“Denizci Millet, Denizci Ülke”

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Denizci Millet, Denizci Ülke” sloganıyla hareket eden İMEAK DTO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, ilgiyle okuyacağınız bir röportajla bu sayımıza konuk oldu.

 

– Öncelikle bize vakit ayırıp sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederiz. Röportajımıza kısaca sizi tanıyarak başlayabilir miyiz?

 

1968 yılında Yozgat’ta doğdum. Babam memur olduğu için Türkiye’nin birçok yerinde bulunduk. Bu nedenle ilkokulu, ortaokul ve liseyi ayrı şehirlerde okudum. Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi’nin ilk mezunlarındanım. Üniversitede okurken aynı zamanda çalışıyordum. Martı Link Konteyner Hizmetleri Şirketi’nde stajyer olarak başladım. Aradan yıllar geçti ve ben şimdi o şirketin sahibiyim. Şirketin eski sahiplerinin önerisiyle şirketin sahibi oldum. Şimdi hem onların işini hem de kendi işimizi yapıyoruz. 3 konteyner hattının İzmir temsilcisiyiz. Aynı zamanda Ege Bölgesi’nde dökme gemi acenteliği yapan bir firmayız.

 

– Denizcilik Fakültesi mezunusunuz. DTO ile yollarınız nasıl kesişti? DTO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev süreniz içerisinde kendinize belirlemiş olduğunuz hedefler nelerdir? Çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

 

2001 yılından beri İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi’nin yönetim kurulu üyesiyim. 2005-2009 yılları arasında İzmir’i, İstanbul Merkez Meclis Toplantısı’nda temsil ettim. Bildiğiniz gibi 2013 yılı 16 ve 22 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen seçimlerin ardından Yönetim Kurulu Üyesi arkadaşlarımızla birlikte seçimlere girdik ve kazandık. Bizim adaylığımız aslında bir yıldır gündemdeydi. Bütün üyelere ulaşmak istedik ve yönetim kurulundaki arkadaşlarımız ile birlikte program yaparak bütün üyelerimize ulaştık ve görüştük. Yönetim Kurulumuz, benimle birlikte 5 kişiden oluşuyor. Başkan Yardımcısı Kpt. Savaş Ercan, Yönetim Kurulu Üyeleri Kpt. Mihri Çelik, Kpt. Murat Yılmazel ve Kenan Yalavaç. Yani, Yönetim kurulumuzda 3 kaptan bulunuyor. Biraz önce de söylediğim gibi çok güzel bir ekip çalışması gerçekleştirdik. Her bir yönetim kurulu üyesinin sorumlu olduğu ayrı bölgesi bulunuyor. Öncelikli hedefimiz, çocuklara denizi sevdirmek. Bugünün çocukları yarının gençleridir. Bunun yanında üyelerin mevzuatla ilgili sıkıntılarını gidermek ve onların işlerini kolaylaştırmak için çalışıyoruz. Yönetim Kurulumuzda ithalatçı da var ihracatçı da. Bunun yanında körfez temizliği ve denizi kullanma oranının yükselmesi noktasında çalışmalarımız bulunuyor. Biz sırtımızı karaya döndük ve denize bakıyoruz. Baktığımız zamanda körfezde yelkenlileri görmek istiyoruz, körfezde yüzen insanları görmek istiyoruz. İzmir’in yanı sıra Çeşme ve Seferihisar’da kruvaziyer turizminde artış olması için çalışmalarımız bulunuyor. Alaçatı’nın sörf potansiyelinin artırılması için çalışmalarımız devam ediyor. Zaman içerisinde bütün projelerle ilgilenip en kısa sürede üyelerimize müjde vermek istiyoruz.

