamaşırhaneler, değirmenler, fırınlar, kumarhaneler, hanlar…

 

Gezinizi sonlandırıp şehirden çıktığınız nokta ise şehre giriş yaptığınız Porta Marina kapısından oldukça uzak mesafede kalıyor. Çıkış noktasının civarında pek çok hediyelik eşya satan dükkân var. Biraz ilerde ise; tavanı resimlerle süslü, tavana doğru duvarlara yerleştirilmiş heykelleri, altın varaklı tavan süslemeleri ile Santa Maria del Rosario kilisesi tüm ihtişamıyla sizleri yolcu ediyor…

 

‘Günah şehri’

 

Pompei şehri, günümüzde “Günah Şehri” olarak da biliniyor… Bu şekilde adlandırılmasının sebebi ise şehirde çok sayıda genel evin bulunması, eğlencenin ve kumarın had safhada olmasıymış. 8 kapılı büyük bir duvar ile çevrili olan bu şehirde eğlenceler ise kimi zaman kölenin köleyle, kimi zaman ise kölenin bir aslanla dövüştürülmesi şeklinde oluyormuş…

Yorumlar kapalı.