“Toplumları ayakta tutan hukukun varlığıdır!”

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Toplumları ayakta tutan hukukun varlığıdır. Bir ülkede hukuk düzgün işlemiyor ise o toplumun ilerlemesi mümkün değildir.

 

Mesleki hayatındaki başarılarıyla anılan Avukat M. Rüşa Doğan ile Türkiye’de hukuk kavramını, Av. M. Rüşa Doğan Hukuk & Danışmanlık Bürosu’ndaki çalışmalarını ve arabuluculuk müessesini ve konuştuk.

 

-Hukukun sizin hayatınızdaki  yeri  nedir?

 

Hukuk çok genel bir kavramdır. Adalet ve eşitliğin sağlanması için olmazsa olmazdır. Hukukun olmadığı yerde kaos meydana gelir. Ben gerek özel gerekse iş hayatımda hukukun üstünlüğüne ve mecburiyetine inanan bir kişiyim.

 

Günümüzde birçok toplumda, hukukun saf dışı bırakılması veya ikinci plana atılması nedeniyle bireyler arasında kendi hukukunu yaratma ve uygulama çabası vardır. Bu durum mevcut düzenin gelişmesini engellemekte ve toplumların ilerlemesini geciktirmektedir.

 

-Av. M. Rüşa Doğan Hukuk & Danışmanlık Bürosunda ne gibi çalışmalar yürütülüyor?

 

Büromuzda Ceza Hukuku, Ticaret Hukuku, Gayrimenkul Hukuku başta olmak üzere; Aile Hukuku, İş Hukuku ve İcra konusunda deneyimli arkadaşlarımız ile hem hukuki hizmetlerde hem de danışmanlık faaliyetlerinde bulunmaktayız. Ayrıca sertifika sahibi olarak arabuluculuk faaliyetleri kapsamında hizmet vermekteyiz.

 

-Peki arabuluculuk sistemi hakkında bilgi alabilir miyiz? Size göre bu sistem ülkemizde ne derece oturdu? 

 

Ülkemizde yargı (mahkemeler) gereksiz birçok konu ile meşgul edilmektedir. Arabuluculuk sistemi ile insanlarımızın mahkemeye gitmeden de çözebileceği birçok konu bulunmaktadır. Arabuluculuk müessesi nizalı konuların çözümünde destek olarak yargının iş yükünü hafifletmek amacı kapsamında kurulmuştur. Sistem çok yeni olduğundan dolayı gerekli ilgi gösterilmemektedir. Toplumun doğru şekilde yönlendirilmesi ve bilgilendirilmesi ile arabuluculuk hizmeti birçok alanda yardımcı olabilecek bir müessese haline gelecektir.

 

-Türkiye hukuk devleti açısından nerededir? Çok sık yasa değişikliği yapılıyor. Başarılı bir hukukçu olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Ülkemiz güncel ve teknolojik çağa ayak uydurmak açısından yasa değişiklikleri yapmak zorundadır. Ancak yasaların çok sık değişmesi hem kanun koyucunun hem de fiili olarak uygulayacak kişilerin bu değişikliğe ayak uydurmasını zorlaştırmaktadır. Toplum yargıya olan güvenini yitirmektedir. Maalesef yargının iş yükü nedeniyle sistem ağır işlemekte ve adalet gecikmektedir. Geç gelen adalet gecikmiş adalettir. Toplumları ayakta tutan hukukun varlığıdır. Bir ülkede hukuk düzgün işlemiyor ise o toplumun ilerlemesi mümkün değildir.

 

-İleriye yönelik hedefleriniz ve projelerinizden bahsedebilir misiniz?

 

Yargının daha başarılı olması ve adaletin hızlı bir şekilde ilerlemesi için fikir teatileri yapmaktayız. Söz konusu fikirlerimizi fiilen hayata geçirmek için çalışmalarımız yer almaktadır. Bu hususta hem yasa koyucunun hem de baroların birlikte koordineli olarak çalışması zaruridir. Bugün Avrupa’nın en büyük adliyesinin ülkemizde yer almasına rağmen adliyede çalışanlar dahi sıkıntı çekmektedir. Bu durumların düzelmesi için her türlü projenin öncüsü olmak niyetindeyiz.

 

Rüşa Doğan…

 

03.03.1982 İstanbul doğumluyum. Aslen Şanlıurfa Siverekli bir ailenin tek oğluyum. İstek Atanur Oğuz Balmumcu Lisesinden mezun olduktan sonra eğitimime İKÜ Hukuk Fakültesinde devam ettim. 2004 yılında mezun olduktan sonra stajımı Postacıoğlu Hukuk Bürosunda tamamladım. 2008 yılına kadar da aynı hukuk bürosunda avukat olarak çalıştım.

 

Vatani görevimi yaptıktan sonra 2012 yılına kadar Kartal Hukuk Bürosunda çalıştım. Sonraki süreçte ise meslek hayatıma serbest avukat olarak devam ettim.

 

Eşim Fulya Doğan da özel bir sigorta şirketinde avukatlık yapıyor. Ömer ve Ali adında iki çocuğum var.

 

Bugüne kadar meslek hayatımda önemli davalarda yer aldım; toplumun ve sosyal medyanın yakından takip ettiği davaları başarıyla sonuçlandırdım. Bundan sonrada hukukun üstünlüğüne ve adalete (her ne kadar geç işlese de) bağlı kalarak, hizmet vermekte olduğum müvekkillerimin problemlerinin çözümlenmesinde yardımcı olmak ve müspet şekilde sonuçlandırmak hedefim, manevi olarak iç huzurumdur.

Yorumlar kapalı.