Yelda Tiftik: Rafine bir hayat yaşıyorum…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“İki küçük çocukla birlikte yoğun bir iş temposunu devam ettirmek bana çok zor geldi. Çocuklarımla daha fazla vakit geçirebilmek için çalışmayı çok istememe rağmen iş hayatıma ara vermek zorunda kaldım. Bazen hayatta bazı fedakarlıklar yapmak gerekiyor…”

 

Bu sayımızda cemiyet hayatının sevilen isimlerinden Yelda Tiftik ile çok özel bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisine anneliği, modayı, sosyal sorumluluk projelerini ve hedeflerini sorduk…

 

-Yelda Hanım iş hayatınıza Aloha Çiçek Tasarım ile oldukça güzel bir boyut kazandırmıştınız. İş hayatına ara vermenizin sebebi nedir?

 

2000 yılında kurduğumuz Aloha Çiçeğe 2 sene önce bir süreliğine ara verme kararı aldık.

 

İki küçük çocukla birlikte yoğun bir iş temposunu devam ettirmek bana çok zor geldi. Çocuklarımla daha fazla vakit geçirebilmek için çalışmayı çok istememe rağmen iş hayatıma ara vermek zorunda kaldım. Bazen hayatta bazı fedakarlıklar yapmak gerekiyor…

 

Şu anda daha rafine bir hayat yaşıyorum; sevdiklerimle, ailemle daha fazla vakit geçiriyorum. Bol bol seyahat ediyorum, kitap okuyorum ve kendimi geliştirmek için daha çok araştırıyorum. Kim bilir belki kızlarım biraz daha büyüdüğü zaman iş hayatına tekrar geri dönebilirim.

 

-Melisa ve Defne… Dünyalar güzeli iki kızın annesisiniz. Anneliğin en çok sevdiğiniz yönü nedir?

 

Anneliğin, en sevdiğim yönü karşılıksız sevgi. Çocuğunuzu öyle seviyorsunuz ki, karşılığında hiçbir şey beklemiyorsunuz…

Annelik, bence dünyanın en kutsal şeyi. Bunu ancak anne olunca anlıyorsunuz…

 

-Kızlarınızla olan iletişiminizden ve gelecek planlarınızdan bahseder misiniz?

 

Kızlarımla aslında çok güzel bir iletişimimiz var; ama onlar büyüdükçe bu durum biraz zorlaşmaya başladı diyebilirim. Çünkü küçükken her şey daha kolaydı; genelde benim istediğim olurdu. Büyümeleriyle birlikte kendi karakterlerini ortaya koymaya başladılar. Bu durumda istediklerinizi yaptırmak ve kabul ettirmek çok zor oluyor.

 

Zaten benim de onlardan her istediğime evet demelerini beklemem doğru olmaz, büyüdükçe karakterleri de gelişiyor çünkü.

 

Aslında iki kız annesi olmaktan çok mutluyum. Heyecanla onların büyüyüp birer genç kız olup benimle arkadaş olacakları günleri bekliyorum. Eşimin de benim de hayattaki en büyük beklentimiz kızlarımızı en iyi şekilde yetiştirip, onlara kendi ayakları üzerinde durabilecek şekilde bir gelecek sağlamak.

 

-Hayatınızda hiç “şunu yapsaydım” dediğiniz şeyler oldu mu?

 

Hayatımda yasadıklarımdan ve yaptıklarımdan asla pişman olmadım. Galiba ben biraz kaderci bir insanım. Bir şeyi çok istediğimde o şey olmazsa “demek ki kısmet değilmiş” demeyi öğrendim…  Bu nedenle olmayacak duaya amin demek için kendimi zorlamıyorum. Her şeyin hayırlısı demek önemli bu hayatta.

 

-Şehrin stresinden ve evin kalabalığından uzaklaşmak için neler yaparsınız, sizi en çok ne dinlendirir?

 

Şehrin kalabalığından uzaklaşmak için vaktimiz uygunsa yurtdışı seyahatlerine çıkıyoruz. Gitmediğimiz yerleri keşfetmeyi çok seviyoruz. Vakit bulamıyorsak da bir günlüğüne de olsa İstanbul’a yakın çok güzel mekanlar var, oralara gidip stres atıyoruz. Bazen de çocuklarımızla birlikte evimizde vakit geçiriyoruz, birlikte film seyrediyoruz.

 

-Giyim tarzınızı nasıl tanımlarsınız? Beğendiğiniz ve takip ettiğiniz Türk veya yabancı tasarımcılar var mı? Gardırobunuzun vazgeçilmez parçaları nelerdir?

 

Ben modayı takip etmeyi tabi ki tüm hem cinslerim gibi çok seviyorum. Ama hiçbir zaman bana yakışmayacağını düşündüğüm kıyafetleri almam.

 

Sade renkleri desenlere nazaran daha çok tercih ediyorum; çünkü aksesuar kullanmayı da çok seviyorum. Yazın renkli kıyafetleri, kışın ise da koyu renkleri kullanıyorum.

 

Kumaş ve dikiş konusunda biraz hassas olduğum için yabancı markalarda da yerli markalarımızda da en çok bu noktaya dikkat ediyorum.

 

Chanel markasını çok beğeniyorum. Her parçasını almak istemiyorum tabi ki ama klasik olmasını çok seviyorum. Çünkü zamansız bir marka bence, 10 yıl sonra da 20 yıl sonra da kullanabiliyorsunuz ürünlerini. Gardırobumun vazgeçilmezleri; kalem etekler, blazer ceketler, trenchcoatlar, kalem elbiseler ve tabi ki stilettolar…

 

Ben de bir çok kadın gibi ayakkabı tutkunuyum; en çok ayakkabılara bütçe ayırıyorum.

 

-Yer aldığınız sosyal sorumluluk projeleriyle adınızdan sıkça söz ettiriyorsunuz. Bu anlamda çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Sosyal sorumluluk bilincine dair neler söylemek istersiniz?

 

Sosyal sorumluluk projelerinde gönüllü olarak hepimizin yer alması gerektiğini düşünüyorum. Herkesin faydasının dokunacağı projeler mutlaka oluyor. Kızlarım da zaman zaman yardım projelerinde yer alıyorlar. Bu projelerde yer almaları hem babasına hem de bana çok gurur veriyor.

 

Şimdiden çocuklarımıza sorumluluk vermek onların ileri de yetişkin olduklarında daha paylaşımcı olmalarına yardımcı olacaktır diye düşünüyorum.

 

-İleriye yönelik plan ve projelerinizden bahseder misiniz?

 

Su andaki en büyük hedefim kızlarımın eğitimi ve gelişimleri. Daha sonra ki yıllarda belki is hayatına tekrar dönmeyi düşünebilirim.

 

Ben Bilkent Turizm ve Otelcilik mezunuyum. Turizm sektörü her zaman ilgimi çekmiştir, ileri ki yıllarda belki bu alanda projelerim olabilir.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.