Korunmasız çocuklara kucak açan bir vakıf; Koruncuk

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

2013 yılından beri, Koruncuk Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini severek yürüten Figen Özbek, özel açıklamalarıyla bu sayımıza damga vuran isimler arasında yer alıyor. Özbek söyleşimizin bir bölümünde, “Vakfımız, her çocuğun insan haysiyetine yakışır bir şekilde yaşama hakkı olduğuna inanmaktadır.” diyor.

 

– Koruncuk Vakfı ve Koruncuk Vakfı Çocuk Köyleri hakkında bize bilgi verir misiniz?

 

1979 yılında Çocuk Köyleri kurmayı ve yaşatmayı hedeflemiş gönüllü kişiler tarafından kurulmuş olan Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı, aynı zamanda ülkemizdeki “korunma ihtiyacındaki çocuk” sorununu gündeme taşımak ve kamuoyunu bu konuda çözümler üretilmesi yolunda teşvik etmeyi görev edinmiştir.

 

Vakfımız her çocuğun şefkat, sevgi ve anlayış görme, yeterli beslenme, sağlıklı bir ortamda yaşama, oyun ve eğlence olanaklarından yararlanma, çağdaş bir eğitim alma ve yeteneklerini geliştirme; kısaca insan haysiyetine yakışır bir şekilde yaşama hakkı olduğuna inanmaktadır.

 

Vakıf ailemiz korunma ihtiyacındaki çocukların yani Koruncuklar’ın Çocuk Köyü’ne geldikleri andan itibaren bir aile ortamında yaşamaları amacıyla hareket etmektedir. Aile Evlerinde, anne şefkati ve aile birliğinin sürdürüldüğü bir ortamda, çocukların bedenen, ruhen, ahlaken ve fikren gelişimleri; toplum içinde verimli ve yapıcı kişilik kazanmaları, yüksek öğrenim de dahil olmak üzere, eğitimlerinin sağlanması hedeflenmektedir.

 

“YARATICI ÇOCUKLAR DERNEĞİ İLE 2012 YILINDAN BERİ GÜZEL PROJELERE İMZA ATMAKTAYIZ”

 

– Geçtiğimiz günlerde, Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı olarak, Yaratıcı Çocuklar Derneği ile birlikte ‘Çocuklarla El Ele Yeni Yıl Kermesi’ düzenlediniz. Bu işbirliği nasıl gerçekleşti? Bir de sizden dinleyebilir miyiz?

 

Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı olarak her zaman diğer Sivil Toplum Kuruluşlarıyla dayanışma içinde olmaktan yanayız; çünkü hepimiz sosyal sorumluluk kapsamında topluma faydalı işler üretmeye çalışıyoruz. Çocuk odaklı çalışan diğer değerli bir kurum olan Yaratıcı Çocuklar Derneği ile de 2012 yılından beri birlikte güzel projelere imza atmaktayız. Beraber organize ettiğimiz sanat atölyelerinin yanı sıra, her sene birlikte düzenlediğimiz “Çocuklar Aşkı’na” defilesi iki kurumun uyum içinde çalışmasının en güzel ürünlerini teşkil ediyor. Geçen sene gelen talepler üzerine Yeni Yıl Kermesi fikrini gerçekleştirdik, duyulan memnuniyet üzerine bunu her sene tekrarlamaya karar verdik…

 

“ŞİMDİ EN BÜYÜK HEYECANIMIZ İZMİR’DE AÇMAYI PLANLADIĞIMIZ KORUNCUK KÖY”

 

– Koruncuk Vakfı’nın gelecek için düşündüğü planlar nelerdir?

 

Bolluca Çocuk Köyü’müzdeki 128 çocuğumuzun hak ettikleri gibi bir ortamda yaşayarak hayata kazandırılmaları hedefimizin yanı sıra, şimdi en büyük heyecanımız İzmir’de açmayı planladığımız Koruncuk Köy… Urla’da Vakfımıza bağışlanan arazide hayata geçirmeyi hedeflediğimiz Türkiye’nin ikinci Çocuk Köyü’nde, daha fazla korunma ihtiyacındaki çocuğa el vermeyi arzu ediyoruz. Toplumdaki duyarlı kişi ve kuruluşların tıpkı Bolluca’da olduğu gibi İzmir Urla Koruncuk Köy projesinde de bizleri yalnız bırakmayacağına eminiz.

