Murat Kolbaşı: “Şirketler değişir, rakamlar değişir; asıl miras insanlardır”

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İş dünyasının başarılı ve sevilen isimlerinden Murat Kolbaşı ile girişimcilikten liderliğe, Türkiye ekonomisinin geleceğinden yapay zekâya, değişen dünya düzeninden Türk kahvesinin küresel yolculuğuna uzanan özel bir söyleşi gerçekleştirdik. Kolbaşı, yıllara yayılan iş hayatı tecrübesini anlatırken başarının ardındaki en önemli değerleri; merak, cesaret, doğru insanlarla çalışma ve değişimi zamanında okuyabilme olarak öne çıkarıyor. Samimiyeti, sıcaklığı ve mütevazı yaklaşımıyla sorularımızı içtenlikle yanıtlayan Murat Kolbaşı’na bu özel sohbet için teşekkür ediyoruz.

İş dünyasının başarılı ve sevilen isimlerinden Murat Kolbaşı ile girişimcilikten liderliğe, Türkiye ekonomisinin geleceğinden yapay zekâya, değişen dünya düzeninden Türk kahvesinin küresel yolculuğuna uzanan özel bir söyleşi gerçekleştirdik. Yıllara yayılan deneyimini samimiyeti, sıcaklığı ve mütevazı yaklaşımıyla paylaşan Kolbaşı; başarının ardındaki en önemli değerleri merak, cesaret, doğru insanlarla çalışma ve değişimi zamanında okuyabilmek olarak öne çıkarıyor. Sorularımızı içtenlikle yanıtlayan, değerli görüş ve deneyimlerini Black or White Dergi okurlarıyla paylaşan Murat Kolbaşı’na bu keyifli sohbet için teşekkür ediyoruz.

“Dünyayı yakından takip etmekten hiç vazgeçmedim”

Murat Bey, bugün geriye dönüp baktığınızda “İyi ki o gün cesaret etmişim” dediğiniz karar hangisi? Peki, “Keşke daha önce yapsaydım” dediğiniz bir kararınız var mı?

İyi ki dediğim en önemli karar, dünyayı yakından takip etmekten hiç vazgeçmemek oldu. Yıllar önce Çin’e düzenli gitmeye başladığımızda bunun uzun vadede nasıl bir dönüşüm yaratacağını çok az kişi öngörebiliyordu. O cesaret, bugün hâlâ iş yapış şeklimizi besliyor. Keşke dediğim nokta ise dijitalleşmeye ve veri odaklı karar alma kültürüne daha erken yatırım yapmak olurdu. Dünyada değişimin hızı her geçen gün artıyor.

İş hayatında çoğunlukla başarı hikâyeleri anlatılıyor. Biz biraz tersinden bakalım: Sizi en çok zorlayan dönem hangisiydi ve o dönem size ne öğretti?

Kriz dönemleri hiçbir zaman kolay değildir. Ekonomik dalgalanmalar, pandemi ve küresel tedarik zincirindeki kırılmalar hepimiz için önemli sınavlar oldu. Böyle dönemler bana, en büyük sermayenin güven, dayanıklılık ve hızlı uyum kabiliyeti olduğunu öğretti.

Murat Kolbaşı

“İyi kararlar güçlü ekiplerle alınır”

Sizce iyi bir lider, en zor kararları tek başına alabilen kişi midir; yoksa doğru insanlara güvenip kararın sorumluluğunu paylaşabilen kişi mi?

Liderlik tek başına her şeyi bilmek değildir. Doğru insanları bir araya getirmek, onları dinlemek ve ortak akılla karar alabilmektir. Sonuçta sorumluluk lidere aittir ama iyi kararlar güçlü ekiplerle alınır.

Bir şirket büyüdükçe kurucusunun karakterini de taşır. Sizce bir şirketin kültürü, patronundan bağımsız yaşayabilir mi?

Yaşayabilmeli. Kurucular kültürün temelini oluşturur ama gerçek başarı, o kültürün kurumun DNA’sına yerleşmesidir. İnsanlardan bağımsız yaşayabilen kurumlar uzun ömürlü olur.

