Tuğçe Şahin: En büyük hata tutarsızlık…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Değerli okurlarımız, bu sayımızda sizler için farklı bir çalışma yaptım ve Türkiye’nin ilk ve tek Kişisel Marka Danışmanı Tuğçe Şahin ile özel bir söyleşi gerçekleştirdim…

 

Türkiye’nin ilk ve tek Kişisel Marka Danışmanı Tuğçe Şahin; “Hedef neslin davranış ve iletişim biçimi önem teşkil ediyor. Kişi ne kadar başarılı olursa olsun, bunu ifade edemediği noktada başarısız sayılıyor. Dolayısıyla değişmeyen şey iletişimin önceliği iken, iletişim biçimi en değişken faktör” diyor…

 

– Kişisel markalaşma kavramını son günlerde daha çok duymaya başladık, neden?

 

Kişisel Markalaşma tanımı, insanlar arasında 2000’li yıllarda yaygınlaşmaya başlamış olsa da aslında yeni duyulan, sadece bu kavramın tanımlanmış halidir. Kişinin kendi markasını yönetme çabası ve kendini iletişimde olduğu çevreye daha iyi anlatmaya çalışması ile başlıyor, aslında en başından beri vardı diyebiliriz. Bu dönemde yaygınlaşmasının nedeni ise, insanlar hayatlarında artan rekabetin akabinde farklılaşmaya çalışıyor, dolayısıyla donanımlarını artırıyor. Bu farklılaşmanın yerinde ve hedefe uygun olması, önemli bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Bu da strateji kurmayı gerektiriyor. Kişiler, kendilerini ayrıştırıp hedeflerine daha çabuk ulaşabilmek adına yaptıkları arayışlar sırasında Personal Branding kavramı ile tanışıyorlar. Ve aslında Personal Brand Management bu arayışın ta kendisi oluyor.

 

– Film yıldızlarının, pop starların, futbolcu ve sporcuların da markalaşmasını doğal karşılıyoruz. Benzer şekilde profesyonel iş dünyasındaki kişilerin de Personal Branding konusunu planlamaları ve yönetmeleri gerektiğini söylüyorsunuz. Sahiden kişisel markalaşma, iş profesyonelleri için ne kadar gerekli ve kişisel imajlarını nasıl yönetecekler?

 

Oyuncular, politikacılar, sporcular yaptıkları iş gereği çok fazla göz önündeler ve doğal olarak kitleler tarafından takip ediliyorlar. Her hareketleri, tarzları, demeçleri çokça insan tarafından gözlemlenip yorumlandığı için bu gibi insanların yaşam biçimlerine, konumlarına, davranış, konuşma ve görünümlerine dikkat ederek, bunu stratejik olarak yönetmek gerektiği konusunda çoğunlukla hem fikirler. Zaten bu kavram da, ilk çıkış noktasında bu şekilde anlatılıyordu.  Ben bu konuyu tezimde şu şekilde ele aldım; kişisel marka yönetimi sadece oyuncular, politikacılar ve sanatçılar için değil, hedef kitlesi olan herkes için gerekli.

 

Hedef kitle, ev hanımından tutun CEO’ya kadar herkesi kapsıyor.

 

Dolayısıyla buradan şöyle bir sonuç çıkıyor “Kişisel Marka Yönetimi herkes için geçerli ve gerekli”. Yalnız bir parantez açmakta fayda var. Sanatçılar için bu strateji oluşumunu biraz daha farklı ele almak gerekiyor: Sanat tamamen duyguların yansıması olduğu için hesap, kitap, kurgu, alışveriş bu dışavurumu etkileyen unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.  Sanatçının, sanatını kendi özgürlüğünde icra edebilmesi için, bu kişilerde Personal Brand Management’ın dengelerini çok daha farklı seyretmekte ve ele almaktayız. İş dünyasında ise adım adım yol haritası belirleyerek, a-b-c hatta bazen d planlarıyla, kişinin hep aklında tutması gereken her adımında öncelikli olarak düşünmesi gereken maddeleri sıralayarak ilerliyoruz. Sanatçıların tam aksine iş adamlarından isteğimiz duygusal değil mantıksal hareket edilmesi. Kişilerin mesleki donanımları ile,  güçlü özellikleriyle anılmalarını sağlamak, ilk akla gelecek spesifik, başarılı yönlerini saptamak ve ön plana çıkartmak. Gizlemeleri gereken zayıflıkları tespit etmek, kariyer planlamaları, yükselme süreçleri, personel yönetimi, zaman yönetimi, iş disiplinleri, iş ve sosyal yaşam dengeleri, ajandaları, görüntüleri, davranışları hep bu sürecin bir parçası olarak ele almak ve planlamak gerekiyor.