 

– İzmir’in deniz ticaretinde veya kruvaziyer turizminde bulunduğu noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Kruvaziyer turizminin öneminin keşfedilmesi ile atağa geçen Türkiye, eline geçen bu önemli fırsatı değerlendiriyor. Türkiye, kruvaziyer turizmi açısından son derece önemli bir bölgede, Akdeniz çanağında bulunuyor. Bunun yanında Türkiye iklimi, tarihsel ve kültürel değerleri ile kruvaziyer turizminde parlayabilecek yıldız. İzmir, yüzyıllardır sadece Anadolu’nun değil, Uzak ve Ortadoğu’nun batıya açılan önemli uluslararası kapısı, Ege Bölgesi’nin merkezi olarak tanımlandı. Pergamon, Efes, Teos, Milet, Piriene, Aspendos, Olimpos gibi bir zamanların dünyaca ünlü liman kentleri çeşitli nedenlerle yok olurken İzmir bu özelliğini hiç kaybetmedi. Ayrıca, çevresindeki yörelerde mevcut Bergama, Efes gibi antik kentleri de muhafaza etmiş olmasıyla günümüzde de çekiciliğini sürdürmesini sağlıyor. İzmir, aynı zamanda coğrafik kıyı şeridinin yüzde 60’ı deniz kıyısında bulunan ve Anadolu Türklerinin denizle buluştuğu önemli bir şehir olma özelliğini de her zaman korudu.

 

İzmir, geçtiğimiz yıl kruvaziyer turizminde iyi bir yıl geçirdi. İzmir Alsancak Limanı’na yapılan toplam kruvaziyer sayısı 2013 yılında 191 iken bu rakam 2014 yılı ilk yarıyıl itibariyle 55 gemi olarak belirlendi.

 

Kruvaziyer seferleriyle İzmir’e gelen toplam yolcu sayısı 2013 yılında 480.063 iken bu rakam 2014 yılı ilk yarıyıl itibariyle 134.05 olarak kayıtlara geçti.

 

Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi olarak deniz ticareti, deniz taşımacılığı, deniz kültürü, deniz sporu gibi yani deniz ile ilgili bütün etkinliklerin arkasındayız ve desteklemeye devam ediyoruz. Bunun yanında, İzmir’in, Efes, Bergama ve Agora ile birlikte bir tarih hazinesi olarak görülmesi gerekiyor.  İnanç turizmi ve sağlık turizmi imkanları ile birleştirdiğinde ortaya çıkan İzmir, dünyanın ilgi odağı olduğu gibi kruvaziyer turizmin de Akdeniz’deki vazgeçilmez ana limanlarından biri olma özelliğini sürdürmektedir.

 

– İzmir’de açılacak olan Çandarlı Limanı ile ilgili çalışmalar yapılıyor. Bu limanın İzmir’e ve Türkiye deniz ticaretine katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Çandarlı Konteyner Limanı’nın dalgakıranı 2011 yılında yapılmaya başlanmış ve ilk etap tamamlanmıştır. Liman tamamlandığı zaman 4 Milyon TEU konteyner kapasitesi ile Türkiye’nin en büyük limanı (hub port) olacaktır. Limanın asıl özelliği, kıtalararası transit konteyner limanı özelliklerinde olmasıdır. Ancak, 5 Kasım 2013 tarihinde yapılan ihalede hiçbir firmanın teklif vermediği görülmüştür. İMEAK DTO İzmir şubesi olarak buna neden olarak 2 konuda yanlış planlama yapıldığı değerlendirilmektedir. İlk sorun; ihalede limanın ilk faz inşaatında 4 milyon TEU kapasitesine ulaşması istenmiştir. Buna göre; tanesi 10 milyon euro olan 20 Gantry Crane’in temin edilmesi için toplam 200 milyon euro yatırıma ihtiyaç olacağı, ama ilk yıllarda toplam 80-100 bin TEU’ya ancak ulaşılabileceği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla mevcut kapasitenin ilk yıllarda kullanılması mümkün olamayacağından, atıl bir kapasite yaratılacaktır. İkinci sorunun ise; limanın çevre bağlantılarını sağlayacak otoyol ve demiryolu bağlantılarının da yüklenici firmadan istenmesinin ve bunun doğuracağı finansal ve idari belirsizlikler olduğu düşünülmektedir.