 

IMG_2177

 

– Koruncuk Vakfı korunma ihtiyacındaki çocuklara gelecek için nasıl bir imkan sunuyor ve nasıl destek oluyor?

 

Devlet tarafından Vakfımıza yönlendirilen Koruncuk’lar 12 evden oluşan Çocuk Köyü’ne geldikleri andan itibaren bir aile ortamında sağlıklı gelişmeleri, eğitim ve öğretim görmeleri, kişisel yeteneklerini geliştirmeleri, geleceğe hazır ve topluma faydalı bireyler olmaları yönünde yetiştirilmeye başlarlar.

 

Çocuklarımız çevredeki okullara veya Vakfımıza burs imkanı sağlayan okullara gitmektedirler. Bolluca Çocuk Köyü’nün amacı, Koruncuk’ların ihtiyacı olabilecek en ufak detayı atlamaksızın onları donanımlı ve kendilerine güvenli bir şekilde sosyal hayata kazandırmak yönünde kaliteli ve kapsamlı bir hizmet sunmaktır.

 

İstanbul Arnavutköy ilçesinde yer alan Bolluca Çocuk Köyü; 12 Aile Evi, 1 Kız-1 Erkek Gençlik Evi, İdari ve Sosyal Hizmet Binası, Anaokulu, Kültür Merkezi, Kütüphane, Soğuk Hava ve Erzak Deposu, Oyun Parkı ve Spor Sahaları gibi tesislerden oluşmaktadır.

 

Vakıf olarak en büyük amacımız çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerine göre eğitim ve öğretimlerine sonuna kadar devam etmelerini sağlamaktır. Gönüllü öğretmenlerin özel dersleriyle takviye edilen ve öğrenim hayatlarının her aşamasında destek gören Koruncuk’larımıza okul hayatlarının yanı sıra sosyal becerilerini geliştirmeleri için de gönüllü kişi ve kurumlardan destek almaktayız. Eğitim hayatları boyunca madden ve manen desteklediğimiz çocuklarımızın meslek ve iş sahibi olmalarında, evlenmelerinde, askere gitmelerinde de yine yanlarında olarak bağımızı sürdürüyoruz. Çünkü bizim en büyük dileğimiz; çocuklarımızın geleceğe güvenle bakmalarını sağlayarak; topluma faydalı, kendi hayatını kurarak ayakları üzerinde durabilen kişiler olmalarına yardımcı olmaktır.

 

“SOSYAL SORUMLULUK KAVRAMI SON 10 YILDA ÖNEM KAZANMAYA BAŞLADI”

 

– Bir bütün olarak tabloya baktığınızda, sosyal sorumluluk alanında son zamandaki gelişmeler ilgili neler düşünüyorsunuz? Beklentinizin üzerine çıkan ya da sizi şaşırtan bir gelişme var mı?

 

Ülkemizde sosyal sorumluluk kavramı son 10 yıl içinde önem kazanmaya başladı. Toplumun birçok kesimi bunun önemini kavradı. Ticari şirketler ve kişiler toplumda sosyal sorumluluklarının olduğunu fark etmeye başladılar. Sivil toplum kuruluşları da daha kurumsal çalışmaları gerektiğini ve topluma kendilerini daha çok tanıtmalarının önemli olduğunu hissettiler. Bu konuda güvenilirliğin ve şeffaflığın önemini kavradılar. Basın ve medya da bu konuda daha duyarlı davranmaya, toplumdaki sorunların daha iyi anlatılabilmesi ve bu sorunlara çözüm bulunmasının, sivil toplumlar aracılığı ile topluma daha iyi anlatılacağını fark etti. Böylelikle yapılan projelerin sosyal medya tarafından topluma anlatılabilme olanağı sağlandı. Kişilerle, kurumların bu çalışmalardan haberdar olmalarına yol açılarak bir iletişim ağı oluşturdu. Bence şaşırtıcı olan, gün geçtikçe bu konuda yaşanan çok önemli gelişmelerdir. Sosyal sorumluluk alanında çok yaratıcı projelerin hazırlanması, sivil toplum kuruluşlarının daha çok tanınmasına ve toplumun da bu doğrultuda farkındalığının yükselmesine yol açtı. Bunun güzel bir örneği olan “Adım Adım Oluşumu”nun toplum tarafından benimsenmesi ve gün geçtikçe büyüyen bir gönüllü grubunun oluşması, beklentilerimizin de üzerinde şaşırtıcı ve bir o kadar da önemli bir toplum projesi bilinci getirmiştir. Medyanın, sanatçıların, toplumun önde gelen kişilerinin inandığı ve güvendiği sosyal sorumluluk projeleri arttıkça, sivil toplum kuruluşları yaptıkları çalışmaları ve amaçlarını kamuoyuna daha iyi anlatma fırsatı bularak, topluma faydalı olmaya devam edecektir.