Bugün genç bir girişimci gelip size “Türkiye’de iş kurmak istiyorum ama ekonomik şartlardan korkuyorum” dese, ona gerçekten samimi olarak ne söylersiniz?

Ekonomik şartlar hiçbir zaman tamamen kusursuz olmayacak. Eğer sadece doğru zamanı beklerseniz, büyük ihtimalle hiç başlayamazsınız. Sağlam bir fikriniz, disiplininiz ve sabrınız varsa, şartlardan çok hazırlığınız belirleyici olur.

Sizce Türkiye’de girişimcilerin önündeki en büyük engel para bulmak mı, doğru fikir üretmek mi, yoksa başarısız olmaktan korkmak mı?

Bence en büyük engel başarısız olmaktan korkmak. Sermaye zaman içinde bulunabilir, fikir geliştirilebilir ama cesaret kaybolduğunda girişimcilik ruhu da kayboluyor.

“Sürdürülebilir kalkınmanın temelinde eğitim ve güven var”

Türkiye ekonomisine iş dünyasının içinden baktığınızda, bugün en temel problemimizi nerede görüyorsunuz: Ekonomik koşullarda mı, güvende mi, eğitimde mi, üretimde mi?

Bunların hepsi birbirini etkiliyor ama sürdürülebilir kalkınmanın temelinde eğitim ve güven var. Nitelikli insan kaynağı ve öngörülebilir bir iş ortamı oluştuğunda üretim de yatırım da doğal olarak güçleniyor.

Türkiye’nin önümüzdeki 10 yılda dünya ekonomisindeki yerini değiştirebilecek en büyük fırsatı sizce hangi alanda?

Katma değerli üretim ve onun getirdiği markalaşma gücü. Teknoloji geliştiren, tasarım yapan ve marka oluşturan ülkeler küresel rekabette öne çıkıyor. Türkiye’nin de en büyük fırsatı burada.

“Geleceğin lideri, teknolojiyi doğru kullanan insan olacak”

Yapay zekâ, otomasyon ve dijital dönüşüm hızla ilerliyor. Sizce gelecekte şirketleri insanlar mı yönetecek, yoksa insan ve yapay zekânın birlikte şekillendirdiği yeni bir liderlik modeli mi göreceğiz?

Yapay zekâ karar destek mekanizmasını güçlendirecek ama vizyon, etik ve empati hâlâ insanın sorumluluğunda olacak. Geleceğin lideri, teknolojiyi doğru kullanan insan olacak.

Bugün yeniden 25 yaşında olsaydınız ve elinizde sadece bugünkü tecrübeniz bulunsaydı, nasıl bir girişim kurardınız?

Muhtemelen yapay zekâ, tüketici teknolojileri ve ticaret çözümlerinin kesişiminden güç alan bir girişim kurmak isterdim. Dünyanın geleceği bu alanlarda şekilleniyor.

İş dünyasında “çok çalışmak” hâlâ başarı için yeterli mi, yoksa artık doğru zamanda doğru karar verebilmek mi daha önemli?

Çok çalışmak hâlâ vazgeçilmez ama artık tek başına yeterli değil. Doğru öncelikleri belirlemek ve değişimi zamanında okuyabilmek en az emek kadar önemli.

“En kalıcı miras, yetiştirdiğiniz insanlardır”

Sizce bir iş insanının gerçek başarısı şirketinin büyüklüğüyle mi, kazandığı parayla mı, yoksa arkasında yetiştirdiği insanlarla mı ölçülmeli?

Bence yetiştirdiği insanlarla. Şirketler değişebilir, rakamlar değişebilir ama geride bıraktığınız insanlar ve kurum kültürü en kalıcı mirastır. Bu anlamda baktığımızda, beni yetiştiren ustalarımın değerini de başka hiçbir şeyle mukayese edemem.

Bugün gençlerin önemli bir bölümü girişimci olmak istiyor ancak aynı zamanda hızlı başarı bekliyor. Sizce yeni neslin en büyük yanılgısı ne?

