Geleneksel lezzete çağdaş bir yorum; “Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi”

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var; kahve ile muhabbetin ise 140 yıl hatırası var. Biz “Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi” olarak bu muhabbete ortak olmak için yola cıktık…”

“Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi” Yönetim Kurulu Başkanı Bilun Çolak ile Türk kültürünün vazgeçilmezi olan Türk Kahvesi’ni konuştuk.

 

-Bilun Hanım okuyucularımıza kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

 

Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’nden mezun olduktan sonra ABD’de mastırımı tamamlayıp Türkiye’ye döndüm. Sonraki süreçte yaklaşık 11 sene dış ticaret alanında çalıştım. 2013 senesinden itibaren de dedemden miras kalan işe yeniden hayat vermek adına, “Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi” firmamı ve markamı kurdum.

 

-İşin ustası olarak, Türk kahvesinin kültürümüzdeki yeri hakkında neler söylemek istersiniz?

 

Türk kahvesinin kültürümüzdeki geçmişi Osmanlı zamanına dayanıyor. Kanuni Sultan Süleyman döneminde (16.yy) Yemen Valisi’nin, Yemen’den Osmanlı sarayına Türk kahvesi getirmesiyle birlikte Türk kahvesi, sarayın esas kültürlerinden biri haline gelmiştir. Sarayda ‘kahveci başı ‘ olarak adlandırılan bir rütbenin olması da Türk kahvesinin sarayda çok beğenilen ve fazlasıyla tüketilen bir lezzet olduğunun en bariz göstergesi…

 

Türk Kahvesi’nin süreç içersinde saraydan konaklara oradan da evlere yayılmasıyla birlikte herkes kısa zamanda bu tadı çok sevmiş ve benimsemiş. Ve zamanla Türk kahvesi sosyal yasamın da ayrılmaz bir parçası haline gelmiş. Örneğin kız isteme merasimlerinin olmazsa olmazı kahvedir. Bu yönüyle geleneksel özelliği de bulunan bir içecek.

 

Türk kahvesi ekonomik bir içecek olduğu için de her gelir grubundan insan tarafından rahatlıkla tüketilebiliyor. Bugün hangi evin kapısını çalsanız muhakkak Türk kahvesi vardır. Yılın 12 ayı tüketilebilmesi de Türk kahvesini ayrıcalıklı yapan bir diğer nokta. Bu mucizevi içeceğin sağlığa olan etkileri ise yadsınamaz…

 

-Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi’nin hikâyesini bizimle paylaşır mısınız?

 

Aslında bizim serüvenimiz 1930 senesine uzanıyor. Dedem Türk kahvesini çok severmiş. Dostlarıyla bu keyfi paylaşmak adına Beyoğlu’nda, tahta sandalye ve masalardan oluşan ufak bir kahve dükkânı açmış. Dedem bu şirin dükkanda, çekirdek kahveyi kendi imkanları ile kavurup, pişirerek büyük bir özveri ile dostlarına ve müşterilerine ikram ediyormuş. Dedemin vefatından sonra ise maalesef ailede bu işi devam ettiren olmamış. Ta ki bizim “Tarihi Beyoğlu kurukahvecisi” olarak 2013 senesinde hayata geçirdiğimiz üretim tesisimizle kahve işine yeniden hayat vermeye karar vermemize kadar…

 

Kahve çekirdeği ve üretim koşullarının kahvenin tadı üzerinde çok ciddi etkileri olduğunu biliyoruz. Bu anlamda üretim teknolojiniz ve kalite politikanız hakkında neler söylemek istersiniz?

 

Kahve işi emek isteyen bir iş… Biz üretimimizde dünyanın en iyi çekirdeği olarak bilinen Brezilya’dan ithal ettiğimiz Pacifica Rio 3 kahve çekirdeğini kullanıyoruz. Çünkü kahveye mükemmel tadını veren en kaliteli çekirdekler, tropikal iklimde yetiştirilir.

 

Kahve tüketiciye ulaşana kadar ise 3 aşamadan geçiyor. Öncelikle olgunlaşan kahve çekirdekleri tek tek elle ağaçlardan toplanıyor. Toplanan çekirdek ilk etapta yeşil renktedir, aroma veya kokuları yoktur. Kavurma işlemi esnasında ısı 180-190 derecelere ulaştığında yeşil çekirdekler kahverengine dönüşüyor ve kahve aromasını kazanıyor. Isı 190 dereceleri bulduğunda ise 900’den fazla aroma meydana çıkıyor. İyi bir Türk kahvesi için kavurma sanattır. Biz “Tarihi Beyoğlu kurukahvecisi” olarak tesisimizde full otomatik makine ile kavurma yapıyoruz. Böylece insan gücü sıfıra iniyor ve her defasında standart kalitede ürün elde etmiş oluyoruz. Kavurma işleminden sonraki aşama öğütmedir. Öğütme esnasında dikkat edilmesi gereken en önemli konu ise kahvenin çok ince öğütülmesi… Biz tesisimizde öğütme işlemi için Foça taşından imal edilmiş özel taş değirmenler kullanıyoruz. Böylece kahvenin eski, tarihsel lezzeti kaybolmamış oluyor… En son aşama paketleme… Öğütülen kahveyi tesisimizde full otomatik dolum ve paketleme makinesi ile 100 gr 250 gr ve 500 gr.lık paketlerde tüketime sunuyoruz. İstanbul’daki üretim tesisimizin kapasitesi ise aylık 100 ton.

 

-Hızla büyümekte olan Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi’nin başarısının sırrı nedir?

 

Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi, geleneksel lezzete çağdaş bir yorumdur. Türk kahvesi dostluk ve paylaşım demektir ve bizim kültürümüzde çok önemli bir yere sahiptir. Biz de bu geleneksel lezzeti, kurduğumuz modern tesiste en iyi şekilde üreterek, güçlü satış vizyonumuzla tüketicilerimizle buluşturduğumuzu düşünüyoruz. En önemli sırrımız ise işimizi severek yapıyor olmamız. Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var; kahve ile muhabbetin ise 140 yıl hatırası var. Biz “Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi” olarak bu muhabbete ortak olmak için yola cıktık…

 

-İleriye yönelik hedefleriniz ve projelerinizden bahsedebilir misiniz?

 

Türkiye genelinde şuan birçok ilde toptancılarımız mevcut; Ankara, Mersin, Antalya, Trakya ve Karadeniz Bölgesi’nde toptancılarımızla çalışıyoruz. Diğer birçok il için de toptancılık anlamında görüşmelerimiz sürüyor.

 

Yakın zamanda tüm Türkiye genelinde açacağımız franchise kafelerimizle de markamızı daha çok yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Misafirlerimizin bu kafelerde Tarihi Beyoğlu Kurukahvesi’nin eşsiz lezzetteki kahvelerini keyifle yudumlarken, güzel sohbetler edebilecekleri sıcak bir ortam oluşturacağız.

 

Tabi hedeflerimiz sadece Türkiye ile sınırlı değil. Irak ve Kıbrıs ile başladığımız ihracatlarımızın hacmini daha da büyütmeyi, Arap Emirlikleri ve Türki Cumhuriyetler başta olmak üzere tüm dünyaya kahvemizi ihraç etmeyi hedefliyoruz.

Yorumlar kapalı.