 

– Sosyal sorumluluğun önemine dair neler söylemek istersiniz? Bu noktada, toplum olarak yapılması gerekenler nelerdir?

 

Toplumumuzda en başta çocuk olmak üzere, birçok sorun ve problemin çözümü yalnızca devlet kurumlarına bırakılmamalıdır. Daha mobilize olan, toplumla iç içe çalışan sivil toplum kuruluşları desteklendiği ve çalışmaları yaygınlaştırıldığı takdirde birçok sorunun üstesinden gelmek de daha kolay olacak, toplum da bilinçlenerek bizlere güven duyacaktır. Biz yaptığımız çalışmaları gerçekten inandığımız bir amaç için yapmaktayız. Toplumda en çok zarar gören çocuklar olmasına rağmen, bu konuda devletin kurumlarına bu işi bırakarak sorumluluktan sıyrılmak, yapılacak en büyük hatalardan biridir. Biz devlet kurumları ile çalışırken kamuoyu bilinci ve farkındalığını da artırmayı hedefliyoruz. Bunun için sivil toplum kuruluşları ile birleşerek, güç birliği oluşturuyoruz. Eğitim programlarını projelendirerek, yerel yönetimler ile birlikte yürütülmesini sağlıyoruz. Hepimizin bu bilinç ile çalışması halinde birçok sorun daha kolay çözülecektir.

 

“Destek olmadan hiçbir sivil toplum kuruluşu ayakta kalamaz!”

 

Biz faaliyette olan Bolluca Çocuk Köyümüzdeki çocuklarımız kadar, tüm korunması gereken çocuklara ulaşmayı da amaçlıyoruz. Tecrübelerimiz bunu başarabileceğimizi ortaya koymaktadır. Ancak toplum desteği olmadan hiçbir sivil toplum kuruluşu ayakta kalamaz. Tüm arzumuz korunması gereken tüm çocuklar için el ele vererek, devlet kurumlarından da destek alarak ve toplumda sosyal sorumluluk bilincini artırarak, çocuklarımıza destek olabilmektir.

 

“İlk olarak Vakfın idari davalarını üstlendim”

 

1992 yılında hukuk müşaviri olarak, Vakfın idari davalarını üstlendim. Davaların içeriği sebebiyle devlet kurumları ile sürekli işbirliği içinde çalışması gereken bir Vakfın bu kurumlar tarafından fazla desteklenmediğini fark ettim. Vakfı bu vesile ile tanıdığımda, olağanüstü bir hizmet kapasitesi ve gönüllülerinin olduğunu fark ettim. Kazandığımız davalarla devlet kurumları ile işbirliği içinde çalışma sağladım ve o günden bu yana Vakfımız ilgili bakanlık ile yapılan protokol doğrultusunda, koruma kararlı çocukları bünyesine alarak çalışmalarını sürdürmektedir. Toplumda koruma ihtiyacındaki çocuklara yardım edebilmek için çok zor bir mücadeleyi göze alan Vakıf yöneticileri ve mütevellilerini tanıdığımda ise, bu Vakfın bir parçası olmaya karar verdim. Böylelikle önce Vakfın yönetim kurulunda görev aldım, bugünlere gelmesine yardımcı olmaya çalıştım. 2013 yılından beri de Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmaktayım.

Yorumlar kapalı.