 

SAMSUNG CSC

 

– Kişisel markalaşma üzerine seminerlere davet ediliyor ve yurt dışında bu konularda ders veriyorsunuz, kişisel markalaşmanın önemini ilk önce kimler fark etti ve sizin danışmanlık verdiğiniz alanlar nelerdir?

 

Yeni bir kavram, dolayısıyla kimse durup dururken konu ile ilgilenmiyor. Bahsettiğimiz gibi bu dönemde insanlar kendilerini daha fazla geliştirme ve ilerletme peşinde. Çoğu iş sahibi, CEO ve yöneticiler, kendilerine ekleyebilecekleri her türlü bilgi birikimi, öneri, düşünce ve çözüm ortaklığına açık. Politikacılar, yöneticiler, kobiler, iş sahipleri, sanatçılar ve cemiyetten birtakım isimlerle çalışıyorum. Derneklerde Personal Branding kavramının ne olduğunu anlatıyorum. Hem Türkiye’de, hem de Londra ve New York’ta üniversitelerde, konuk konuşmacı olarak Personal Branding yönetimini, Marketing ve Branding ‘ deki yerini anlatıyorum. Son olarak kendi sosyal sorumluluk projemiz olan Anadolu’daki liselere, kariyer ve gelecek planlaması üzerine konuşmalara gidiyorum.

 

– Kişisel markasını çok kötü ve çok iyi yönetenler nerede tökezliyor? 

 

Kişisel Markalaşma sürecinde, hedefin hayali belirlenmesi ve potansiyelin hedefe ulaşmaması yapılan en bariz hatalar olarak kamuoyuna yansıyor. “Çok yetenekli ama belli etmiyor”, “çok başarılı ama göstermiyor”, “işinde uzman fakat geride kaldı” gibi söylemleri duymuşsunuzdur. Bunlar, kişinin kendini pazarlama eksikliğinin vermiş olduğu sonuçlar. En büyük hata ise tutarsızlık. Tabi tutarsızlık, bu süreçte bir strateji değil ise… Tutarsızlık güveni tamamen etkiliyor ve geri kazanımı en zor olan konulardan biri. Olmayacak vaadler vermek, vaad verilen kitleyi olumsuz etkilediğinden dolayı amaçlanan hedefe ulaşmak zorlaşıyor. Genelde kişisel markanın doğru yönetilmesinin, marka bilinirliği ile karıştırıldığını görüyorum. En iyi marka yönetimi, en çok bilinen ya da hedef kitlenin  A+  olduğu marka anlamına gelmiyor. Doğru hedef kitleye, en doğru şeyi sunan ve bunu sürdürebilenler  marka değeri en yüksek markalar olacaktır.

 

– Markalar kişilerle çalışıyor ve kişiler markaları temsil ediyor, böyle baktığımızda 2016 yılında markaların iletişim stratejilerini yürütürken hangi dinamiklere daha fazla önem vermesi gerektiğini düşünüyorsunuz?

 

Dönemin değişmesiyle birlikte, insanların iletişim biçimleri de değişiyor. Personal Branding Management süreci, kendi potansiyelini belirlemeyi, daha sonra hedef kitleyi tanıma esnasında bu iletişimi yönetmenin stratejisi olarak kurgulanıyor. Burada en önemli faktörlerden biri nesil. Hedef neslin davranış ve iletişim biçimi önem teşkil ediyor. Kişi ne kadar başarılı olursa olsun, bunu ifade edemediği noktada başarısız sayılıyor. Dolayısıyla değişmeyen şey iletişimin önceliği iken, iletişim biçimi en değişken faktör.

Yorumlar kapalı.