2016 zor bir yıl olmaya aday…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Dünya ve Türkiye’yi nasıl bir süreç bekliyor?” sorusuna cevap aramadan 2015 yılından 2016’ya devredenlere bakmak gerekecek. Çok hoş bir bakiye devrettiğini söylemek zor. Muhasebeci diliyle kırmızı bakiye desek çok da yanılmış olmayız…

 

Özelden genele bir bakış vermek gerekirse, Türkiye açısından, düşük sayılabilecek bir ekonomik büyüme, dolar bazında gerileyen milli gelir, artan işsizlik, yükselen döviz kurları ve faiz oranları, düşen borsa, ihracat ve ithalatta daralma ekonomideki ilk akla gelen satır başlıkları. Bunun yanında yavaşlayan ekonomiye bağlı daralan cari açık ve dip denebilecek seviyelere gerileyen petrol fiyatları, küresel ekonomiye göre  düşük de olsa gerçekleşen ekonomik büyüme pozitif değerlendirilebilecek gelişmeler. Siyasi açıdan belirsizliğin tek parti iktidarıyla aşılması önemli. Güneydoğu’daki gelişmeler gündemde fazlaca yer tutan ayrı bir sancılı nokta. ‘Komşuda veya komşularda yangın varsa sen de ısınırsın, sen de yanarsın’ sözünün yansımaları olarak görülmesi gereken bir durum sanki. Napolyon “Bir ülkenin coğrafyası o ülkenin kaderidir” demiş. Bu duruma jeopolitik riskler çerçevesinde bakmak yararlı olacak. 2016 yılında Türkiye’de siyaset tekrar gündemin önemli bir parçası olmaya devam edecek gibi. 1 Kasım seçimi sonrası yüzde 49’luk oy oranı, başkanlık konusunun tekrar tartışılmasına neden oldu. Eğer ciddiyet kazanmaya devam ederse bu durum gerek referandum gerekse başkan seçimi konusunu dikkate aldığımızda 2016 yılında iki sandık olasılığını artırıyor. Başkanlık konusunun yeni bir belirsizlik noktası olup olmayacağını zaman gösterecek. Dış piyasalardaki gelişmelerin yansımalarıyla ekonomi tarafı yine temkinli olmayı gerektiriyor. Türkiye’nin de aynı ligde yer aldığı gelişen piyasalardan çıkmaya devam eden portföy yatırımları diğer anlatımla “sıcak para”, gerek sermaye ve para piyasaları ve de reel ekonomi için yakından izlenmesi gereken bir durum olacak. Ekonomide yapısal reformların gerçekleştirilmesi, iç barışın korunması, komşu ülkelerle ticaretin tekrar canlanması, düşen enerji fiyatları ve yumuşak karnı olan cari açığın daralması, büyüyen dinamik ekonomisi Türkiye’nin 2016 yılı için artıları olmaya devam edecek. Jeopolitik riskler ve dış kaynaklı gelişmeler, piyasalar tarafından bu potansiyelin ne ölçüde kullanılacağını belirleyecek.

 

Dünyada veya küresel ölçekte 2015 iyi geçmedi!

 

ABD Merkez Bankası’nın (FED) önce likiditeyi kısması, ardından 16 Aralık toplantısında on yıl aradan sonra faiz artışına gitmesi önemli bir dönüm noktası. Etkilerini 2016 yılında hissedeceğiz. Dünyada para artık daha pahalı ve kıt olacak. Bu durum Türkiye gibi ekonominin çarkını döndürmek için dış finansman ihtiyacı içindeki gelişen ülkeler açısından ayrıca önemli. Euro Bölgesinde düşük faiz ve bol para ortamı devam etse de gözler ABD üzerinde olmaya devam edecek. ABD’de başkanlık seçiminin ABD siyasetinin Ortadoğu’ya yansımaları açısından bir görüş değişikliği olup olmayacağı konusu izlenecek bir diğer gelişme olacak. Bizim de yer aldığımız Ortadoğu’daki yangın sönecek mi, yoksa Rusya’nın da dahil olmasıyla ateş daha da harlanıp büyüyecek mi soruları da önemli. Emtia fiyatlarındaki düşüş diğer önemli bir konu. Tarım, enerji, maden emtia fiyatlarının nerdeyse tümünde düşüş var. Bu görünümde küresel büyümedeki yavaşlama ve değerlenen dolar ilk akla gelen nedenler.  Daha borçlu ve daha az büyüyen bir küresel ekonomiyle karşı karşıyayız. Bu yönden bakınca talebin canlanması ve emtia fiyatlarının tekrar yükselişi biraz zor görülüyor. Siyasi bilimcilerin klasik’ büyük krizler sonrası savaş’ tezini hatırlatan 2008 krizinin ardından “Arap Baharı” ile başlayan sürecin yaygınlık göstermesi dünya barışı ve ekonomileri için tehdit olmaya devam edecek mi? 2016 yılı için en önemli konu başlıklarından biri bu olacak.

 

Her yıl yeni bir umut ve fırsatlar demektir…

 

2015 yılından 2016’ya yansıyan iç karartan bakış, dileriz hem Türkiye, hem de küresel ölçekte daha iyimser gelişmeleri barındırır. Türkiye’nin komşularıyla tekrar ticaret ve yakın  ilişkilerinin canlanması, ülke barışının korunması, ekonomide yapısal reformların hayata geçirilmesi ve AB üyelik sürecinin devam ettirilmesi önemini koruyacak. Küresel ekonomide büyüme ivmesinin tekrar yakalanması kadar dünya barışının tesis edilmesi iç dinamikler ve hedeflerin yakalanması açısından yakından izlenmeye devam edilecek. Her yıl yeni bir umut ve fırsatlar demektir. Dileriz 2016 yılı için de öyle olsun.

Yorumlar kapalı.