Sanatını işiyle harmanlayan bir isim; SERDAR SAYDAM

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

O, iş hayatının içine müziği entegre ederek, sanatı tüm ekibinin içselleştirmesini sağlayan çok yönlü bir iş adamı… Bahsimiz Saydam Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serdar Saydam…

 

Oldukça keyifli ve özel bir söyleşiyle konuğumuz olan başarılı iş adamı Serdar Saydam “Farklılık tek bir şeyle yaratılmıyor. Farklılık, ekibinizden tutun da kullandığınız materyallerin, makinelerin ve ortamın niteliğine kadar birçok küçük nüansın bir araya gelerek sizde yarattığı bir olgudur” dedi.

 

Türk tekstil piyasasında yaratıcılık, bilinirlik, kalite ve servis anlamında ileri gelen kuruluşlarından olan Saydam Tekstil’in kurulum süreci nasıl gelişti?

 

Saydam Tekstil, babam tarafından 1955’te kuruldu. Babam bu işe başlarken hep en iyisini yapmayı arzulamış; büyük markalarla çalışmayı hedeflemiştir. İşin başına geçtiğim zaman benim de hedefim Avrupa’nın en iyileri ile çalışmaktı…

 

Saydam Tekstil olarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Bu anlamda çalıştığımız ekip bizim için çok önemli. Ekibimizi kendimiz yetiştirmeyi tercih ediyoruz; çalışanlarımız işe başlarken fabrikanın her bölümünü tanıyor, bu işte pişerek yetişiyorlar. Ben bu sistemin başarı anlamında çok doğru olduğuna inanıyorum. Çünkü ekibiniz düzgün değilse o işte başarı sağlayamazsınız…

 

– Bize biraz da üretim tesislerinizden bahsedebilir misiniz?

 

Sadece Bursa’da üretim yapıyoruz. 25.000 metre kapalı alan içinde; büküm, çözgü, dokuma ve boya apre tesisimiz var. Tesise ölçek olarak bakıldığında çok büyük bir firma algısı uyandırmıyor fakat Saydam Tekstil sektöründe dünyanın en üst sıralarında yer alan bir firma. Neticede 3 milyon metre kumaş üretiyoruz…

 

– Tekstil sektörüne yönelik yeni yatırımlarınız nelerdir?

 

Yeni desen ve dizayn konusunda sürekli olarak kendimizi yenileyerek, farklılık yaratacak makineleri bulmaya çalışıyoruz. Bu konuda firmalarla da farklılık yaratma adına neler yapılabilir diye görüşüyor, ortak çalışmalar yapmaya çalışıyoruz. Çünkü bizi ileriye götürecek olan şey budur… Bir de tekstil sektöründe hız oldukça önemli bir faktör. Müşterinin taleplerine anında cevap verebiliyor olmanız lazım.

 

– Saydam Tekstil’in Türkiye’deki diğer tekstil firmalarından ayrılan yönü nedir?

 

Saydam’ı diğer firmalardan ayıran en önemli noktalardan biri, farklı elyaflarıdır. Örnek vermek gerekirse; biz doğal ve sentetik elyafları karıştırarak kullanabiliyoruz. Üretim tesislerimizin altyapısı ve firmada oluşan know-how buna olanak veriyor.

 

Gerek dokuma gerek boya gerekse de apre olarak her türlü materyali çalışabilen bir firmayız. Aslında bizim en çok farklılık yarattığımız nokta bu… Koleksiyonlarımıza çok önem veriyoruz. Fransa’da tanınmış bir stilistle birlikte çalışıyoruz.

 

Farklılık tek bir şeyle yaratılmıyor. Farklılık, ekibinizden tutun da kullandığınız materyallerin, makinelerin ve ortamın niteliğine kadar birçok küçük nüansın bir araya gelerek sizde yarattığı bir olgudur.

 

Benim hayatımın içinde piyano olması şirketi sanata daha yaklaştırdı. Bizim bütün ekibimiz enstrümantal müzik dinliyor. Saydam Tekstil olarak kendimizi sadece kumaşçı olarak değil, moda endüstrisinin de bir parçası olarak görüyoruz.

 

İsteyen arkadaşlarımız için fabrikada haftada iki gün film gecesi düzenliyoruz. Bir dönem fabrikada hobi atölyeleri yaptık. Boyahanemizin bir duvarında sadece cam var. İnsanlar dışarıya bakarak çalışıyorlar. Bu bakış açısı bile başlı başına bir farklılık yaratıyor. Benim şirkete en büyük katkım bu sanatsal öngörü diyebilirim.