 

– Türk denizcilik sektörünün geleceği nedir?

 

Denizcilik sektörü, ülkemiz için önemli bir döviz girdisi olmasının yanında bütün sektörlere katkısı olan lokomotif sektör olma özelliğini her zaman korumuştur. Denizcilik bilinçli bir şekilde kullanıldığı zaman ülke gelirinde artış yaşanmasının yanı sıra denizcilik de gelişmektedir. Denizcilik sektöründe temel gösterge global piyasalardır. Çünkü deniz ticareti ve denizcilik ekonomisi küresel bir karaktere sahiptir. Belki de bu özelliği bakımından diğer sektörlere oranla dış piyasalarla olan ilişki ağı göz önüne alındığında çok farklı bir tablo çizmektedir. Dolayısıyla, eğer global piyasalar genel olarak bir istikrar görüntüsü veriyorsa, bu olgunun kaçınılmaz biçimde sektörümüze yansımasını bekleyebiliriz.

 

Hızla gelişen teknolojilere paralel olarak günümüz dünyasında deniz ve denizcilik; yük ve yolcu taşımacılığı başta olmak üzere, gemi inşa sanayi, liman hizmetleri, deniz turizmi ile bir ticaret ve hizmet dalıdır. Bu birimlerin birbirinden ayrılması söz konusu olamaz. Bugün dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 90 ’ı deniz yolu ile yapılmaktadır. Denizyolu taşımacılığının diğer taşıma türlerine göre avantajları fazladır. Demiryolu taşımacılığına oranla 3,5 kat, hava yolu taşımacılığına oranla 20 kat, karayolu taşımacılığına oranla 7 kat ucuzdur. Diğer avantajı ise büyük miktarlardaki yüklerin bir defada bir noktadan diğer bir noktaya taşınması imkânını sağlaması olarak belirtilebilir.

 

Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili, iki kıtayı birbirine bağlayan coğrafi konuma sahip olması göz önüne alındığında, dış ticaretimizin geliştirilmesi, ekonomimizin dışa açılarak dünya ekonomisi ile bütünleşmesi ve diğer bütün ekonomik hedeflerimizin gerçekleştirilmesi yolunda denizcilik sektörünün önemli bir rol oynayacağı kaçınılmazdır. Öte yandan Türkiye, ithalat oranında ihracata karşı daha fazla büyümektedir. Deniz taşımacılığına ait verilere bakıldığında Türk limanlarında boşaltılan yüklerde, Türk limanlarından yüklenen mallara oranla daha yüksek artış olmaktadır. Bu durum ödemeler dengesindeki açığın daha da büyüyeceğini göstermektedir. Bunun yanında uluslararası sularda Türk gemileriyle yapılan taşımalardan sağlanan navlun gelirleri, cari açığın azaltılması yönünden önemini korumaktadır. Yeni gemilerin filoya girmelerinin yanında armatörlerin bu alanda daha fazla yer almaları nedeniyle navlun açığının azalacağı tahmin edilmektedir.

 

– DTO İzmir Şubesi olarak eğitime büyük önem verdiğinizi biliyoruz. Bu anlamda yapmış olduğunuz çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

 