Başarının görünen kısmına odaklanmaları. Oysa her başarının arkasında yıllarca süren emek, sabır ve çok sayıda başarısız deneme vardır. Her zaman “bunu nasıl yaparız” sorusuna cevap aramaları.

Kariyeriniz boyunca size “Hayır” denilen ama yıllar sonra aslında sizin için bir fırsata dönüşen bir an oldu mu?

Oldu, olmaz olur mu? O dönem hayal kırıklığı gibi görünen bazı kapılar kapanınca farklı fırsatlara yöneldik. Geriye dönüp baktığımda, bazı “hayır”ların da çok değerli öğrenimler olduğunu görüyorum.

Sizin için iş hayatında hangisi daha değerli: Doğru insanlarla çalışmak mı, doğru zamanda doğru riskleri almak mı?

Doğru insanlarla çalışmak. Çünkü doğru ekip varsa, doğru riskleri doğru zamanda birlikte alabilirsiniz.

Bugün Türkiye’de şirketlerin sürdürülebilir olması için sizce “büyümek” mi, yoksa “doğru büyümek” mi daha önemli?

Kesinlikle doğru büyümek. Kontrol edemediğiniz büyüme, uzun vadede avantaj değil yük oluşturabilir.

Murat Kolbaşı

“Hepsini anlamlı hale getiren insan”

Geleceğin şirketlerinde sizce en değerli sermaye para mı olacak, teknoloji mi, veri mi, insan mı?

Bunların hepsi önemli ama hepsini anlamlı hale getiren insan. Doğru insan kaynağı olmadan teknoloji de veri de tek başına değer üretmez.

İş dünyasında çok güçlü görünen insanların da zaman zaman korkuları ve tereddütleri oluyor. Sizin iş hayatında en çok çekindiğiniz şey nedir?

Değişimi zamanında okuyamamak. Çünkü bugün başarıyı belirleyen en önemli unsur, değişime uyum sağlayabilmek.

Bir gün şirketinizin başında olmayacağınız bir geleceği düşündüğünüzde, geride nasıl bir miras bırakmak istersiniz?

Kalıcı kurumlar, güçlü markalar ve yetişmiş insanlar… Biliyorsunuz, Türk kahvesinin bendeki yeri çok ayrı, dünyanın dört bir yanında bu kültürün yayılması, gösterdiğim çabanın anlaşılır ve anlamlı olması, bununla hatırlanabilmek… Benim için en anlamlı miras bunlar olur.

İnsanlar Murat Kolbaşı’nın iş dünyasındaki başarılarını biliyor olabilir. Peki, iş dünyasının dışında Murat Kolbaşı’nı en iyi anlatan üç kelime hangisi?

Meraklı, paylaşımcı ve öğrenmeye açık.

Bugün Türkiye’nin geleceğine inanan bir iş insanı olarak, 10 yıl sonraki Türkiye’ye tek bir cümle söyleme şansınız olsaydı, ne söylerdiniz?

Üreten, teknoloji geliştiren ve dünyaya güven veren bir Türkiye olmaktan asla vazgeçmeyin.

“Türk kahvesi kültürüne sahip çıkmak hepimizin görevi”

Türk kahvesinin sizin için ayrı bir anlam taşıdığını biliyoruz. Röportajımızı tamamlarken, bu kültürel mirasın dünyada daha güçlü temsil edilmesi adına okuyucularımıza nasıl bir çağrıda bulunmak istersiniz?

Son olarak ben de bir şey eklemek isterim. Biliyorsunuz, Türk Kahvemiz Unesco’nun kabul ettiği Somut olmayan bir kültürel dünya mirası. Bu mirasa sahip çıkmak hepimizin görevi. Benim ricam, yurt dışına çıktığınızda gittiğiniz restoranda, kafede mutlaka Türk kahvesi isteyelim. Bugün değil ama yakın gelecekte o menülere Türk kahvesinin girmesi ülkemiz adına bir kazanç.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.