 

mg_2605

 

– Dünyaca ünlü sanatçılardan Rihanna ve Jennifer Lopez’in yanı sıra İngiliz Kraliyet ailesinin gelini Kate Middleton da kıyafet seçimlerinde Saydam Tekstil kumaşından yapılmış giysileri tercih etti. Bunun yanında Armani, Hugo Boss, Oasis gibi dünya devi firmalarla da çalışıyorsunuz. Bu konu ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

 

Türk designer’larla çalışmayı hem sektöre bir vefa olarak görüyor hem de Türkiye’nin geleceği ve tanıtımı açısından bir güzellik olarak değerlendiriyoruz. Designer arkadaşlarımızla birlikte Türkiye’de isim yapmış ya da yapmakta olan herkese destek olmaya çalışıyoruz. Örneğin Hakan Yıldırım bizim kumaşlarımızı çok iyi kullanan bir modacılardan biri; Rihanna’ya, Jennifer Lopez’e ve Kate Middleton’a bizim kumaşlarımızı kullanarak elbise dikti. Böylece kumaşlarımız bu ünlülerle buluştu.

 

Bunun yanı sıra Armani, Hugo Boss, Oasis gibi firmalarla da çalışıyoruz. Hedefimiz, piramidin en üstüne çıkmak. Chanel ve Dior gibi markalarla da çalışmak gibi bir hedefimiz var. Bu firmalarla çalışmak yaratıcılığımızın ve kalitemizin bir göstergesi olacak…

 

– Son dönemde, ekonomik olarak Türkiye tekstil sektörünün gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Birkaç senedir kriz söz konusu fakat bu yıl krizin etkisinin biraz azaldığını söyleyebilirim.

 

Satışlarımızda artış var. Ancak özellikle son günlerde ülkemizde yaşanılan sıkıntılar bizi nereye götürür bilmiyorum…

 

Şunu söyleyebilirim ki, biz müşterilerimizi çok yakından takip ediyoruz ve yeni yatırımlarımızı onların isteklerine cevap verebilecek şekilde planlıyoruz…

 

 – Büyük bir şirketin yönetim kurulunda görev yapmanızın yanı sıra, müzikle de yakından ilginiz olduğunu biliyoruz. Bu aşamada neler söylemek istersiniz? Müziğe olan ilginiz nasıl başladı? İlerleyen zamanlarda bir albüm yapmayı düşünüyor musunuz?

 

Müziğe olan ilgim çocuk yaşlarda başladı. Kuzenime alınan bir piyanonun başına geçip çalmaya başlamamla birlikte ailem müziğe olan hevesimi anladı. 7 yaşından beri piyano çalıyorum. Önce klasik müzikle başladım, sonra Türk müziğini keşfettim. Ve bu iki müziği hep içimde harmanlayarak yaşamaya devam ettim.

 

Lise yıllarımda piyano eğitimime devam ederken; bir yandan da arkadaş grubumla birlikte çalmaya başladım. Bunların içinde en heyecan verici olan Fransız liseleri arasında yapılan bir müzik yarışmasına katılmak oldu. Ama hiçbir zaman profesyonel anlamda bir şey olmadı…

 

O yaşlardan itibaren içimde biriken nameler besteye dökülmeye başladı. İki yıl önce de “Sonsuz Aşk” isimli, aşkın her halini anlattığım albüm çalışmam Aziz Şenol Filiz’in desteğiyle başladı. Bu albümde çok profesyonel bir ekip bir araya geldi. Albümün söz ve müzikleri bana, aranjesi Cem Tuncer’e ait ve dört farklı solistimiz var… Albüm lansmanını farklı kılmak amacıyla da Özlem Süer, Saydam Tekstil’in kumaşlarını kullanarak Pera Palas’ta gerçekleştirilecek özel bir defile hazırlıyor…

 

Kısaca SERDAR SAYDAM

 

İstanbul doğumluyum. İlkokulu Bursa’da okudum. Sonra İstanbul’a anneannemin yanına geldim. Hayatımın en güzel yılları anneannemin yanında geçti diyebilirim. Sonra tekrar ailemin isteğiyle Bursa’ya geri döndüm ve Uludağ Üniversitesi’nde İktisat okudum. Üniversiteden sonra ise hemen evlendim ve eşimle birlikte Kanada’ya gittik. Orada finans, marketing ve pazarlama kurslarına katıldım. Daha sonra ise Türkiye’ye dönüp işimin başına geçtim… Benim için doğru olan ilk önce dışarıda çalışıp sonra kendi şirketimin başına geçmekti. Fakat babamın arzusu onun yanında başlayıp her şeyi onun yanında öğrenmemdi. Şirkete katılmamdan kısa bir süre sonra ihracata başladık. Şirketimiz öncesinde Türkiye’nin en iyi şirketiyken daha sonra uluslararası alanda hizmet veren, çok iyi bir şirket haline geldi.

Yorumlar kapalı.