DTO İzmir Şubesi olarak eğitime büyük önem veriyoruz. İzmir’de bulunan ve denizcilik eğitimi veren meslek yüksekokullarına malzeme temini konusunda yardımlarımız devam ediyor.  Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi olarak denizcilik ile ilgili tüm etkinliklerin yanındayız ve destek veriyoruz. Amaçlarımızdan bir tanesi de özellikle genç kuşaklara denizi tanıtmak ve denizi sevdirmek. Bu amaçla 2004 yılından başlayarak ilköğretim okulu öğrencilerine yönelik olarak ilkini düzenlediğimiz resim ve kompozisyon yarışmasına devam ediyoruz.  Aynı doğrultuda düzenlediğimiz Medya Yarışması’na katılım her geçen yıl artıyor. Ayrıca, ATATÜRK Haftası faaliyetleri kapsamında “DTO İzmir Atatürk Kupası Optimist Takım Yarışları”nı düzenliyoruz. Türkiye Yelken Federasyonu İzmir İl Temsilciliği ile koordine edilen ve iki gün süren “DTO İzmir Atatürk Kupası Optimist Takım Yarışları”, denizciliğe ve yelken sporuna gönül verenlerin katıldığı ödül töreni ile tamamlanıyor. Yarışları Türkiye Yelken Federasyonu ile birlikte Türkiye çapında uygulayacağız.

 

DTO İzmir Şubesi olarak gemi personeli eğitimi ile ilgili bölgesel sıkıntıların giderilmesine yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Çeşme’de, Türkiye Denizcilik Eğitim Vakfı’na bağlı olan Çeşme Yat Kaptanlığı Okulu, gençlere yat kaptanlığı konusunda eğitim veriyor. DTO İzmir Şubesi olarak İzmir Anadolu Motor Teknik Lisesi- Anadolu Denizcilik Meslek Lisesi- Motor Teknik ve Motor Meslek Lisesi ile Göztepe Anadolu Meslek ve Meslek Lisesi’nin denizcilik bölümlerine de destek vermeye devam ediyoruz.

 

Ayrıca, içerisinde ‘deniz’ kelimesi bulunan bütün etkinlikler bizleri heyecanlandırıyor ve mutlu ediyor. Çünkü denizcilik sektörü adına yapılan bu tür çalışmalarla ulaşabileceğiniz kitle sayısı artıyor ve denizi daha çok insana anlatabiliyorsunuz. Bu bağlamda DTO İzmir Şubesi olarak en büyük hedeflerimizden birisi “DENİZCİ MİLLET, DENİZCİ ÜLKE” kavramının toplum tarafından benimsenmesini sağlamak. Hedef olarak belirlediğimiz bu sloganı tüm çalışmalarımıza yansıtıyor ve çeşitli platformlarda dile getiriyoruz.

 

Denizcilik sektörünün 2023 yılı ile ilgili hedefleri…

 

Türkiye’nin, denizcilik sektörünün geleceği ile 2023 yılı ile ilgili hedefleri bulunmaktadır. 2013 yılı itibari ile tüm Türkiye limanlarına gelen 1.542 gemide yaklaşık 2 milyon 250 bin turist bulunmaktadır. Son beş yıl incelendiğinde, gemi sayısında yüzde 13, yolcu sayısında ise yüzde 34 artış yaşanmıştır. 2023 yılı kruvaziyer turist hedefi ise 6 milyon olarak kayıtlara geçmiş bulunmaktadır. Ülkemizin kruvaziyer gelirlerinin arttırılması için limanlarımızı “home port” limanlar haline getirmemiz gerekmektedir. 2013 yılı itibariyle İstanbul ve Antalya limanları home port olma konusunda ilerleme kaydetmiştir. 2023 yılı home port olma hedefi ise 1 milyon kruvaziyer yolcu aktarma yapılması olarak belirlenmiştir.

 

15 bin 914 bağlama kapasitesine sahip olan Türkiye, Akdeniz çanağında marina bağlama kapasitesi açısından 5. sırada bulunmaktadır. Kıyılarımızın uzunluğu ile marina sayısı karşılaştırıldığında, çok daha fazla marina ve tekne bağlama kapasitesine ulaşılması gerektiği görülmektedir. Sektörün, 2023 yılı hedefi ise 50.000 bağlama kapasiteli marinalarımızın oluşturulmasıdır. Öte yandan, 2013 yılında 6.4 milyar dolar olan deniz turizmi geliri, 2023 yılında 20 milyar dolar olarak hedeflenmiştir.

 

Yorumlar kapalı.